Sonunda anmak olan 8 harfli 45 kelime var. ANMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde anmak olan kelimeler listesine ya da başında anmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A A K M N Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
AKMAN, ANMAK, KAMAN, KANMA
4 Harfli Kelimeler
AKMA, AMAN, ANAM, ANKA, ANMA, KAMA, KANA, MANA
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, ANA, KAM, KAN, NAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OKLANMAK
-
-
[nsz]
Okla vurulmak
-
[nsz]
Okla vurulmak
- DOLANMAK
-
-
[-e]
Bir şeyin çevresine sarılmak
- "Kocasının kolu beline bir kobra gibi dolanmış, ince kaburgalarını birbirine geçirecek gibi sıkıyordu." (Halide Edip Adıvar)
- "Dolap beygirinin en büyük şansı gözlerinin bağlı olmasıdır; böylece aynı çember içinde dolanıp durduğunun farkında olmaz." (Ahmet Ümit)
-
[nsz]
Bir şeyin çevresinde dönmek, gezmek, dolaşmak
- "Arkadan dolanıp uzaktan gözetleyecekti çeşmeyi." (Çetin Altan)
-
[nsz]
Karışmak, dolaşmak
-
[-de]
Gelişigüzel gezmek
- "Kızlarının, gelinlerinin evleri arasında dolanıyor, hep evini, komşularını arıyordu." (Necati Cumalı)
-
[-e]
Bir şeyin çevresine sarılmak
- UĞRANMAK
-
-
[nsz]
Uğrama işi yapılmak
-
[nsz]
Uğrama işi yapılmak
- YALANMAK
-
-
[nsz]
Yalama işi yapılmak veya yalama işine konu olmak
- "Tabak hiç yalanır mı?"
-
Kendini yalamak
- "Kedi yalanıyor."
-
[nsz]
Yalama işi yapılmak veya yalama işine konu olmak
- YAŞANMAK
-
-
[nsz]
Yaşama işi yapılmak
-
[nsz]
Yaşama işi yapılmak
- DAYANMAK
-
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Kullanılışı uzun sürmek, dayanıklı olmak
- "Bu kumaş çok dayandı."
-
Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek
- "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
-
Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek
- "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?" (Falih Rıfkı Atay)
-
[nsz]
Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek
- "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler." (Necati Cumalı)
-
Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak
-
[nsz]
Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek
- "Aradan biraz daha geçince kumandan dayanamadı, söze başladı." (Memduh Şevket Esendal)
-
Varmak, ulaşmak
- "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
- "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
- "Bu proje sonunda bize dayanacak."
-
[nsz]
Yetişmek, yeter olmak
-
Hız vermek
- "Şoför gaza dayandı."
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- ALDANMAK
-
-
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak
- "Hâline, tavrına bakan sana aldanır." (Ömer Seyfettin)
-
Bir hileye, bir yalana kanmak
-
[nsz]
Hayal kırıklığına uğramak
- "Sen benim dediklerime kulak ver, aldanmazsın!" (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Avunmak, oyalanmak
-
Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak
-
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak
- BUDANMAK
-
-
[nsz]
Budama işine konu olmak
-
[nsz]
Budama işine konu olmak
- YARANMAK
-
-
[-e]
Bir davranışla birini memnun etmek
- "Vatanın hukukunu müdafaa etmek lazımken düşmana yaranmak bahanesi altında..." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye, gözüne girmeye çalışmak
-
[-e]
Bir davranışla birini memnun etmek
- SINANMAK
-
-
[nsz]
Sınama işine konu olmak
-
[nsz]
Sınama işine konu olmak
- DALANMAK
-
-
[nsz]
Dalama işine konu olmak
-
[nsz]
Dalama işine konu olmak
- BOYANMAK
-
-
[nsz]
Boyama işi yapılmak
- "Yeni boyanıp temizlenmiş bir ev gibi havası ferahlık veriyordu." (Refik Halit Karay)
-
Kendi kendini boyamak, yüzüne boya sürmek, makyaj yapmak
- "İki hanım yaşları geçkince olmasına bakmayarak sürmüşler, boyanmışlar, omuzlarına tilkilerini almış, kurulmuşlar." (Memduh Şevket Esendal)
-
Boya veya renkli bir şey sürülmek
-
[nsz]
Boyama işi yapılmak
- SULANMAK
-
-
[nsz]
Sulama işi yapılmak
- "Tarla sulandı."
-
Sulu duruma gelmek
- "Geceye doğru kar sulanıyor ve gevşiyor." (Atilla İlhan)
-
Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma
- "Kanı sulandı."
-
Göz yaşarmak
- "Otomobilde bir şey kaçtığı için durmadan gözü sulanıp akıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Ciddiyetini, ağırlığını kaybetmek
-
[-e]
İmrendiğini açığa vurmak
- "Bizim çiçeklere sulandı."
-
[-e]
Birine karşı duyulan cinsel isteği kendisine sezdirmek, yeşillenmek
-
[nsz]
Sulama işi yapılmak
- UÇLANMAK
-
-
[nsz]
Uçlu duruma gelmek
-
Vermek
- "Tıngırın varsa uçlan, dedi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Uçlu duruma gelmek
- SIVANMAK
-
-
[nsz]
Sıvama işi yapılmak
- "Harç duvara sıvandı. Çocuğun elleri mürekkeple sıvandı."
-
[nsz]
Sıvama işi yapılmak
- ISLANMAK
-
-
[nsz]
Islak duruma gelmek
- "Pantolonları yarı bellerine kadar ıslanmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[nsz]
Islak duruma gelmek
- BULANMAK
-
-
[-e]
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak
- "Parfüme bulanmış bir ter, boyalı suratlarından buharlaşıyor." (Atilla İlhan)
-
[nsz]
Duruluğunu yitirmek
- "Havuz bulandı."
-
[nsz]
Parlaklığını ve açıklığını yitirmek
- "Hava bulandı."
-
[nsz]
Mide bulantısı olmak
-
[nsz]
Karışmak
- "Köylünün bu habere zihni bulandı." (Aka Gündüz)
-
[-e]
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak
- AVLANMAK
-
-
[nsz]
Avlama işine konu olmak
-
Ava gitmek, ava çıkmak, av için dolaşmak
- "Ben her yıl bu ormanda avlanırım."
-
[nsz]
Avlama işine konu olmak
- KIVANMAK
-
-
[-e]
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak
-
[-e]
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak
- DONANMAK
-
-
[nsz]
Giyinip kuşanmak, süslenmek
-
[-le]
Yayılıp kaplanmak
- "Baharda ağaçlar çiçeklerle donandı."
-
[-le]
Işıklı duruma gelmek, ışıklarla bezenmek
- "Bu gördüğünüz yol şenlik gecesi gibi ardı arası kesilmez sıra sıra otomobillerin fenerleriyle donanırdı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Gerekli nesneler bir araya getirilip süslenmek, gösterişli duruma getirilmek
- "Kırk türlü kuru yemişle donanmış masanın ortasına dikilmiş bir ince, ufak mum vardı." (Aka Gündüz)
-
[nsz]
Giyinip kuşanmak, süslenmek