Başında an olan 7 harfli 78 kelime var. An ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde an olan kelimeler listesine ya da sonu an ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında an bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ANARTRİ

Kelime Kökeni: Fransızca anarthrie

  1. [isim, tıp] Bakınız dil tutukluğu
ANLAMAK

  1. [-i] Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak; fehmetmek
    • "Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum." (Ahmet Ümit)
  2. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek; fehmetmek
  3. Sorup öğrenmek
  4. Doğru ve yerinde bulmak
    • "Hani bunu anladık ama!"
  5. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek; çakozlamak, fehmetmek
    • "Kabul etmeyeceğini ben daha o gün anlamıştım." (Mithat Cemal Kuntay)
  6. [-den] Bir şey hakkında bilgisi bulunmak
    • "Hele bir de denizcilikten anlamıyorsanız su üstünde bahadırlık göstermek yerine beceriksizlik göstereceksiniz demektir." (İsmet Özel)
  7. [nesnesiz, -den] Yarar sağlamak
    • "Bu ilaçtan hiçbir şey anlamadım."
ANKETÇİ

  1. [isim] Anket yapan kimse; anketör
    • "Ya bir anketçi bu alışkanlığımı öğrenir de ıssız adaya götüreceğim on kitabı gelip benden sorarsa ne cevap veririm?" (Suut Kemal Yetkin)
ANEKDOT

Kelime Kökeni: Fransızca anecdote

  1. [isim] Bakınız hikâyecik
    • "O, şimdi kulaktan kulağa aktarılan anekdotları, nefis ve veciz esprileri ile anılageliyor." (Haldun Taner)
ANSAMBL

Kelime Kökeni: Fransızca ensemble

  1. [isim, müzik] Bakınız topluluk
ANADOLU

  1. [isim] Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı; Küçük Asya
    • "Yemen’e, Fizan’a, Makedonya’ya hep Türkler yani Anadolu çocukları gider." (Ömer Seyfettin)
ANTERİT

Kelime Kökeni: Fransızca entérite

  1. [isim, tıp] İnce bağırsak iltihabı
ANZAROT

Kelime Kökeni: Arapça ʿanzerūt

  1. [isim, bitki bilimi] Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla)
  2. Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi
  3. [argo] Alkollü içecek
    • "Tam eğleneceğimiz sırada anzarot bitti." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ANOMALİ

Kelime Kökeni: Fransızca anomalie

  1. [isim, ruh bilimi] Bakınız sapaklık
ANAGRAM

Kelime Kökeni: Fransızca anagramme

  1. [isim] Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime
    • "Bakla kelimesinin anagramı ablaktır."
ANUDANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿanūd + Farsça -āne

  1. [sıfat, eskimiş] İnatçıya benzer, inatçıya yakışır
    • "Bu fırsatın üzerine tehalük edecek yerde anudane sükûtunuz hayra alamet telakki edilemez." (Attilâ İlhan)
ANGUTÇA

  1. [zarf] Anguda yaraşır bir biçimde
ANDEZİT

Kelime Kökeni: Fransızca andésite

  1. [isim, mineraloji] Bakınız Ankara taşı
ANTRAKT

Kelime Kökeni: Fransızca entracte

  1. [isim, sinema, tiyatro] Bakınız ara
ANITSAL

  1. [sıfat] Anıt niteliğinde olan, anıta benzeyen; abidevi
  2. Bakınız görkemli
ANLIKÇI

  1. [sıfat, felsefe] Anlıkçılık yanlısı olan
ANLAYIŞ

  1. [isim] Anlamak işi; idrak, telakki
    • "Ama doğrusu Hugo'yu artık uzun uzun okuyamıyoruz, onun şiiri, şiir anlayışı bizden çok uzaklaştı." (Nurullah Ataç)
  2. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş, alışkanlık ve inançların etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi; zihniyet, mantalite
    • "Çağın tiyatro anlayışını yansıtan yazılar da yayımlanıyordu." (Metin And)
  3. Anlama yeteneği; feraset, izan
  4. Hoş görme
  5. Benzerlerinden ayıran özellik; konsept
ANAPARA

  1. [isim, ekonomi] Üzerinden faiz hesaplanacak olan para
ANLATMA

  1. [isim] Anlatmak işi; ifham, tefhim
    • "Biz gücümüz yettiğince ve gönlümüzün isteğince sizi anlatmaya çalıştık." (Ahmet Kabaklı)
ANAYASA

  1. [isim, hukuk] Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa; kanunuesasi
  2. [mecaz] Bakınız temel
    • "Prensesin bu memlekete getirip yaydığı Zekeriya sofrasının anayasası budur." (Aka Gündüz)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü