Başında b olan 6 harfli 443 kelime var. B harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde b harfi olan kelimeler listesine ya da sonu b harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında b bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BUDALA
-
Kelime Kökeni: Arapça budalā
-
[sıfat]
Zekâca geri olan (kimse)
- "Biz ondan yaşlı üç akıllı bu budalaya inandık."
-
Bakınız aptal
-
[mecaz]
Bir şeye aşırı düşkün
- "Kibarlık budalası."
-
[sıfat]
Zekâca geri olan (kimse)
- BULTAK
-
-
[isim]
Okul öncesi çocukların zekâ gelişimi için tasarlanmış, genellikle küp veya top biçiminde yapılan, üzerlerinde çeşitli şekillerde delikler bulunan ve bu şekillere göre hazırlanmış parçaları uygun deliğe sokma esasına dayanan bir oyuncak
-
[isim]
Okul öncesi çocukların zekâ gelişimi için tasarlanmış, genellikle küp veya top biçiminde yapılan, üzerlerinde çeşitli şekillerde delikler bulunan ve bu şekillere göre hazırlanmış parçaları uygun deliğe sokma esasına dayanan bir oyuncak
- BREZİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca brêsil
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, Brezilya’da yetişen bir ağacın içinde bulunan kırmızı boya maddesi içeren odunu
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, Brezilya’da yetişen bir ağacın içinde bulunan kırmızı boya maddesi içeren odunu
- BASARİ
-
Kelime Kökeni: Arapça baṣarī
-
[sıfat, eskimiş]
Görme ile ilgili
-
[sıfat, eskimiş]
Görme ile ilgili
- BALÇAK
-
- BÜGDÜZ
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- BERTİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız bere (I)
-
Deride mor leke, çürük
-
[sıfat]
İncinmiş, burkulmuş
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız bere (I)
- BUNLUK
-
-
[isim]
Bakınız bunalım
- "Hükûmet -her zamanki gibi- parasal bir bunluk içindedir."
-
[isim]
Bakınız bunalım
- BECERİ
-
-
[isim]
Elinden iş gelme durumu; maharet
-
Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği; maharet
-
[spor]
Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu
-
[isim]
Elinden iş gelme durumu; maharet
- BADELİ
- ...
- BİSMİL
-
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
- BANKİZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca banquise
-
[isim, coğrafya]
Bakınız buzla
-
[isim, coğrafya]
Bakınız buzla
- BASTON
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bastone
-
[isim]
Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç
- "İsmet yengemin topal babası bastonunu yere vurdu."
-
[denizcilik]
Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası
- "Gemi bastonunun altında dalga kalabalığı birikip kabarıyordu."
-
[isim]
Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç
- BOLİÇE
-
Kelime Kökeni: İbranice
-
[isim, ağızlardan]
Yahudi kadını
- "Balat kapısından girdim içeri / Boliçeler oturmuş iki geçeli"
-
[isim, ağızlardan]
Yahudi kadını
- BEZMEK
-
-
[-den]
Bezgin duruma gelmek
- "Kibrit kullanmaktan bezdiğimiz için bir eski çakmakla gazı yakmaktayız."
-
[-den]
Bezgin duruma gelmek
- BÜFECİ
-
-
[isim]
Büfe işleten kimse
- "Büfeci vardır. Simit bulamazsan acı badem kurabiyesi bulursun..."
-
[isim]
Büfe işleten kimse
- BÜLBÜL
-
Kelime Kökeni: Farsça bulbul
-
[isim, hayvan bilimi]
Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş; hezar (Luscinia megarhynchos)
- "Bülbül kafeste şarkı söylemez."
-
[mecaz]
Sesi çok güzel olan kimse
- "Hanende Nedim Bey ki gençliğinde Boğaziçi'nin bülbülü, en sevgili kuluyken artık onun da ihtiyarlamaya, sesinin bozulmaya başladığı söylenirdi."
-
[isim, hayvan bilimi]
Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş; hezar (Luscinia megarhynchos)
- BEYLİK
-
-
[isim]
Bey olma durumu
-
[sıfat]
Herkesin kullandığı, herkesin bildiği
- "Çaresiz yine güneyde beylik bir tatil köyüne gideceğiz."
-
[sıfat]
Bakınız basmakalıp
- "Aramızdaki konuşmalar, beylik konuşmalar sınırını aşmamıştı."
-
[sıfat]
Bakınız mirî
- "Beylik mal olduğundan askeriye şoförünün de katiyen insafı, acıması yok."
-
Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi
-
[mecaz]
Rahat yaşama
-
[tarih]
Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke; emîrlik, emaret, mirlik
- "Sonunda bütün bu beylikler Osmanlı İmparatorluğu'nun bayrağı altında toplandı."
-
[eskimiş]
Bakınız hükûmet
- "Beylikten alacaklı olmak."
-
[isim]
Bey olma durumu
- BOZKIR
-
-
[isim, coğrafya]
Genellikle orta kuşakta yer alan, baharda yeşerip yazın kuruyan ot topluluklarıyla kaplı alanların genel adı; step (I)
- "Köyün etrafı çıplak, ümitsizlik verici tepelerle ve bozkırla çevrilidir."
-
[isim, coğrafya]
Genellikle orta kuşakta yer alan, baharda yeşerip yazın kuruyan ot topluluklarıyla kaplı alanların genel adı; step (I)
- BARAKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca baracca
-
[isim]
Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı
- "Tren şehre girerken yerlilerin teneke barakaları görünür."
-
[isim]
Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı