Başında an olan 7 harfli 78 kelime var. An ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde an olan kelimeler listesine ya da sonu an ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında an bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ANARTRİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca anarthrie
-
[isim, tıp]
Bakınız dil tutukluğu
-
[isim, tıp]
Bakınız dil tutukluğu
- ANLAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak; fehmetmek
- "Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum."
-
Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek; fehmetmek
-
Sorup öğrenmek
-
Doğru ve yerinde bulmak
- "Hani bunu anladık ama!"
-
Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek; çakozlamak, fehmetmek
- "Kabul etmeyeceğini ben daha o gün anlamıştım."
-
[-den]
Bir şey hakkında bilgisi bulunmak
- "Hele bir de denizcilikten anlamıyorsanız su üstünde bahadırlık göstermek yerine beceriksizlik göstereceksiniz demektir."
-
[nesnesiz, -den]
Yarar sağlamak
- "Bu ilaçtan hiçbir şey anlamadım."
-
[-i]
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak; fehmetmek
- ANKETÇİ
-
-
[isim]
Anket yapan kimse; anketör
- "Ya bir anketçi bu alışkanlığımı öğrenir de ıssız adaya götüreceğim on kitabı gelip benden sorarsa ne cevap veririm?"
-
[isim]
Anket yapan kimse; anketör
- ANEKDOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca anecdote
-
[isim]
Bakınız hikâyecik
- "O, şimdi kulaktan kulağa aktarılan anekdotları, nefis ve veciz esprileri ile anılageliyor."
-
[isim]
Bakınız hikâyecik
- ANSAMBL
-
Kelime Kökeni: Fransızca ensemble
-
[isim, müzik]
Bakınız topluluk
-
[isim, müzik]
Bakınız topluluk
- ANADOLU
-
-
[isim]
Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı; Küçük Asya
- "Yemen’e, Fizan’a, Makedonya’ya hep Türkler yani Anadolu çocukları gider."
-
[isim]
Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı; Küçük Asya
- ANTERİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca entérite
-
[isim, tıp]
İnce bağırsak iltihabı
-
[isim, tıp]
İnce bağırsak iltihabı
- ANZAROT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿanzerūt
-
[isim, bitki bilimi]
Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla)
-
Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi
-
[argo]
Alkollü içecek
- "Tam eğleneceğimiz sırada anzarot bitti."
-
[isim, bitki bilimi]
Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla)
- ANOMALİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca anomalie
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız sapaklık
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız sapaklık
- ANAGRAM
-
Kelime Kökeni: Fransızca anagramme
-
[isim]
Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime
- "Bakla kelimesinin anagramı ablaktır."
-
[isim]
Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime
- ANUDANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿanūd + Farsça -āne
-
[sıfat, eskimiş]
İnatçıya benzer, inatçıya yakışır
- "Bu fırsatın üzerine tehalük edecek yerde anudane sükûtunuz hayra alamet telakki edilemez."
-
[sıfat, eskimiş]
İnatçıya benzer, inatçıya yakışır
- ANGUTÇA
-
-
[zarf]
Anguda yaraşır bir biçimde
-
[zarf]
Anguda yaraşır bir biçimde
- ANDEZİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca andésite
-
[isim, mineraloji]
Bakınız Ankara taşı
-
[isim, mineraloji]
Bakınız Ankara taşı
- ANTRAKT
-
Kelime Kökeni: Fransızca entracte
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bakınız ara
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bakınız ara
- ANITSAL
-
-
[sıfat]
Anıt niteliğinde olan, anıta benzeyen; abidevi
-
Bakınız görkemli
-
[sıfat]
Anıt niteliğinde olan, anıta benzeyen; abidevi
- ANLIKÇI
-
-
[sıfat, felsefe]
Anlıkçılık yanlısı olan
-
[sıfat, felsefe]
Anlıkçılık yanlısı olan
- ANLAYIŞ
-
-
[isim]
Anlamak işi; idrak, telakki
- "Ama doğrusu Hugo'yu artık uzun uzun okuyamıyoruz, onun şiiri, şiir anlayışı bizden çok uzaklaştı."
-
Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş, alışkanlık ve inançların etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi; zihniyet, mantalite
- "Çağın tiyatro anlayışını yansıtan yazılar da yayımlanıyordu."
-
Anlama yeteneği; feraset, izan
-
Hoş görme
-
Benzerlerinden ayıran özellik; konsept
-
[isim]
Anlamak işi; idrak, telakki
- ANAPARA
-
-
[isim, ekonomi]
Üzerinden faiz hesaplanacak olan para
-
[isim, ekonomi]
Üzerinden faiz hesaplanacak olan para
- ANLATMA
-
-
[isim]
Anlatmak işi; ifham, tefhim
- "Biz gücümüz yettiğince ve gönlümüzün isteğince sizi anlatmaya çalıştık."
-
[isim]
Anlatmak işi; ifham, tefhim
- ANAYASA
-
-
[isim, hukuk]
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa; kanunuesasi
-
[mecaz]
Bakınız temel
- "Prensesin bu memlekete getirip yaydığı Zekeriya sofrasının anayasası budur."
-
[isim, hukuk]
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa; kanunuesasi