Sonunda aç olan 4 harfli 9 kelime var. AÇ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aç olan kelimeler listesine ya da başında aç olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARAÇ

  1. [isim] Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne
  2. Bakınız taşıt
    • "Araçlarından inen iki polis sulara basmamak için sıçrayarak kapıya doğru yaklaşıyorlar." (Ahmet Ümit)
  3. [mecaz] Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey; vasıta
    • "Bu yüzden iyi anlaşmak için araçların mükemmelliği söz konusu değildir." (İsmet Özel)
İZAÇ

Kelime Kökeni: Arapça izʿāc

  1. [isim, eskimiş] Bunaltma, tedirgin etme, baş ağrıtma, can sıkma
    • "Bu vaka Bilâl'i, uşakların izacından tamamen kurtardı." (Halide Edip Adıvar)
SMAÇ

Kelime Kökeni: İngilizce smash

  1. [isim, spor] Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma; küt (III)
  2. Basketbolda yakın mesafeden topu sertçe sepete geçirme
ULAÇ

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız zarf-fiil
    • "Böylece ekin yer aldığı ulaç öbekleri, cümlede durum zarf tümleci olurlar." (Kerime Üstünova)
AMAÇ

  1. [isim] Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenilen sonuç; erek, gaye, garaz, kasıt, maksat, murat, niyet
    • "Evet ama öteki kızı bu iş için kaçırdılarsa amaçlarına ulaştılar." (Ahmet Ümit)
  2. Bakınız hedef
    • "Amaç, şüphe götürmeyecek ilk kesin bilgiye varmaktı." (İhsan Oktay Anar)
  3. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev; misyon
İLAÇ

Kelime Kökeni: Arapça ʿilāc

  1. [isim] Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde; daru, em, ot
    • "Doktorlar da soğuk algınlığı teşhisi koymuşlar ve ilaçlar vermişler ancak iki gün geçmesine rağmen durumunda hiç düzelme olmamış, hatta geceleri de dâhil uyumamaya başlamış." (Suzan Yeşildağ)
  2. [mecaz] Çare, önlem
AĞAÇ

  1. [isim, bitki bilimi] Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki
    • "Pencerenin yakınındaki ağacın çiçekli dalları altında siyah bir kelebek uçuyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan
    • "Ancak yakın yıllardan dahi ağaç kaşıklar günümüze kadar gelememiştir." (Naci Eren)
  3. Bakınız kereste
    • "Rendelenmiş ağaç kokusu, hızar veya planya sesi, bir çivinin ağaca gömülmesi mest ediyordu beni." (Cemil Kavukçu)
AKAÇ

  1. [isim] Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç
  2. Yer altı su oluğu
ANAÇ

  1. [sıfat] Şefkatli, anne gibi davranan
    • "İki saattir eski geyik postu seccadesinin üstünde salatüselam çeken Fatma Hanım, tüneğinden inecek bir anaç tavuk edasıyla ayağa kalkınca birdenbire hiddetlendi." (Ömer Seyfettin)
  2. [isim] Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan
  3. [isim] Yemiş verecek durumdaki ağaç
    • "Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler." (Burhan Felek)
  4. [mecaz] Kurnaz olan
  5. [mecaz] Bakınız deneyimli
  6. [mecaz] Başına buyruk olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü