Başında an olan 5 harfli 32 kelime var. An ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde an olan kelimeler listesine ya da sonu an ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında an bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ANTLI

  1. [sıfat] Ant içmiş
  2. Ant içirilmiş
ANALI

  1. [sıfat] Anası olan
ANSIZ

  1. [sıfat, ağızlardan] Anlama gücü zayıf, yavaş idrak eden (kimse)
ANGIN

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız ünlü
ANGUT

  1. [isim, hayvan bilimi] Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea)
  2. [argo] Hareketlerinde, durumunda bir incelik olmayan, görgüsüz (kimse)
    • "Bu saldırgan angutlar, kuru gürültüden başka bir şey değildir." (Salâh Birsel)
ANCAK

  1. [zarf] "Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz
    • "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. "En çok, daha çok, güçlükle, ucu ucuna, zorla" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz; anca, dar (I), gücün, olsa olsa
    • "Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi." (Hüseyin Bayaz)
  3. En erken
    • "Sinema ancak saat yarımda bitmişti." (Peyami Safa)
  4. [bağlaç] Aykırılık bildirmek amacıyla başına geldiği cümleyi önceki cümleye bağlayan bir söz; lakin
    • "Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır." (Nezihe Araz)
ANEMİ

Kelime Kökeni: Fransızca anémie

  1. [isim, tıp] Bakınız kansızlık
ANLAK

  1. [isim, ruh bilimi] Bakınız zekâ
ANLAM

  1. [isim] Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce; mana
    • "Anlam karmaşık bir sosyal ve tarihsel süreç içinden geçerek ortaya çıkar." (Sibel Ayşen Arkonaç)
  2. [dil bilimi] Kelimenin tek başına veya söz dizimindeki öteki ögelerle bağlantılı olarak zihinde yarattığı kavramlardan her biri; deme, mana, meal, mazmun, medlul
ANDAÇ

  1. [isim] Bakınız ajanda
  2. Bakınız hatıra
    • "Alabalıkları dağ köylüleri ırmaktan tutar getirirlerdi. Yanında andaç diye bir kâse dolusu dağ çileği yahut badem sunarlardı." (Ayla Kutlu)
  3. Bakınız yıllık
  4. Bir yerde geçirilen süreyi anımsamak için düzenlenen fotoğraflı kitapçık
ANANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿanʿane

  1. [isim, eskimiş, toplum bilimi] Bakınız gelenek
    • "Böyle ufak kasabalarda öteden beri aristokratik bir anane vardı." (Ercüment Ekrem Talu)
ANZAK

Kelime Kökeni: İngilizce “Australia and New Zealand Army Corps” sözünün ilk harflerinden

  1. [isim, tarih] Birinci Dünya Savaşı sırasında oluşturulan, Avustralya veya Yeni Zelanda birliklerinin ortak adı
ANİME

Kelime Kökeni: Fransızca animé

  1. [isim] Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi
    • "Anime ve manganın birçok ortak özelliği vardır; büyük gözler, uzun kol ve bacaklar gibi abartılmış fiziksel özellikler, çarpıcı bir biçimde şekillendirilmiş mimikler vb." (Orhan Tez)
ANTRE

Kelime Kökeni: Fransızca entrée

  1. [isim] Bakınız giriş
    • "Kilidi anahtarın içinde döndürüp aynı anda kapıyı açarak itiyorum onu, dışarı fırlıyorum, antreye koşup mantomu kaparak sokağa atıyorum kendimi." (İnci Aral)
ANTET

Kelime Kökeni: Fransızca en-tête

  1. [isim] Bakınız başlık
ANİDE

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız ansızın
ANTİK

Kelime Kökeni: Fransızca antique

  1. [sıfat, tarih] İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan; antika
    • "Antik filoloji hocası nasıl olur: Beyaz kabarık saçlı, dimdik başlı, eski Yunanlılar gibi ağır yürüyen, temkinli, düzenli, bilge bir kişi." (Haldun Taner)
ANTEP

  1. [isim] Bakınız Gaziantep
ANTEN

Kelime Kökeni: Fransızca antenne.

  1. [isim] Vericiden boşluğa gönderilen elektromanyetik dalgaları toplayarak alıcıya ileten veya elektromanyetik dalgalar gönderen, çeşitli biçimlerdeki iletken veya iletkenler bütünü aygıt
    • "Damları, kiremitleri, bol bol televizyon antenlerini, güvercinleri ve gökyüzünü görürdüm." (Feridun Andaç)
  2. [hayvan bilimi] Bakınız duyarga
  3. [denizcilik] Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar
ANDIÇ

  1. [isim] Uyarı veya hatırlatmak için yazılan not; muhtıra
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü