Sonunda ara olan 4 harfli 9 kelime var. ARA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ara olan kelimeler listesine ya da başında ara olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARA
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣarʿa
-
[isim, tıp]
Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı; tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi
- "Nefesi kulunca, sıtmaya, havaleye, saraya, çarpıntıya birebirmiş."
-
[isim, tıp]
Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı; tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi
- HARA
-
Kelime Kökeni: Fransızca haras
-
[isim]
Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis
- "Karacabey harası."
-
[isim]
Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis
- DARA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca tara
-
[isim]
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı
-
Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb.; abra
-
İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı
-
[isim]
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı
- KARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳārra
-
[isim, jeoloji]
Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü; toprak
- "Kurbağa karada da soluk alır, suda da."
-
[isim, jeoloji]
Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü; toprak
- NARA
-
Kelime Kökeni: Arapça naʿre
-
[isim]
Haykırma, bağırma
- "Akıncıların naralarıyla savaş alanı çınladı."
-
Sarhoş veya külhanbeyi bağırması
-
[isim]
Haykırma, bağırma
- YARA
-
-
[isim]
Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik; ceriha
- "Yaranı tımar ettiler mi?"
-
Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık
- "Geminin omurgasındaki yara."
-
Vücutta işlemekte olan çıban; ülser
-
[mecaz]
Bakınız acı
- "Bu yarayı deşmeyin."
-
[isim]
Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik; ceriha
- PARA
-
Kelime Kökeni: Farsça pāre
-
[isim, ekonomi]
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı; mangır, mangiz, nakit, papel, tıkır, tıngır
- "Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı."
-
Bir emek karşılığında elde edilen kazanç
- "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."
-
[eskimiş]
Kuruşun kırkta biri
-
[isim, ekonomi]
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı; mangır, mangiz, nakit, papel, tıkır, tıngır
- ZARA
-
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
- BARA
-
-
[isim, fizik]
Aynı gerilimdeki besleme hattı veya çıkışların toplandığı ve dağıtıldığı boru veya iletken çubuk veya lama
-
[isim, fizik]
Aynı gerilimdeki besleme hattı veya çıkışların toplandığı ve dağıtıldığı boru veya iletken çubuk veya lama