Sonunda an olan 5 harfli 155 kelime var. AN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde an olan kelimeler listesine ya da başında an olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

VOLAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek
  2. Kadın giysilerinin etek ucu, kol vb. yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs

YAMAN

  1. [sıfat] Güç, etki veya beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan (kimse)
    • "Sen yaman bir inkılapçı olacaksın Yıldız." (Aka Gündüz)
  2. Kötü, korkulan (kimse)
  3. Alışılmadık, olağanın dışında
    • "Köhne çatısı yaman bir gürültü ile birdenbire sarsıldı." (Ercüment Ekrem Talu)

ÇOBAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Koyun, keçi, sığır, manda sürülerini otlatan kimse
    • "Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?" (Ziya Gökalp)

OKTAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Formülü C8H18 olan doymuş hidrokarbonlara verilen ad

AKSAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği
    • "Sade, akıcı ve temiz aksanı ile değil davranışları ile de Türk'ten ayırt edemezsiniz." (Haldun Taner)
  2. Vurgu

ONDAN

  1. o sebeple
    • "O kış, önceki kışlardan daha az üşüdüm." (Necati Cumalı)
    • "O duvar senin, bu duvar benim, sağdan sola, soldan sağa yalpa vurarak halkın önüne çıkıvermiş." (Halit Fahri Ozansoy)
    • "... o gün bugün bir kere bile hastalanıp yatmamıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Oyunları o kadar güzel olurmuş ki bunlar millî bir edebiyat eseri sayılırmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. onun tarafında olan (kimse)
    • "Ben uyandığım zaman o gitmişti." (Refik Halit Karay)

YABAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İnsan yaşamayan ıssız yer
    • "Kendini pek yabana atma. Olabilir ki bu kadın sana tutulmuştur." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Issız yerde yaşayan veya yetişen canlı
    • "Yaban keçisi. Yaban kedisi. Yaban sarımsağı."
  3. [sıfat] Issız
    • "Yalnız, yaban ormanda yaşayan yerliler bu zehrin ilacını bilirler." (Falih Rıfkı Atay)
  4. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse
    • "Yerliler bize yaban derler ve aramıza katılmazlardı." (Falih Rıfkı Atay)

DUMAN

  1. [isim] Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara veya esmer renkli gaz
    • "Emin ol ki her sigara yakışta / Daha duman tüter tütmez ordayım." (Bekir Sıtkı Erdoğan)
    • "Ama yerine göre karşısına dikilenlere de duman attırır." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Ortalığı duman görür, duman etmek isterdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık
    • "Köyünün üstüne boz bir duman çökmüştü." (Yahya Kemal)
    • "Sonra sen gazetende istediğin gibi ver dumanı." (Atilla İlhan)
    • "Anadolu notları arasına bugün dumanı üstünde bir Rumeli notu sıkıştırıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Adamın kafasını katiyen aydınlatmamalı, karıştırmalı ve dumana boğmalısınız." (Halide Edip Adıvar)
  3. Kötü, yaman
    • "İşimiz duman. Hâlimiz duman."
  4. Esrar

TAPAN

  1. [isim] Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen, ağaçtan geniş araç, sürgü

DIĞAN

  1. [isim] Yağ tavası

ORGAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Canlı bir vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv
    • "Bütün iç organlarım burkulur gibi oldu." (Necati Cumalı)
  2. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş
    • "Devlet organları."

FİLAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zamir] Falan

İSYAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma
    • "Demek ki bunca senelik kuzu gibi yumuşak başlı karısı da nihayet isyan bayrağını açmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bu otonom bölgelerde Zeta, 1040'ta Bizans'a karşı isyan ederek yarım asır mücadeleden sonra ikinci Sırp devleti vücuda geldi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme
    • "Bu kız beni ilk defa çevreme karşı isyandan, her şeye ibrazdan kurtardı." (Halide Edip Adıvar)
    • "Bu Müslüman adam, kadere yalnız İstanbul'dan uzakta ölmek endişesiyle isyan ederdi." (Ahmet Hamdi Tanpınar)

UÇMAN

  1. [isim] Pilot

EYVAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Teras, sundurma, ayvan
  2. Bir tarafı dışarıya açık olan oda, ayvan

LİSAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dil (I)
    • "Mektup uzun değildi, biraz da ticari bir lisanla yazılmıştı." (Peyami Safa)
    • "Ağaç lisana gelerek..."

ZİYAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Zarar
    • "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür." (Ruşen Eşref Ünaydın)
    • "Ah budala kız, gençliğinin kıymetini bilmiyorsun, güzelliğini ziyan ediyorsun." (Sermet Muhtar Alus)
    • "Bence ziyan olmuş, eski deyimiyle heder olmuş bir değerdir." (Haldun Taner)
    • "Biraz çabuk işe girişmiş olacağız ama ziyanı yok, diye düşündü." (Samim Kocagöz)

BAYAN

  1. [isim] Kadınların ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü
    • "Bayan İnci."
  2. Kadın
    • "Bir bayan geldi."
  3. Eş, karı
    • "Süleyman Bolluk da bayanın sımsıkı koluna girmişti." (Halide Edip Adıvar)
  4. [ünlem] Kadınlara bir seslenme sözü
    • "Bayan! Kimi aradınız?"

YILAN

  1. [isim] Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı, yerdegezen
    • "Ok yılanı. Su yılanı. Çıngıraklı yılan. Gözlüklü yılan."
  2. [sıfat] Sinsi ve hain
    • "Gözlerinde ancak annemin bildiği bir yılan ışıltısıyla gülüyor." (Yusuf Ziya Ortaç)

ZEBAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Dil (I)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü