Başında ab olan 6 harfli 18 kelime var. Ab ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ab bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ABAJUR

Kelime Kökeni: Fransızca abat-jour

  1. [isim] Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi
    • "Sofranın üzerindeki lambanın kırmızı abajurundan süzülen ziya içinde iri mavi gözleriyle, kumral saçlarıyla harikulade güzel görünüyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba
    • "Etajerin sağında bir telefon, ortasında bir heykel, solunda bir abajur." (Necip Fazıl Kısakürek)
ABANMA

  1. [isim] Abanmak işi
    • "Beşte devre olur, onda biterdi abanmanın yasak olduğu maçlar ve kaleci topu üç kere sektirince açılmak âdettendi." (Sinan Mutver)
ABANIŞ

  1. [isim] Abanma işi
ABSÜRT

Kelime Kökeni: Fransızca absurde

  1. [sıfat] Bakınız saçma
    • "Şam'daki caminin Ayasofya ile boy ölçüşebileceğini düşünmek bile absürt olur." (Aydın Boysan)
ABLUKA

Kelime Kökeni: İtalyanca ablóco

  1. [isim, askerlik] Bakınız kuşatma
    • "2007'den beri uygulamada olan bu abluka daha çok gümrük kontrolünü içermektedir…" (Cemalettin Karadaş)
ABDEST

Kelime Kökeni: Farsça āb + dest

  1. [isim, din bilimi] İslam dinine göre namaz kılmak, Kur’an okumak, Kâbe’yi tavaf etmek gibi ibadetleri yerine getirebilmek için niyet ederek el, ağız, burun, yüz, kol ve ayakları yıkamak; baş, kulaklar ve boynun iki yanını meshetmek yoluyla arınma
ABANOZ

Kelime Kökeni: Farsça ābnūs

  1. [isim, bitki bilimi] Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı (Diospyros ebenum)
  2. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası
  3. [sıfat] Bu tahtadan yapılmış
    • "Tunç işlemeli küçücük bir abanoz masa üzerinde açık bırakılmış bir kitap gördü." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  4. [mecaz] Koyu, parlak siyah
  5. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Bu bıyıklar abanoz olmayıp fildişi gibi beyaz olsa yine varır mıydın?" (Ömer Seyfettin)
ABAKÜS

Kelime Kökeni: İngilizce abacus

  1. [isim, matematik] Bakınız sayı boncuğu
    • "Kahraman vatanseverlerimiz sayılamayacak kadar çok olmakla birlikte, iktisadi vatanseverlerimiz abaküsün boncuk sayısını geçmez." (Türkân Yeşilyurt)
  2. [mimarlık] Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok; abak (I)
ABARTI

  1. [isim] Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme; mübalağa
    • "Aşklarda, evlenmeden önceki samimiyet ve bağlılıkta abartı olabilir fakat aynı abartılı tavırların evlilik sonrasına taşınması gerçekliğe aykırıdır." (Şaban Sağlık)
ABSENT

Kelime Kökeni: Fransızca absinthe

  1. [isim] Pelinden yapılan sert bir içki
    • "Yine öteki duvarı boydan boya kaplayan barda viski, şarap, rom, absent, likör, votka, rakı, konyak, bira, cin, tekila, şampanya şişeleri…" (Ahmet Ümit)
ABAZAN

  1. [sıfat, argo] Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek)
  2. Karnı aç olan (kimse)
ABİDİK

  1. "Abidik gubidik" ikilemesinde kullanılır: saçma
ABSTRE

Kelime Kökeni: Fransızca abstrait

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız soyut
ABUKÇA

  1. [zarf] Saçma bir biçimde
    • "Niçin Türkiye'de yılın futbolcusu, basketbolcusu, voleybolcusu, teknik direktörü, güreşçisi, boksörü adilane seçilmiyor da ecnebi yıldızlar abukça abartılıyor?"
ABRAMA

  1. [isim] Abramak işi
ABORDA

Kelime Kökeni: İtalyanca abbordo

  1. [isim, denizcilik] Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması
ABASIZ

  1. [sıfat] Aba giymemiş olan
    • "İçim muradına ermiş / Abasız, postsuz bir derviş" (Ahmet Hamdi Tanpınar)
ABLACI

  1. [isim, argo] Bakınız sevici
    • "Vaktiyle Çorum’u altüst etmişti Emey'in güzelliği, salt erkekleri değil, ablacı karıları da yakmış, kül etmişti." (Kemal Tahir)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü