Başında ab olan 8 harfli 19 kelime var. Ab ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ab bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ABIREVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça āb + Farsça revān
-
[isim]
Bakınız akarsu
- "Yârim senden ayrılalı / Hayli zaman oldu gel gel / Bak gözümden akan yaşa / Abırevan oldu gel gel"
-
[isim]
Bakınız akarsu
- ABİDEMSİ
-
-
[sıfat]
Bakınız anıtsı
- "İstanbul sadece abide ve abidemsi eserlerin bol olduğu şehir değildir."
-
[sıfat]
Bakınız anıtsı
- ABRAŞLIK
-
-
[isim]
Abraş olma durumu
- "Rivayete göre Hâris'te abraşlık hastalığı varmış..."
-
[isim]
Abraş olma durumu
- ABDALLIK
-
-
[isim]
Abdal olma durumu
- "Abdallık gitgide Bektaşiliğe karışmıştır. Her abdal Bektaşidir. Her Bektaşi de az çok abdaldır."
-
[isim]
Abdal olma durumu
- ABDESTLİ
-
-
[sıfat]
Abdest almış (kimse)
- "Abdestli olmadığı zamanlarda da o yüce dostla konuşulabileceğinden emindi."
-
Abdesti bozulmamış olan (kimse)
-
[isim, mecaz]
İyi adam
-
[zarf]
Abdest alarak, abdest almış olarak
-
[sıfat]
Abdest almış (kimse)
- ABESLANG
-
Kelime Kökeni: Fransızca abaisse langue
-
[isim]
Bakınız dilbasar
-
[isim]
Bakınız dilbasar
- ABLAKLIK
-
-
[isim]
Ablak olma durumu
- "Sekreterinin aslında oval bir biçimi olan alımlı yüzünde şaşırdığında ortaya çıkan o sevimli ablaklık vardı."
-
[isim]
Ablak olma durumu
- ABARTMAK
-
-
[-i]
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek; şişirmek, mübalağa etmek
-
Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak
- "Sanırım yaptığım rolü fazla abartmış ve yakayı ele vermiştim."
-
[-i]
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek; şişirmek, mübalağa etmek
- ABDİACİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿabd + ʿāciz
-
[isim]
Kişinin alçak gönüllülük göstermek amacıyla kendisini tanımlamak için söylediği bir söz
- "Adamın mırıldana mırıldana 'abdiâciz' diye ... bir el pençe divan durup boynunu büküşü vardı ki insanın şakkadak ense köküne bir tokat patlatası gelirdi."
-
[isim]
Kişinin alçak gönüllülük göstermek amacıyla kendisini tanımlamak için söylediği bir söz
- ABARTILI
-
-
[sıfat]
Olduğundan fazla gösterilen; abartmalı, mübalağalı
- "Sinek, kurtçukların çevresinde abartılı bir vızıltıyla dönenip duruyor."
-
[zarf]
Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde
-
[sıfat]
Olduğundan fazla gösterilen; abartmalı, mübalağalı
- ABECESEL
-
-
[sıfat]
Bakınız alfabetik
-
[sıfat]
Bakınız alfabetik
- ABAJURCU
-
-
[isim]
Abajur yapan veya satan kimse
- "İrina Baydak, abajurcu dükkânının içinde eski bir eser gibi bütün azameti ile oturuyor."
-
[isim]
Abajur yapan veya satan kimse
- ABIHAYAT
-
Kelime Kökeni: Farsça āb + Arapça ḥayāt
-
[isim, eskimiş]
Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağladığına inanılan bir su; bengi su, dirim suyu
- "Evet, abıhayat içtim, dedi, fakat Hızır aleyhisselamınki gibi hiç sabahı olmayan gecelerin içinden aylarca giderek bulunmuş gizli bir membadan değil!"
-
[isim, eskimiş]
Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağladığına inanılan bir su; bengi su, dirim suyu
- ABAJURLU
-
-
[sıfat]
Abajuru olan
- "Üstünde lacivert abajurlu, parlak bir madenden lamba."
-
[sıfat]
Abajuru olan
- ABONELİK
-
-
[isim]
Abone olma durumu
-
[sıfat]
Belirli sayıda abonesi olan
- "1926 yılında İstanbul'da bin abonelik otomatik telefon santralinin tamamlanıp kullanılmaya başlaması basında yankı bulmuştu."
-
[isim]
Abone olma durumu
- ABANDONE
-
Kelime Kökeni: Fransızca abandonné
-
[isim, denizcilik]
Geminin suya gömülmesi
-
[spor]
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması
-
[spor]
Otomobil yarışı vb. spor dallarında herhangi bir sebeple yarış dışı kalma
-
[mecaz]
Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme, ne yapacağını bilememe
-
[isim, denizcilik]
Geminin suya gömülmesi
- ABUKLAMA
-
-
[isim]
Bakınız saçmalama
-
[isim]
Bakınız saçmalama
- ABACILIK
-
-
[isim]
Abacının yaptığı iş
- "İstanbul'da abacılık, kürkçülük, arabacılık, bahçıvanlık, sütçülük ve fırıncılık gibi işler yapan Bulgarlar Galata'nın özellikle Tophane yönüne doğru yoğundular ve burada abacılık yaparlardı."
-
[isim]
Abacının yaptığı iş
- ABARTICI
-
-
[sıfat]
Abartıyı huy edinen (kimse); abartmacı, mübalağacı
- "Gerçekten Amerikan kanallarının o abartıcı havası içinde Türkiye'de olanlar anlatılıyordu."
-
[sıfat]
Abartıyı huy edinen (kimse); abartmacı, mübalağacı