Başında ah olan 5 harfli 17 kelime var. Ah ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ah bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H

2 Harfli Kelimeler

AH, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AHVAL

Kelime Kökeni: Arapça aḥvāl

  1. [isim] Durumlar, hâller, vaziyetler
    • "Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır." (Atatürk)
  2. Davranışlar
  3. Olaylar
    • "Agâh Bey dünya ahvalinden habersiz." (Refik Halit Karay)
AHRAZ

Kelime Kökeni: Arapça aḫres

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız dilsiz
    • "Anan neden hiç laf etmez, ahraz mı yoksa ha?" (Fatma İrfan Serhan)
  2. Sağır ve dilsiz olan (kimse)
AHRET

Kelime Kökeni: Arapça āḫiret

  1. [isim] Bakınız ahiret
AHMAK

Kelime Kökeni: Arapça aḥmaḳ

  1. [sıfat] Aklını gereği gibi kullanamayan, anlama ve kavrama yetenekleri gelişmemiş (kimse)
    • "En doğru, en yüksek fikir, bir cahil veya ahmağın elinde gülünç, değersiz bir hâle gelebilir." (Mehmet Kaplan)
AHKAM

Kelime Kökeni: Arapça aḥkām

  1. [isim] Hükümler
AHFEŞ

Kelime Kökeni: Arapça aḫfeş

  1. [isim] "Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz
    • "Sermet Ahfeş’in keçisi gibi başını sallamaya hazırlandı." (Ömer Seyfettin)
AHBAP

Kelime Kökeni: Arapça aḥbāb

  1. [isim] Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse
    • "Ben yeni tanıdım ama kızın eski ahbapları imişler." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [ünlem, teklifsiz konuşmada] Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü
    • "Baksana ahbap!"
AHFAT

Kelime Kökeni: Arapça aḥfād

  1. [isim, eskimiş] Torunlar
    • "Harp Okulunun yiğit gençleri her sabah, 'Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!' marşı ile talime çıkarken ırkçı bir eğitim mi görüyorlar?" (Galip Erdem)
  2. Gelecek kuşaklar
AHALİ

Kelime Kökeni: Arapça ahālī

  1. [isim] Bir memleket, şehir veya semtte oturanların, yaşayanların hepsi; el (III), halk (I)
    • "Mevsim daha Boğaz'ın bütün ahalisini toplayamamıştır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bir yerde toplanan kalabalık; umum
    • "O, ahalinin ikide birde başlarını çevirip kendine baktıklarını zannediyordu, avuçları soğuyor, şakakları terliyordu." (Halide Edip Adıvar)
AHİZE

Kelime Kökeni: Arapça āḫiẕe

  1. [isim] Sabit telefonların sesleri duymaya ve karşı tarafa iletmeye yarayan parçası
    • "Ahize birinden ona geçerek belki bir saat konuştular." (Mithat Cemal Kuntay)
AHLAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç; yaban armudu, dağ armudu, çakal armudu (Pyrus elaeagnifolia)
    • "Bozkırda şurada burada, tek tük, sulaklarda söğüt ağaçları vardır. Bir tepede, bir yamaçta da ahlat ağaçları olur." (Yaşar Kemal)
  2. [bitki bilimi] Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi; yaban armudu, dağ armudu, çakal armudu
    • "Onlara söylemedim ama gün boyu girip çıkıp samanlığa sakladığı tüm ahlatları yedim, tükettim." (Çetin Öner)
  3. [argo] Kaba adam, yol iz bilmez kimse
AHUNT

Kelime Kökeni: Farsça āḫūnd

  1. [isim] İran ve Azerbaycan’da din adamlarına verilen ad
    • "Mirzalar, ağalar, ahuntlar eğlenmek için bu garip Türk’e kâğıt ve kalem verdiler." (Ömer Seyfettin)
AHLAK

Kelime Kökeni: Arapça aḫlāḳ

  1. [isim] Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları; aktöre, sağtöre
    • "Ahlak düzelmeden hiçbir şey düzelmez." (Çetin Altan)
  2. Huylar
    • "Bu şoförler hepinizin ahlakını bozdu." (Memduh Şevket Esendal)
AHLAF

Kelime Kökeni: Arapça aḫlāf

  1. [isim, eskimiş] Bizden sonrakiler, gelecek kuşaklar, eslaf karşıtı
AHCAR

Kelime Kökeni: Arapça aḥcār

  1. [isim, eskimiş] Taşlar
AHENK

Kelime Kökeni: Farsça āheng

  1. [isim] Bakınız uyum
  2. Çalgılı eğlence
    • "Kocam bu gece ahenge gitti." (Ömer Seyfettin)
  3. [edebiyat] Edebî metinlerde sözcüklerin sıralanışından veya birbirleriyle ilişkisinden doğan ve kulağa hoş gelen ses düzeni
  4. [müzik] Bakınız ezgi
    • "Tamtamların yeni ahengiyle raks başladı." (Nâzım Hikmet)
AHŞAP

Kelime Kökeni: Arapça aḫşāb

  1. [sıfat] Ağaçtan, tahtadan yapılmış
    • "Hani bazı ahşap evler vardır, üstüne beton püskürtülür." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [isim] Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü