Başında aç olan 5 harfli 4 kelime var. Aç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aç olan kelimeler listesine ya da sonu aç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında aç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AÇLIK
-
-
[isim]
Aç olma durumu
- "Açlıktan gözümüz dönmüştü."
-
[mecaz]
Aşırı istek içinde bulunma
- "Öğrenme konusundaki yorulmayan açlığımı karşılayan bir okuldaydım."
-
[isim]
Aç olma durumu
- AÇGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açgözlü
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açgözlü
- AÇMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
- "Kapıyı açıp içeri giriyorum."
-
Engeli kaldırmak
- "Karla kapanan yolu açmak."
-
Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri açık duruma getirmek
- "Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı."
-
Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
-
Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak
- "Su borusunu açmak."
-
Alanını genişletmek
- "Anıtın çevresini açmak."
-
Birbirinden uzaklaştırmak
- "Kollarını açtı."
-
Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak
- "Yumağı açmak."
-
Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak
-
Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek
-
Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak
- "Biraz sakinleşmek için kalktı, bir bitki çayı hazırladı, sonra da radyoyu açtı."
-
Alışverişi başlatmak
- "Güvenoyu başarısızlığından sonra transfer piyasasını açtı."
-
Rengin koyuluğunu azaltmak
- "Bu boyayı biraz daha açmalı."
-
Yakışmak, güzel göstermek
- "Bu renk odayı açtı."
-
Ferahlık vermek
-
Geçit sağlamak
- "İki oda arasına kapı açtık."
-
Bir konu ile ilgili konuşmak
-
Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek
- "Size derdimi açmaya geldim."
-
Satranç, poker vb. oyunları başlatmak
-
[nesnesiz]
Yapmak, düzenlemek
- "Sınav açmak."
-
[nesnesiz]
Ayırmak, tahsis etmek
- "Senin için üst katta bir oda açtık."
-
Görünür duruma getirmek
- "Kollarını, göğsünü açmış."
-
[nesnesiz]
Gökyüzü bulutların dağılmasıyla aydınlanmak
- "Hava açtı."
-
[nesnesiz]
Bitki çiçekli duruma gelmek
- "Hiç kurumuş ağaç yeşerir, çiçek açar mı?"
-
[mecaz]
Sıkıntısını gidermek, içine, gönlüne ferahlık vermek
- "Burası beni açmadı, başka yere gidelim."
-
[mecaz]
Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
- "Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu."
-
[eskimiş]
Savaşla almak
-
[tıp]
Bakınız yarmak
- "Çıbanı açmak."
-
[-i]
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
- AÇMAZ
-
-
[isim]
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu
-
[tiyatro]
Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz
-
[mecaz]
İçinden zor çıkılır durum
- "Günlerdir yollarda zahmetli yürüyüşlerimiz sırasında bu açmazlardan uzaktım."
-
[isim]
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu