Başında basm olan 11 kelime var. BASM ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde basm olan kelimeler listesine ya da sonu basm ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

BASMAKALIPLAŞMA

13 Harfli Kelimeler

BASMAKALIPLIK

10 Harfli Kelimeler

BASMACILIK, BASMAKALIP

9 Harfli Kelimeler

BASMAHANE, BASMAYAZI

8 Harfli Kelimeler

BASMALIK

7 Harfli Kelimeler

BASMACI, BASMALI

6 Harfli Kelimeler

BASMAK

5 Harfli Kelimeler

BASMA


Kelime bulma makinesi

A B M S Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

BAS, MAS, SAM

2 Harfli Kelimeler

AB, AM, AS, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BASMAKALIPLAŞMA

  1. [isim] Basmakalıplaşmak durumu

BASMAKALIPLIK

  1. [isim] Basmakalıp olma durumu
    • "Basmakalıba aykırı düşeni anlatmakla, basmakalıplığın daha iyi vurgulanacağını öğrenirken yıllar geçiyor." (Tomris Uyar)

BASMACILIK

  1. [isim] Basma alım satımı
  2. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basma işi
  3. Matbaacılık

BASMAKALIP

  1. [sıfat] Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe
    • "Kimi daha da iyi söylenebilecek basmakalıp fikirleri piyesleştirdiğinden dem vurdu." (Haldun Taner)

BASMAHANE

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Basma yapılan iş yeri

BASMAYAZI

  1. [isim] Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler

BASMALIK

  1. [isim] Üzerine basılacak şey
    • "Doktor basmalıkların kaldırılması için dayatıyor, mikrop yuvasıdır diyor." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)

BASMACI

  1. [isim] Basma yapan veya satan kimse
  2. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse
  3. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı

BASMALI

  1. [sıfat] Basması olan
  2. Basılarak çalıştırılan

BASMAK

  1. [-e] Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
    • "Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına." (Cahit Külebi)
    • "Yastık koşusunu kazanan tayın, biraz idman edilirse çok atları basıp geçeceğini konuşuyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Küçük çocuklar ayakta durabilmek
  3. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
    • "Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız." (Halide Edip Adıvar)
  4. [-i] Sıkıştırarak yerleştirmek
    • "Peyniri küpe basmak."
  5. [-i] Bası işi yapmak, tabetmek
  6. [-i] Örtmek, bürümek, kaplamak
    • "Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [-i] Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb. bir araçla iz yapmak
    • "Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım." (Sait Faik Abasıyanık)
  8. [-i] Baskın yapmak
    • "Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış." (Etem İzzet Benice)
  9. [nsz] Bazı adlarla sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır
    • "Bir kahkaha basarak merdivenleri inmeye başladım." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. Bir kimse bir yaşa girmek
    • "On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım." (Azra Erhat)
  11. [-i] Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek
    • "Şehri akşamüstü sis basmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  12. [-i] Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
    • "Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak."
  13. [nsz] Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak
  14. [-i] Uygunsuz vaziyette yakalamak
  15. [nsz] Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
    • "Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." (Yusuf Ziya Bahadınlı)

BASMA

  1. [isim] Basmak işi
  2. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua
  3. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun
  4. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş
    • "O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim." (Memduh Şevket Esendal)
  5. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış olan
    • "Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti." (Peyami Safa)
  6. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı
  7. [sıfat] Basılmış, matbu
  8. Gübre, tezek

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü