Başında b olan 6 harfli 443 kelime var. B harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde b harfi olan kelimeler listesine ya da sonu b harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında b bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BUDALA

Kelime Kökeni: Arapça budalā

  1. [sıfat] Zekâca geri olan (kimse)
    • "Biz ondan yaşlı üç akıllı bu budalaya inandık." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Bakınız aptal
  3. [mecaz] Bir şeye aşırı düşkün
    • "Kibarlık budalası."
BULTAK

  1. [isim] Okul öncesi çocukların zekâ gelişimi için tasarlanmış, genellikle küp veya top biçiminde yapılan, üzerlerinde çeşitli şekillerde delikler bulunan ve bu şekillere göre hazırlanmış parçaları uygun deliğe sokma esasına dayanan bir oyuncak
BREZİL

Kelime Kökeni: Fransızca brêsil

  1. [isim, bitki bilimi] Baklagillerden, Brezilya’da yetişen bir ağacın içinde bulunan kırmızı boya maddesi içeren odunu
BASARİ

Kelime Kökeni: Arapça baṣarī

  1. [sıfat, eskimiş] Görme ile ilgili
BALÇAK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kabza
  2. Bakınız barçak
BÜGDÜZ

  1. [isim, tarih] Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
BERTİK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız bere (I)
  2. Deride mor leke, çürük
  3. [sıfat] İncinmiş, burkulmuş
BUNLUK

  1. [isim] Bakınız bunalım
    • "Hükûmet -her zamanki gibi- parasal bir bunluk içindedir." (Salâh Birsel)
BECERİ

  1. [isim] Elinden iş gelme durumu; maharet
  2. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği; maharet
  3. [spor] Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu
BADELİ
...
BİSMİL

  1. [isim] Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
BANKİZ

Kelime Kökeni: Fransızca banquise

  1. [isim, coğrafya] Bakınız buzla
BASTON

Kelime Kökeni: İtalyanca bastone

  1. [isim] Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç
    • "İsmet yengemin topal babası bastonunu yere vurdu." (Tarık Dursun K)
  2. [denizcilik] Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası
    • "Gemi bastonunun altında dalga kalabalığı birikip kabarıyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
BOLİÇE

Kelime Kökeni: İbranice

  1. [isim, ağızlardan] Yahudi kadını
    • "Balat kapısından girdim içeri / Boliçeler oturmuş iki geçeli" (Halk türküsü)
BEZMEK

  1. [-den] Bezgin duruma gelmek
    • "Kibrit kullanmaktan bezdiğimiz için bir eski çakmakla gazı yakmaktayız." (Burhan Felek)
BÜFECİ

  1. [isim] Büfe işleten kimse
    • "Büfeci vardır. Simit bulamazsan acı badem kurabiyesi bulursun..." (Kemal Tahir)
BÜLBÜL

Kelime Kökeni: Farsça bulbul

  1. [isim, hayvan bilimi] Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş; hezar (Luscinia megarhynchos)
    • "Bülbül kafeste şarkı söylemez." (Nâzım Hikmet)
  2. [mecaz] Sesi çok güzel olan kimse
    • "Hanende Nedim Bey ki gençliğinde Boğaziçi'nin bülbülü, en sevgili kuluyken artık onun da ihtiyarlamaya, sesinin bozulmaya başladığı söylenirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
BEYLİK

  1. [isim] Bey olma durumu
  2. [sıfat] Herkesin kullandığı, herkesin bildiği
    • "Çaresiz yine güneyde beylik bir tatil köyüne gideceğiz." (Haldun Taner)
  3. [sıfat] Bakınız basmakalıp
    • "Aramızdaki konuşmalar, beylik konuşmalar sınırını aşmamıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [sıfat] Bakınız mirî
    • "Beylik mal olduğundan askeriye şoförünün de katiyen insafı, acıması yok." (Kemal Tahir)
  5. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi
  6. [mecaz] Rahat yaşama
  7. [tarih] Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke; emîrlik, emaret, mirlik
    • "Sonunda bütün bu beylikler Osmanlı İmparatorluğu'nun bayrağı altında toplandı." (Cahit Uçuk)
  8. [eskimiş] Bakınız hükûmet
    • "Beylikten alacaklı olmak."
BOZKIR

  1. [isim, coğrafya] Genellikle orta kuşakta yer alan, baharda yeşerip yazın kuruyan ot topluluklarıyla kaplı alanların genel adı; step (I)
    • "Köyün etrafı çıplak, ümitsizlik verici tepelerle ve bozkırla çevrilidir." (Mehmet Kaplan)
BARAKA

Kelime Kökeni: İtalyanca baracca

  1. [isim] Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı
    • "Tren şehre girerken yerlilerin teneke barakaları görünür." (Orhan Seyfi Orhon)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü