Başında ab olan 5 harfli 21 kelime var. Ab ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ab bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ABANİ
-
-
[isim]
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
- "Kıyafet inkılabından sonra abaniler tamamıyla tarihe karışmış fakat millî kılıklarda kefiye ve şallar eskisi gibi muhafaza edilmiştir."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
- "Yalnız sarı cübbeli, abani sarıklı, peykede bağdaş kurmuş bir cüce vardı ki onu tanımadı."
-
[isim]
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
- ABULİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca aboulie
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız irade yitimi
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız irade yitimi
- ABECE
-
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız alfabe
-
[mecaz]
Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin başlangıcı
- "Duygularının bilmecesini filan çözmüş değildir. O duyguların abecesinde takılıp kalmıştır."
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız alfabe
- ABİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca habillé
-
[isim]
Bakınız gece kıyafeti
- "Nişan için Safiye'ye Ankara'dan güzel bir abiye elbise aldık."
-
[isim]
Bakınız gece kıyafeti
- ABİDE
-
Kelime Kökeni: Arapça ābide
-
[isim, mimarlık]
Bakınız anıt
- "Bu hatlar, bu çiniler, bu nakışlar olmasa bu abideler de olmazdı."
-
[isim, mimarlık]
Bakınız anıt
- ABBAS
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿabbās
-
[isim]
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz
- "Abbas yolcu, anlayacağın... Ayvalık'tan bir şilep ayarlandı, artık kaderimde ne varsa, ölür müyüm, kalır mıyım, hakkını helal et."
-
[isim]
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz
- ABADİ
-
Kelime Kökeni: Farsça ābādį
-
[isim, eskimiş]
Bakınız abadi kâğıt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız abadi kâğıt
- ABDAL
-
Kelime Kökeni: Arapça abdāl
-
[isim, tarih]
Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri
-
Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı
- "Geygel Abdalları."
-
Tasavvufta manevi üst bir rütbe
-
[isim, tarih]
Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri
- ABUJA
-
-
[isim]
Nijerya'nın başkenti
-
[isim]
Nijerya'nın başkenti
- ABOSA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca abbozza
-
[ünlem]
Gemide hareket hâlindeki halatın veya zincirin bir an durdurulması için verilen komut
-
[ünlem]
Gemide hareket hâlindeki halatın veya zincirin bir an durdurulması için verilen komut
- ABRAŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça abraş
-
[sıfat]
Alaca benekli
-
Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı)
-
Çarpık, eğri, düzgün olmayan
-
Ters, kaba, görgüsüz (kimse)
-
[ağızlardan]
Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse)
- "... rengi belli olmayan kısık ve yorgun gözler, yanak çukurlarında mürekkep lekeleri gibi keskin gölgelerin oyduğu ve buruşturduğu çentikli, soluk ve abraş bir yüzde onu görmek ve tanımak zahmeti çekiyordu."
-
[isim, ağızlardan]
Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık
-
[isim]
Bakınız alaca hastalığı
- "Melek ilk olarak önceden abraş hastası olan adamın yanına geldi."
-
[isim]
Dokuma malzemelerinin kötü boyanmalarından dolayı üzerlerinde açık veya koyu lekeler görünen, deseni bozuk halı
-
[sıfat]
Alaca benekli
- ABONE
-
Kelime Kökeni: Fransızca abonné
-
[isim]
Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse; sürdürümcü
- "Bu derginin üç bin abonesi var."
-
[sıfat, mecaz]
Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse)
-
[isim]
Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse; sürdürümcü
- ABARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿabbāre
-
[isim, ağızlardan]
Su değirmenlerinde suyun birikerek basıncının artmasını sağlayan huni biçimindeki yer
-
Tarla sulamasında suyun bir taraftan bir tarafa geçirilmesinde kullanılan tahta oluk
- "Bizim abara deliği ekmek geçmeye geçmeye daralan, kubur bağlayan fukara boğazına benzemiş, dedi."
-
Tarlalarda açılan su yolu
-
Eski köy evlerinin tavanlarında iki kiriş arasında kalan boşluk
-
[isim, ağızlardan]
Su değirmenlerinde suyun birikerek basıncının artmasını sağlayan huni biçimindeki yer
- ABACI
-
- ABALI
-
-
[sıfat]
Aba giymiş olan
- "Şimdiye kadar ancak padişahlara yapılan bu alay, şu abalı Bektaşi babası için mi?"
-
[mecaz]
Hamisi, koruyucusu, destekçisi olmayan (kimse)
- "Tesadüfen tökezlediysen vur abalıya, vur ki ayağa kalkamasın hergele, diye üstünde tepinip dururlar ölmen için."
-
[sıfat]
Aba giymiş olan
- ABECİ
-
-
[sıfat, argo]
Aptal, sersem denecek kadar saf, bön, ahmak, şaşkın (kimse)
-
[sıfat, argo]
Aptal, sersem denecek kadar saf, bön, ahmak, şaşkın (kimse)
- ABAŞO
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama
-
[sıfat]
Altta, aşağıda bulunan, alttaki
-
[isim, denizcilik]
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama
- ABLAK
-
Kelime Kökeni: Arapça eblaḳ
-
[sıfat]
Yayvan ve dolgun (yüz)
- "Şarap kızılı vurmuş ablak yüzüyle öfkeli girdi içeri."
-
[sıfat]
Yayvan ve dolgun (yüz)
- ABAZA
-
-
[isim]
Gürcistan’ın kuzeybatısında, Karadeniz’in doğusunda yaşayan halktan veya bu halkın soyundan olan kimse; Abhaz
-
[sıfat]
Bu kimselere özgü olan
-
[isim]
Gürcistan’ın kuzeybatısında, Karadeniz’in doğusunda yaşayan halktan veya bu halkın soyundan olan kimse; Abhaz
- ABHAZ
-
-
[isim]
Bakınız Abaza
-
[isim]
Bakınız Abaza