Sonunda ba olan 4 harfli 19 kelime var. BA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ba olan kelimeler listesine ya da başında ba olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İŞBA
-
Kelime Kökeni: Arapça işbāʿ
- ROBA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca roba
-
[isim]
Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça
-
[isim]
Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça
- DİBA
-
Kelime Kökeni: Farsça dībā
-
[isim]
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş
-
[isim]
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş
- TUBA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭūbā
-
[isim]
Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda büyük bir ağaç
-
[isim]
Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda büyük bir ağaç
- BABA
-
-
[isim]
Çocuğu olan erkek; peder
- "Baba olmak bir süreç... Yani öyle bebek doğunca baba olunmuyor."
-
Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek
- "Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk'tür."
-
Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme
-
Çatı merteği
-
Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse
- "Atatürk Türk milletinin babasıdır."
-
[mecaz]
Anlayışlı, iyi huylu erkek
-
[mecaz]
Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı
- "Bu silahlar, Türkiye’deki ünlü mafya babaları tarafından ülkeye sokuluyordu."
-
[mecaz]
Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse
-
[mecaz]
Bakınız ata
- "Asya'daki babalarımızdan miras kalan millî şiirimizin manzum şekillerinde..."
-
[sıfat, argo]
Çok kaliteli, üstün nitelikli
-
Tarikatların bazısında tekke büyüğü
- "Bektaşi babası."
-
Bu gibi kimselere verilen ünvan
- "Gül Baba. Nur Baba. Baba İlyas."
-
[denizcilik]
Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme
-
[mimarlık]
Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge
-
[isim]
Çocuğu olan erkek; peder
- DUBA
-
-
[isim, denizcilik]
Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı
-
İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra
- "Dört beş duba üstüne bir küçük tahta köşk kurmuşlar."
-
[isim, denizcilik]
Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı
- URBA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca roba
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız giysi
- "Hemen belli olsun diye beyaz urbalar giyindi."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız giysi
- VEBA
-
Kelime Kökeni: Arapça vebāʾ
-
[isim, tıp]
Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluşturduğu bulaşıcı, öldürücü bir hastalık; taun
-
[hayvan bilimi]
Bazı hayvan hastalıkları
- "Sığır vebası. Domuz vebası."
-
[isim, tıp]
Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluşturduğu bulaşıcı, öldürücü bir hastalık; taun
- SOBA
-
Kelime Kökeni: Macarca szoba
-
[isim]
İçinde kömür, odun veya gaz yakılan veya elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı
- "Gözünü soba ateşine dikip ne düşünüyorsun?"
-
[isim]
İçinde kömür, odun veya gaz yakılan veya elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı
- CABA
-
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- "Bu mâni benden sana caba olsun."
-
[zarf]
Ek olarak
- "Kilometre başına bilmem ne kadar litre benzin dağıtılmış, yağ da caba!"
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- SABA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣabā
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
- JUBA
-
-
[isim]
Güney Sudan'ın başkenti
-
[isim]
Güney Sudan'ın başkenti
- RUBA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca roba
-
[isim, eskimiş]
Bakınız giysi
-
[isim, eskimiş]
Bakınız giysi
- ÇABA
-
-
[isim]
Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma; gayret, ceht
- "Yoksa başlı başına zafer, boşuna bir çaba olur."
-
[isim]
Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma; gayret, ceht
- TABA
-
Kelime Kökeni: Fransızca tabac
-
[isim]
Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi; tütün rengi
- "... siyah önlük, beyaz yakalar; kırmızı tokalı kemerler, taba rengi ilk makosenler vardı."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Taba ve bordo ayakkabılar takım elbiselerle birlikte kullanıldığında kıyafeti biraz sporlaştırır."
-
[isim]
Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi; tütün rengi
- YABA
-
-
[isim]
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
-
[isim]
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
- KÜBA
-
-
[isim]
Karayipler'in en büyük ada ülkesi; başkenti Havana
-
[isim]
Karayipler'in en büyük ada ülkesi; başkenti Havana
- HEBA
-
Kelime Kökeni: Arapça hebāʾ
-
[isim]
Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme
-
[isim]
Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme
- KABA
-
-
[sıfat]
Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz olan, ince karşıtı
- "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."
-
Taneleri iri
- "Kaba çakıl."
-
Görgüsü eksik, nezaketsiz (kimse)
- "Kaba, hantal, şivesiz bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."
-
Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli
- "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."
-
[isim]
Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer
-
[mecaz]
Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü olan; yoz, anif
- "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."
-
[sıfat]
Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz olan, ince karşıtı