Sonunda anmak olan 8 harfli 45 kelime var. ANMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde anmak olan kelimeler listesine ya da başında anmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A A K M N Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

AKMAN, ANMAK, KAMAN, KANMA

4 Harfli Kelimeler

AKMA, AMAN, ANAM, ANKA, ANMA, KAMA, KANA, MANA

3 Harfli Kelimeler

AKA, AMA, ANA, KAM, KAN, NAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AN, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SIVANMAK

  1. [nsz] Sıvama işi yapılmak
    • "Harç duvara sıvandı. Çocuğun elleri mürekkeple sıvandı."

USLANMAK

  1. [nsz] Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek
    • "Deli eniştemiz bir hayli yaşlanmıştı fakat hiç uslanmış değildi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Herhangi bir olaydan ders almak, aklı başına gelmek

KUŞANMAK

  1. [-i] Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak
  2. Giyinmek
    • "Takkesini geçirmiş, entarisini kuşanmış, elma soyuyordu." (Aka Gündüz)

ATLANMAK

  1. [nsz] Ata binmek
  2. At edinmek

YARANMAK

  1. [-e] Bir davranışla birini memnun etmek
    • "Vatanın hukukunu müdafaa etmek lazımken düşmana yaranmak bahanesi altında..." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye, gözüne girmeye çalışmak

DADANMAK

  1. [-e] Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek
    • "Çocuk çikolataya pek dadandı."
  2. Yarar, çıkar amacıyla veya alışkanlıkla bir yere sık uğramak, abone olmak
    • "İkinci sene plajlara da dadandı; yüzüyor, kumda yatıp güneşleniyor, dans ediyor, kürek çekiyordu." (Refik Halit Karay)

KINANMAK

  1. [nsz] Kınama işi yapılmak

DAYANMAK

  1. [-e] Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
    • "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [nsz] Kullanılışı uzun sürmek, dayanıklı olmak
    • "Bu kumaş çok dayandı."
  3. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek
    • "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
  4. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek
    • "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?" (Falih Rıfkı Atay)
  5. [nsz] Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek
    • "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler." (Necati Cumalı)
  6. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak
  7. [nsz] Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek
    • "Aradan biraz daha geçince kumandan dayanamadı, söze başladı." (Memduh Şevket Esendal)
  8. Varmak, ulaşmak
    • "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  9. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
    • "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  10. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
    • "Bu proje sonunda bize dayanacak."
  11. [nsz] Yetişmek, yeter olmak
  12. Hız vermek
    • "Şoför gaza dayandı."

SULANMAK

  1. [nsz] Sulama işi yapılmak
    • "Tarla sulandı."
  2. Sulu duruma gelmek
    • "Geceye doğru kar sulanıyor ve gevşiyor." (Atilla İlhan)
  3. Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma
    • "Kanı sulandı."
  4. Göz yaşarmak
    • "Otomobilde bir şey kaçtığı için durmadan gözü sulanıp akıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Ciddiyetini, ağırlığını kaybetmek
  6. [-e] İmrendiğini açığa vurmak
    • "Bizim çiçeklere sulandı."
  7. [-e] Birine karşı duyulan cinsel isteği kendisine sezdirmek, yeşillenmek

DOLANMAK

  1. [-e] Bir şeyin çevresine sarılmak
    • "Kocasının kolu beline bir kobra gibi dolanmış, ince kaburgalarını birbirine geçirecek gibi sıkıyordu." (Halide Edip Adıvar)
    • "Dolap beygirinin en büyük şansı gözlerinin bağlı olmasıdır; böylece aynı çember içinde dolanıp durduğunun farkında olmaz." (Ahmet Ümit)
  2. [nsz] Bir şeyin çevresinde dönmek, gezmek, dolaşmak
    • "Arkadan dolanıp uzaktan gözetleyecekti çeşmeyi." (Çetin Altan)
  3. [nsz] Karışmak, dolaşmak
  4. [-de] Gelişigüzel gezmek
    • "Kızlarının, gelinlerinin evleri arasında dolanıyor, hep evini, komşularını arıyordu." (Necati Cumalı)

KIVANMAK

  1. [-e] Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak

ALDANMAK

  1. Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak
    • "Hâline, tavrına bakan sana aldanır." (Ömer Seyfettin)
  2. Bir hileye, bir yalana kanmak
  3. [nsz] Hayal kırıklığına uğramak
    • "Sen benim dediklerime kulak ver, aldanmazsın!" (Memduh Şevket Esendal)
  4. [nsz] Avunmak, oyalanmak
  5. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak

AVLANMAK

  1. [nsz] Avlama işine konu olmak
  2. Ava gitmek, ava çıkmak, av için dolaşmak
    • "Ben her yıl bu ormanda avlanırım."

TARANMAK

  1. [nsz] Tarama işi yapılmak
    • "Yünler yıkandıktan sonra tarandı."
  2. Kendi başını taramak
    • "Bugün bu tarağımla taranmıştım." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Dikkatlice bir şey aramak
    • "Kalkarlarken tütün kesesini kuşağına sokan İboş arandı, tarandı" (Ömer Seyfettin)

UĞRANMAK

  1. [nsz] Uğrama işi yapılmak

OTLANMAK

  1. [nsz] Hayvan otlamak
  2. Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek

OKLANMAK

  1. [nsz] Okla vurulmak

DALANMAK

  1. [nsz] Dalama işine konu olmak

OYLANMAK

  1. [nsz] Oylama işi yapılmak
    • "... Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam gün geçtikten sonra oylanır." (Anayasa)

OYNANMAK

  1. [nsz] Oynama işine konu olmak
    • "O gece orada ne oynanacağına bakmadan içeri daldılar." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Herhangi biri oynamak

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü