Başında aç olan 7 harfli 11 kelime var. Aç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aç olan kelimeler listesine ya da sonu aç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında aç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AÇIKGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık."
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- AÇTIRMA
-
-
[isim]
Açtırmak işi
- "Gümrük memurlarının birkaç çantayı açtırması beni bir kere daha terletmişti."
-
[isim]
Açtırmak işi
- AÇIKTAN
-
-
[zarf]
Bir yerin uzağından
- "Fakat yüksek rütbeli memurlar ve zülfüyâre dokunmaktan çekinenler sazın peşinde ve etrafında giden bu kayık ve sandalların aralarına girmezler de onları ancak kenarlarından ve biraz açıktan takip ederlerdi."
-
Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak
-
Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın
-
Açık olarak
- "Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerinde / Gördüğün her kıtaya açıktan diş bilersin"
-
Sesli olarak, yüksek sesle
- "Farz olan, kıraatin yerine gelecek şekilde Fatiha’nın ilk üç ayetinin gizli okunacak yerde açıktan, açıktan okunacak yerde gizli okunmasıdır."
-
[mecaz]
Ayrıca, ek olarak
- "Üstelik açıktan yol harçlığı falan da veriyor bana."
-
[zarf]
Bir yerin uzağından
- AÇMALIK
-
-
[isim]
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde
-
[isim]
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde
- AÇTIRIŞ
-
-
[isim]
Açtırmak işi
-
[isim]
Açtırmak işi
- AÇGÖZLÜ
-
-
[sıfat, mecaz]
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen; açgöz, gözü aç, gözü doymaz, haris, tamahkâr, tokgözlü karşıtı
- "Hiç boşuna heveslenme açgözlü yamyam. O miyavladığın benim elim."
-
[sıfat, mecaz]
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen; açgöz, gözü aç, gözü doymaz, haris, tamahkâr, tokgözlü karşıtı
- AÇIKLIK
-
-
[isim]
Açık olma durumu
-
İki yer arasındaki uzaklık
- "O köprünün açıklığı da hemen hemen aynı açıklıkta bizim köprüyle."
-
Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer
-
Boş ve geniş yer; meydanlık
-
Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu
- "Demokrasi bir açıklık rejimidir."
-
[edebiyat]
Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği; duruluk, vuzuh
- "Onlar bu faaliyetleriyle övünedursunlar, konuşup yazmada açıklık erdemi yeter de artar bile gerçek aydınlara."
-
[fizik]
Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik
-
[isim]
Açık olma durumu
- AÇINMAK
-
-
[nesnesiz]
Uyurken üzerindeki yorgan ve örtüyü atmak
-
[biyoloji]
Tohum çimlenme gelişimini tamamlamak
-
[ağızlardan]
Açık saçık giyinmek
-
[nesnesiz]
Uyurken üzerindeki yorgan ve örtüyü atmak
- AÇKISIZ
-
-
[sıfat]
Açkı yapılmamış
-
[sıfat]
Açkı yapılmamış
- AÇILMAK
-
-
[nesnesiz]
Açık duruma gelmek veya getirilmek
-
Renk daha açık bir tona gelmek
- "Perdenin rengi açıldı."
-
Kendine gelmek, biraz iyileşmek
- "Ateşi düşünce hasta açıldı."
-
[mecaz]
Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak
-
Kuruluş ilk kez veya yeniden işe başlamak
- "Kasabada bir çırçır fabrikası açılmış."
-
İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak
-
Geniş bir duruma gelmek
- "Ayakkabısı açıldı."
-
Yırtık duruma gelmek
- "Pantolonun dizleri açıldı."
-
Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek
- "Belki hava açılıyor."
-
[mecaz]
Gereken güce ulaşmak
- "Araç uzun yolda açıldı, hızı arttı."
-
[-den]
Kıyıdan uzaklaşmak
- "Ben yüzerken biraz fazla açıldım, kendimi Vardar'ın kuvvetli bir akıntısına kaptırdım."
-
Kapı, yol vb. geçit vermek
- "Yol açılmış, biriken vasıtalar sel hâlinde akmaya başlamıştı."
-
Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak
-
[-e, mecaz]
Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine anlatmak
- "Hiç kimseye açılmayarak yaşadığım bu altı ay beni bitirdi."
-
[-e, mecaz]
Karşı cinse sevdiğini ilk kez dile getirmek
-
[nesnesiz]
Açık duruma gelmek veya getirilmek
- AÇILAMA
-
-
[isim, sinema, televizyon]
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması
-
[isim, sinema, televizyon]
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması