Başında ba olan 6 harfli 130 kelime var. Ba ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ba olan kelimeler listesine ya da sonu ba ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ba bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A B Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

AB

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BARATA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Bilim doktorlarının ve kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık
  2. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık

BARSAM

  1. [isim] Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeşit çarpan balığı (Trachinus vipera)

BAKLAN

  1. [isim] Anguda benzeyen kırmızı renkli bir çeşit yaban kazı (Otis tarda)

BALÇIK

  1. [isim] İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil
    • "Yolları ve tarlaları görünce bir balçık ve çamur gölünü yarmak zorunda olduğumuzu anlamıştım." (Samiha Ayverdi)
  2. Güçlük çıkartan
  3. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak

BANMAK

  1. [-i] Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak, bandırmak
    • "Kahvaltımı önüme serer / Reçele ekmek banar, yerim." (Behçet Necatigil)

BAYTAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Veteriner

BAYLAN

  1. [sıfat] Nazlı
    • "O akşam, sesi baylan, hayli edalı bir hanıma dediğim gibi ..." (Atilla İlhan)

BAĞCIK

  1. [isim] Bağlama işinde kullanılan şerit biçiminde bağ

BAYRAM

  1. [isim] Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler
    • "Bayram etmek için daha bekleyelim mi?" (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Özel olarak kutlanan gün
    • "Üzüm bayramlarının eğlencelerinde bulunmak istiyorum." (Halide Edip Adıvar)
  3. Sevinç, neşe
    • "Sandalda, gemide bir sevinç, bir bayram, el çırpmalar, gülüşler, yaşalar." (Necati Cumalı)

BAKMAK

  1. Bakışı bir şey üzerine çevirmek
    • "Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim." (Cahit Sıtkı Tarancı)
    • "Bak, bu söylediğin doğru!"
    • "Bak bak, neler olmuş da haberimiz yok!"
    • "Kim olduğumu anlasın bakalım!" (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Aramak
    • "Bak şu işe!"
    • "Akşam oluyor, baksana hava karardı."
  3. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
    • "Limana bakan penceresinden deniz görünürdü." (Orhan Veli Kanık)
    • "Adamın aklına bak! Lafa bak! Kılığa bak!"
  4. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
  5. Beslemek, geçindirmek
    • "Üç çocuklu bir aileye bakıyor."
  6. Bir iş birinden beklenmek
    • "Evin bütün işleri bana bakıyor."
  7. Hastayı muayene etmek
  8. Tedavi etmek için ilgilenmek
  9. Yoklamak, incelemek, denemek
    • "Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız?"
  10. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
    • "Pasaport işine polis bakar."
  11. [nsz] İlgilenmek
    • "Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı." (Erhan Bener)
  12. Uğraşmak, meşgul olmak
    • "Çocuğum, sen derslerine bak."
  13. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
    • "Bu iş beş bin liraya bakar."
  14. Gözetmek, korumak
  15. Renklerde benzemek, andırmak
    • "Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor."
  16. Önem vermek, önem vererek üzerinde durmak
    • "Aşka kutsal gözle bakanları üzmekten korkarım." (Refik Halit Karay)
  17. [nsz] Anlamak, farkına varmak
    • "Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez." (Memduh Şevket Esendal)
  18. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
    • "Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak!"
  19. [nsz] Bebeğin veya çocuğun eğitim ve bakımıyla ilgilenmek
    • "Kadınlar, iş dönüşü çocuk bakıyor, yemek hazırlıyorlardı, o yorgunlukla." (Necati Cumalı)

BARTIN
...
BAKİRE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Cinsel ilişkide bulunmamış dişi, kız, kızoğlan, kızoğlankız
    • "Bu mahallede bakire kızları bakkal dükkânına bile yollamıyorlar." (Peyami Safa)

BAĞRIŞ

  1. [isim] Bağırma işi veya biçimi

BAŞMAK

  1. [isim] Ayakkabı

BAZISI

  1. [zamir] Birtakımı, kimisi

BAKRAÇ

  1. [isim] Çoğunlukla bakırdan yapılan küçük kova
    • "Kuyu bakracı."
  2. [sıfat] Bu kovanın alabildiği miktarda olan
    • "Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor." (Sait Faik Abasıyanık)

BATYAL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] 200-2000 m arasında derinliği olan deniz

BATINİ
...
BAZALI

  1. [sıfat] Bazası olan

BAŞBUĞ

  1. [isim] Eski Türklerde baş, başkan, komutan
  2. Osmanlı İmparatorluğu'nda savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü