Başında ah olan 5 harfli 17 kelime var. Ah ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ah bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AHVAL
-
Kelime Kökeni: Arapça aḥvāl
-
[isim]
Durumlar, hâller, vaziyetler
- "Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır."
-
Davranışlar
-
Olaylar
- "Agâh Bey dünya ahvalinden habersiz."
-
[isim]
Durumlar, hâller, vaziyetler
- AHRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça aḫres
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız dilsiz
- "Anan neden hiç laf etmez, ahraz mı yoksa ha?"
-
Sağır ve dilsiz olan (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız dilsiz
- AHRET
-
Kelime Kökeni: Arapça āḫiret
-
[isim]
Bakınız ahiret
-
[isim]
Bakınız ahiret
- AHMAK
-
Kelime Kökeni: Arapça aḥmaḳ
-
[sıfat]
Aklını gereği gibi kullanamayan, anlama ve kavrama yetenekleri gelişmemiş (kimse)
- "En doğru, en yüksek fikir, bir cahil veya ahmağın elinde gülünç, değersiz bir hâle gelebilir."
-
[sıfat]
Aklını gereği gibi kullanamayan, anlama ve kavrama yetenekleri gelişmemiş (kimse)
- AHKAM
-
Kelime Kökeni: Arapça aḥkām
-
[isim]
Hükümler
-
[isim]
Hükümler
- AHFEŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça aḫfeş
-
[isim]
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz
- "Sermet Ahfeş’in keçisi gibi başını sallamaya hazırlandı."
-
[isim]
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz
- AHBAP
-
Kelime Kökeni: Arapça aḥbāb
-
[isim]
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse
- "Ben yeni tanıdım ama kızın eski ahbapları imişler."
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü
- "Baksana ahbap!"
-
[isim]
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse
- AHFAT
-
Kelime Kökeni: Arapça aḥfād
-
[isim, eskimiş]
Torunlar
- "Harp Okulunun yiğit gençleri her sabah, 'Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!' marşı ile talime çıkarken ırkçı bir eğitim mi görüyorlar?"
-
Gelecek kuşaklar
-
[isim, eskimiş]
Torunlar
- AHALİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ahālī
-
[isim]
Bir memleket, şehir veya semtte oturanların, yaşayanların hepsi; el (III), halk (I)
- "Mevsim daha Boğaz'ın bütün ahalisini toplayamamıştır."
-
Bir yerde toplanan kalabalık; umum
- "O, ahalinin ikide birde başlarını çevirip kendine baktıklarını zannediyordu, avuçları soğuyor, şakakları terliyordu."
-
[isim]
Bir memleket, şehir veya semtte oturanların, yaşayanların hepsi; el (III), halk (I)
- AHİZE
-
Kelime Kökeni: Arapça āḫiẕe
-
[isim]
Sabit telefonların sesleri duymaya ve karşı tarafa iletmeye yarayan parçası
- "Ahize birinden ona geçerek belki bir saat konuştular."
-
[isim]
Sabit telefonların sesleri duymaya ve karşı tarafa iletmeye yarayan parçası
- AHLAT
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç; yaban armudu, dağ armudu, çakal armudu (Pyrus elaeagnifolia)
- "Bozkırda şurada burada, tek tük, sulaklarda söğüt ağaçları vardır. Bir tepede, bir yamaçta da ahlat ağaçları olur."
-
[bitki bilimi]
Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi; yaban armudu, dağ armudu, çakal armudu
- "Onlara söylemedim ama gün boyu girip çıkıp samanlığa sakladığı tüm ahlatları yedim, tükettim."
-
[argo]
Kaba adam, yol iz bilmez kimse
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç; yaban armudu, dağ armudu, çakal armudu (Pyrus elaeagnifolia)
- AHUNT
-
Kelime Kökeni: Farsça āḫūnd
-
[isim]
İran ve Azerbaycan’da din adamlarına verilen ad
- "Mirzalar, ağalar, ahuntlar eğlenmek için bu garip Türk’e kâğıt ve kalem verdiler."
-
[isim]
İran ve Azerbaycan’da din adamlarına verilen ad
- AHLAK
-
Kelime Kökeni: Arapça aḫlāḳ
-
[isim]
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları; aktöre, sağtöre
- "Ahlak düzelmeden hiçbir şey düzelmez."
-
Huylar
- "Bu şoförler hepinizin ahlakını bozdu."
-
[isim]
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları; aktöre, sağtöre
- AHLAF
-
Kelime Kökeni: Arapça aḫlāf
-
[isim, eskimiş]
Bizden sonrakiler, gelecek kuşaklar, eslaf karşıtı
-
[isim, eskimiş]
Bizden sonrakiler, gelecek kuşaklar, eslaf karşıtı
- AHCAR
-
Kelime Kökeni: Arapça aḥcār
-
[isim, eskimiş]
Taşlar
-
[isim, eskimiş]
Taşlar
- AHENK
-
Kelime Kökeni: Farsça āheng
- AHŞAP
-
Kelime Kökeni: Arapça aḫşāb
-
[sıfat]
Ağaçtan, tahtadan yapılmış
- "Hani bazı ahşap evler vardır, üstüne beton püskürtülür."
-
[isim]
Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne
-
[sıfat]
Ağaçtan, tahtadan yapılmış