Sonunda amak olan 9 harfli 163 kelime var. AMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde amak olan kelimeler listesine ya da başında amak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Amak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A K M
4 Harfli Kelimeler
AKMA, KAMA
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, KAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- APAZLAMAK
-
-
[-i]
Bakınız avuçlamak
-
[nesnesiz, denizcilik]
Gemi apazlama rüzgârla gitmek
-
[nesnesiz, denizcilik]
Yelken rüzgârla dolup şişmek
-
[-i]
Bakınız avuçlamak
- TUFALAMAK
-
-
[-i]
Hırsızlık yapmak, eşya, para vb.ni çalmak
- "Paraları kim tufaladı, farkında bilem değilim, derdi."
-
Birini oyuna getirmek, aldatmak
-
[-i]
Hırsızlık yapmak, eşya, para vb.ni çalmak
- EMAYLAMAK
-
-
[-i]
Emayla kaplamak
-
[-i]
Emayla kaplamak
- UYGULAMAK
-
-
[-i]
Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirmek; tatbik etmek
- "Nitekim bilge bunu açıkça söylemekle kalmaz, tamı tamına uygular da."
-
[-e, -i]
Üst üste getirmek, üstüne koymak; tatbik etmek
- "İki üçgeni birbirine uygulamak."
-
[-i]
Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirmek; tatbik etmek
- AFALLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Şaşkınlıktan sersemleşmek
- "Herifin deli olduğunu anlayınca afalladım da serinkanlılığımı kaybetmedim."
-
[nesnesiz]
Şaşkınlıktan sersemleşmek
- CIRTLAMAK
-
-
[nesnesiz]
"Cırt" diye ses çıkarmak
-
“Cırt” diye ses çıkararak yırtılmak
- "Bu sabah da (eliyle potinin yanını göstererek ) șurası cırtladı."
-
[nesnesiz]
"Cırt" diye ses çıkarmak
- KUZULAMAK
-
-
[nesnesiz]
Koyun yavrulamak
-
Çocuk ellerini yere dayayarak dizleri üstünde emeklemek
-
[nesnesiz]
Koyun yavrulamak
- IRGALAMAK
-
-
[-i]
Yerinden oynatıp sallamak
-
[teklifsiz konuşmada]
Bakınız ilgilendirmek
- "Çirkin ya da güzel oluşum çoktandır ırgalamıyordu beni."
-
[-i]
Yerinden oynatıp sallamak
- SIRTLAMAK
-
-
[-i]
Birini veya bir şeyi sırtına alıp yüklenmek; arkalamak
- "Balığı sırtlayınca soluğu ninesinin kulübesinde aldı."
-
[mecaz]
Birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü veya geçimini üzerine almak
- "Gazete satan Babuş daracık omuzlarıyla bir aileyi sırtlayacak."
-
[-i]
Birini veya bir şeyi sırtına alıp yüklenmek; arkalamak
- KOVALAMAK
-
-
[-i]
Bakınız kovmak
-
Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak
- "Kendilerini kovalayanlardan kurtulmalarına rağmen tehlike henüz geçmiş değildi."
-
[mecaz]
Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek
- "Olayların ardı arası kesilmez. Hepsi birbirini kovalar."
-
[spor]
Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak
-
[-i]
Bakınız kovmak
- ANIMSAMAK
-
-
[-i]
Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek; ansımak, bulmak, çıkarmak, hatırlamak
- "Düşünüyorum da gizemli bir korkudan başka pek bir şey anımsamıyorum."
-
[-i]
Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek; ansımak, bulmak, çıkarmak, hatırlamak
- YUMUŞAMAK
-
-
[nesnesiz]
Sertliği kalmamak, yumuşak duruma gelmek
-
[mecaz]
Öfkesi, kızgınlığı, inadı geçmek
- "Kurt Hoca şimdi yumuşamış, el pençe divan duruyordu."
-
[dil bilgisi]
Bakınız tonlulaşmak
-
[nesnesiz]
Sertliği kalmamak, yumuşak duruma gelmek
- UMURSAMAK
-
-
[-i]
Aldırış etmek, önem vermek
- "Politikayı zerre kadar umursadığı yoktu."
-
[-i]
Aldırış etmek, önem vermek
- KUTULAMAK
-
-
[-i]
Kutuya yerleştirmek, kutuya koymak
-
[-i]
Kutuya yerleştirmek, kutuya koymak
- UĞURSAMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Herhangi bir olguyu veya nesneyi uğur saymak
-
[-i, ağızlardan]
Herhangi bir olguyu veya nesneyi uğur saymak
- ABUKLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız saçmalamak
-
[nesnesiz]
Bakınız saçmalamak
- AÇKILAMAK
-
-
[-i]
Açkı ile parlatmak
-
[-i]
Açkı ile parlatmak
- YAMALAMAK
-
-
[-i]
Yama ile onarmak, yama vurmak
-
[-i]
Yama ile onarmak, yama vurmak
- AZIMSAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak
- "Hasan Efendi azımsadı bu parayı, az surat astı."
-
[-i]
Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak
- DURALAMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız duraklamak
- "Yeni gelen üç kişi bir an girmekle girmemek arası kapının içinde duraladılar."
-
[nesnesiz]
Bakınız duraklamak