Başında bak olan 6 harfli 9 kelime var. Bak ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde bak olan kelimeler listesine ya da sonu bak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında bak bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A B K
3 Harfli Kelimeler
BAK
2 Harfli Kelimeler
AB, AK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAKRAÇ
-
-
[isim]
Çoğunlukla bakırdan yapılan küçük kova
- "Kuyu bakracı."
-
[sıfat]
Bu kovanın alabildiği miktarda olan
- "Yüzleri, kafalarından aşağı birkaç bakraç su akıtılmış gibi sırılsıklamdı terden."
-
[isim]
Çoğunlukla bakırdan yapılan küçük kova
- BAKMAK
-
-
[-e]
Bakışı bir şey üzerine çevirmek
- "Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim"
-
Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
- "Limana bakan penceresinden deniz görünürdü."
-
Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek; esermek
-
Bakınız geçindirmek
- "Üç çocuklu bir aileye bakıyor."
-
Bir iş birinden beklenmek
- "Evin bütün işleri bana bakıyor."
-
Hastayı muayene etmek
- "Tekrar yukarı çıktık, doktor baksın da bir şey desin diye beklemeye başladık."
-
Tedavi etmek için ilgilenmek
-
Görüp incelemek
- "Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak."
-
Kontrol etmek
- "Yemeğin tadına bakar mısınız?"
-
Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
- "Pasaport işine polis bakar."
-
[nesnesiz]
İtina göstermek; ilgilenmek
- "Baktılar, ettiler; ilaç, tedavi faydası olmadı."
-
Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
- "Çocuğum, sen derslerine bak."
-
Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
- "Bu iş beş bin liraya bakar."
-
Bir şeyi gözetmek, korumak
-
-e benzemek
- "Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor."
-
[nesnesiz]
Bir şeyin farkına varmak
- "Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez."
-
Özen göstermek
- "Vaktini boş geçirmemeye bak!"
-
[-e]
Bakışı bir şey üzerine çevirmek
- BAKKAL
-
Kelime Kökeni: Arapça baḳḳāl
-
[isim]
Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse
- "Bakkallar, sebzeciler eline bir iki şey tutuştururlardı."
-
Bu maddelerin satıldığı dükkân
- "Bir evin ihtiyacı olabilecek hemen hemen her şey bakkallarda bulunurdu."
-
[isim]
Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse
- BAKİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça baḳiyye
-
[isim]
Artık, artan, kalan, geri kalan şey
- "Hastanelerde boş yatak kalmamış, çoğunda ikişer kişi, bakiyesini bahçeye yatırıyorlar."
-
[eskimiş]
Bakınız kalıntı
- "Bunun bir eski ev değil, dünyayı terk etmişlere mahsus bir manastır bakiyesi olduğunu anlardım."
-
[ekonomi]
Alacak ve borçlar arasındaki fark
-
[isim]
Artık, artan, kalan, geri kalan şey
- BAKICI
-
-
[isim]
Bakma işiyle görevlendirilen kimse
-
Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse
- "Bakıcının sürekli olması, sık sık değişmemesi gerekir."
-
Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse
-
Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse
- "Anlaşılıyor, alıcı değil, bakıcısın. Alıcı suratı yok sende pek."
-
Bakınız falcı
- "Ondan sonra bakıcı hoca remil atsa nerede olduğumu bulamaz."
-
[sıfat]
Bakma işini yapan
- "Ustanın anası yatalak oldu, yanına başka bir bakıcı kocakarı tuttum."
-
[isim]
Bakma işiyle görevlendirilen kimse
- BAKİRE
-
Kelime Kökeni: Arapça bākire
-
[sıfat]
Cinsel ilişkide bulunmamış (dişi); kızoğlan, kızoğlankız, erden
- "Bu mahallede bakire kızları bakkal dükkânına bile yollamıyorlar."
-
[sıfat]
Cinsel ilişkide bulunmamış (dişi); kızoğlan, kızoğlankız, erden
- BAKAYA
-
Kelime Kökeni: Arapça baḳāyā
-
[isim, askerlik]
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar
- "Bu taburlar, yol taburu erleri, firariler, bakayalar ve tekrar sağlığına kavuşmuş olan askerler ile gayrimüslim erlerden oluşmaktaydı."
-
[ekonomi]
Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler
-
[eskimiş]
Kalıntılar
-
[isim, askerlik]
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar
- BAKLAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Anguda benzeyen kırmızı renkli bir tür yaban kazı (Otis tarda)
-
[isim, hayvan bilimi]
Anguda benzeyen kırmızı renkli bir tür yaban kazı (Otis tarda)
- BAKARA
-
Kelime Kökeni: Fransızca baccara
-
[isim]
İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar
- "Geçenlerde bir iş adamı bakarada yüz bin liraya yakın para kaybetti."
-
[isim]
İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar