Başında ab olan 8 harfli 19 kelime var. Ab ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ab bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ABIREVAN

Kelime Kökeni: Farsça āb + Farsça revān

  1. [isim] Bakınız akarsu
    • "Yârim senden ayrılalı / Hayli zaman oldu gel gel / Bak gözümden akan yaşa / Abırevan oldu gel gel" (Halk türküsü)
ABİDEMSİ

  1. [sıfat] Bakınız anıtsı
    • "İstanbul sadece abide ve abidemsi eserlerin bol olduğu şehir değildir." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
ABRAŞLIK

  1. [isim] Abraş olma durumu
    • "Rivayete göre Hâris'te abraşlık hastalığı varmış..." (Necip Fazıl Kısakürek)
ABDALLIK

  1. [isim] Abdal olma durumu
    • "Abdallık gitgide Bektaşiliğe karışmıştır. Her abdal Bektaşidir. Her Bektaşi de az çok abdaldır." (Ahmet Talât Onay)
ABDESTLİ

  1. [sıfat] Abdest almış (kimse)
    • "Abdestli olmadığı zamanlarda da o yüce dostla konuşulabileceğinden emindi." (Vildan Sezer)
  2. Abdesti bozulmamış olan (kimse)
  3. [isim, mecaz] İyi adam
  4. [zarf] Abdest alarak, abdest almış olarak
ABESLANG

Kelime Kökeni: Fransızca abaisse langue

  1. [isim] Bakınız dilbasar
ABLAKLIK

  1. [isim] Ablak olma durumu
    • "Sekreterinin aslında oval bir biçimi olan alımlı yüzünde şaşırdığında ortaya çıkan o sevimli ablaklık vardı." (Mehmet Eroğlu)
ABARTMAK

  1. [-i] Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek; şişirmek, mübalağa etmek
  2. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak
    • "Sanırım yaptığım rolü fazla abartmış ve yakayı ele vermiştim." (Fırat Onur Altay)
ABDİACİZ

Kelime Kökeni: Arapça ʿabd + ʿāciz

  1. [isim] Kişinin alçak gönüllülük göstermek amacıyla kendisini tanımlamak için söylediği bir söz
    • "Adamın mırıldana mırıldana 'abdiâciz' diye ... bir el pençe divan durup boynunu büküşü vardı ki insanın şakkadak ense köküne bir tokat patlatası gelirdi." (Halikarnas Balıkçısı)
ABARTILI

  1. [sıfat] Olduğundan fazla gösterilen; abartmalı, mübalağalı
    • "Sinek, kurtçukların çevresinde abartılı bir vızıltıyla dönenip duruyor." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [zarf] Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde
ABECESEL

  1. [sıfat] Bakınız alfabetik
ABAJURCU

  1. [isim] Abajur yapan veya satan kimse
    • "İrina Baydak, abajurcu dükkânının içinde eski bir eser gibi bütün azameti ile oturuyor." (Yüksel Baştunç)
ABIHAYAT

Kelime Kökeni: Farsça āb + Arapça ḥayāt

  1. [isim, eskimiş] Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağladığına inanılan bir su; bengi su, dirim suyu
    • "Evet, abıhayat içtim, dedi, fakat Hızır aleyhisselamınki gibi hiç sabahı olmayan gecelerin içinden aylarca giderek bulunmuş gizli bir membadan değil!" (Ömer Seyfettin)
ABAJURLU

  1. [sıfat] Abajuru olan
    • "Üstünde lacivert abajurlu, parlak bir madenden lamba." (Peyami Safa)
ABONELİK

  1. [isim] Abone olma durumu
  2. [sıfat] Belirli sayıda abonesi olan
    • "1926 yılında İstanbul'da bin abonelik otomatik telefon santralinin tamamlanıp kullanılmaya başlaması basında yankı bulmuştu." (İlbeyi Özer)
ABANDONE

Kelime Kökeni: Fransızca abandonné

  1. [isim, denizcilik] Geminin suya gömülmesi
  2. [spor] Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması
  3. [spor] Otomobil yarışı vb. spor dallarında herhangi bir sebeple yarış dışı kalma
  4. [mecaz] Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme, ne yapacağını bilememe
ABUKLAMA

  1. [isim] Bakınız saçmalama
ABACILIK

  1. [isim] Abacının yaptığı iş
    • "İstanbul'da abacılık, kürkçülük, arabacılık, bahçıvanlık, sütçülük ve fırıncılık gibi işler yapan Bulgarlar Galata'nın özellikle Tophane yönüne doğru yoğundular ve burada abacılık yaparlardı." (Orhan Türker)
ABARTICI

  1. [sıfat] Abartıyı huy edinen (kimse); abartmacı, mübalağacı
    • "Gerçekten Amerikan kanallarının o abartıcı havası içinde Türkiye'de olanlar anlatılıyordu." (Arslan Başer Kafaoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü