Sonunda ara olan 7 harfli 22 kelime var. ARA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ara olan kelimeler listesine ya da başında ara olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A R

3 Harfli Kelimeler

ARA

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇAYKARA

  1. [isim, ağızlardan] Çay kenarında çıkan göze; kaynak, pınar
    • "Çaykaraların suyu o kadar soğuktur ki dişlerini tıkırdatır." (Yaşar Kemal)
HONİARA

  1. [isim] Solomon Adaları'nın başkenti
KAPKARA

  1. [sıfat] Çok kara, her yanı kara; simsiyah
    • "Düşündükçe kapkara, korkunç bir hayalet gözlerimi kapladı, başımın içi alev alev yandı." (Etem İzzet Benice)
  2. [zarf] Her yanı karalara bürünmüş bir biçimde
    • "Dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyorlardı." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Sıkıntılı, zor olan
    • "Nerede kaldı bunlar? Sel olup aktılar mı? / Kapkara bir günümde beni bıraktılar mı?" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
ÇALPARA

Kelime Kökeni: Farsça çār + pāre

  1. [isim] Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
    • "Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [hayvan bilimi] Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber)
  3. [denizcilik] Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak
CIZGARA

  1. [isim] Toplu olarak Türk müziği icra edilirken kullanılan bir yaylı saz türü
    • "Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır." (Salâh Birsel)
FARFARA

Kelime Kökeni: Arapça ferfere

  1. [sıfat] Çok konuşan
    • "Dalmış gülüp konuşmaya yüzlerce farfara / Yorgun kulaklarımda sürerken bu yaygara" (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bakınız ağzı kalabalık
  3. Yüksek sesle konuşan
  4. Çok övünen
ACIKARA

  1. [isim, bitki bilimi] Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir tür ekşi üzüm
KUMBARA

Kelime Kökeni: Farsça ḫumbara

  1. [isim] Para biriktirmek için kullanılan, bozuk veya kâğıt para atılan deliği olan, metal, toprak, plastikten yapılmış küçük kap
  2. [tarih] Bakınız humbara
HUMBARA

Kelime Kökeni: Farsça ḫumbere

  1. [isim, tarih] Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan, yuvarlak bir bomba türü; kumbara
    • "Fakat tam eline almıştı ki, humbara patlayıverdi." (İhsan Oktay Anar)
HARHARA

Kelime Kökeni: Arapça ḫarḫara

  1. [isim] Bakınız horultu
  2. Gürültülü ses
    • "O vinçlerin harharası, ince ve kalın vapur düdükleri." (Yusuf Kemal)
  3. Bakınız hırıltı
    • "O dudaklardan vaktiyle gönül bayıltan teraneler dökülürdü, şimdi zayıf bir harhara sızıyordu." (M. Turhan Tan)
ANAPARA

  1. [isim, ekonomi] Üzerinden faiz hesaplanacak olan para
TAMZARA

  1. [isim, müzik] Doğu Anadolu'da, toplu olarak oynanan bir halk oyunu
  2. Bu oyunun müziği
MASTARA

Kelime Kökeni: Arapça misṭara

  1. [isim, eskimiş, matematik] Bakınız iletki
MALKARA

  1. [isim] Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri
MARMARA

  1. [isim] Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri
ZAMPARA

Kelime Kökeni: Farsça zenbāre

  1. [sıfat] Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün (erkek); kadıncıl, keskin, zendost
    • "Onlar da sana seksen zamparayla boynuz taktırdılar ya." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
MASKARA

Kelime Kökeni: Arapça masḫara

  1. [sıfat] Eğlendirici, sevimli, güldürücü, soytarı (kimse)
    • "Görseniz ne maskara şey!"
  2. [mecaz] Şerefsiz, onursuz, haysiyetsiz, rezil (kimse); şebek
    • "Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar." (Halide Edip Adıvar)
ZIMPARA

Kelime Kökeni: Farsça sunpāre

  1. [isim, jeoloji] Çok sert alümin billurları kapsayan ve aşındırıcı olarak kullanılan doğal kaya
YAYGARA

  1. [isim] Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çağırma
    • "Cıyak cıyak bir dudu yaygarası, herkesi yerinden sıçrattı." (Sermet Muhtar Alus)
  2. [mecaz] Sızlanıp şikâyette bulunma
    • "Bizim gazetecilerin bu yaygaraları bence de haklı." (Aka Gündüz)
GARGARA

  1. [isim] Su veya ilaçlı sıvı ile ağız veya yutağı başı arkaya atıp solukla da sıvının yutulmasını engelleyerek çalkalama işi
  2. Bu maksatla kullanılan ilaçlı sıvı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü