Başında ab olan 5 harfli 21 kelime var. Ab ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ab bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ABANİ

  1. [isim] Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
    • "Kıyafet inkılabından sonra abaniler tamamıyla tarihe karışmış fakat millî kılıklarda kefiye ve şallar eskisi gibi muhafaza edilmiştir." (Kenan Özbel)
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış
    • "Yalnız sarı cübbeli, abani sarıklı, peykede bağdaş kurmuş bir cüce vardı ki onu tanımadı." (Halide Edip Adıvar)
ABULİ

Kelime Kökeni: Fransızca aboulie

  1. [isim, ruh bilimi] Bakınız irade yitimi
ABECE

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız alfabe
  2. [mecaz] Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin başlangıcı
    • "Duygularının bilmecesini filan çözmüş değildir. O duyguların abecesinde takılıp kalmıştır." (Selim İleri)
ABİYE

Kelime Kökeni: Fransızca habillé

  1. [isim] Bakınız gece kıyafeti
    • "Nişan için Safiye'ye Ankara'dan güzel bir abiye elbise aldık." (Sakine Akça)
ABİDE

Kelime Kökeni: Arapça ābide

  1. [isim, mimarlık] Bakınız anıt
    • "Bu hatlar, bu çiniler, bu nakışlar olmasa bu abideler de olmazdı." (Orhan Seyfi Orhon)
ABBAS

Kelime Kökeni: Arapça ʿabbās

  1. [isim] "Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz
    • "Abbas yolcu, anlayacağın... Ayvalık'tan bir şilep ayarlandı, artık kaderimde ne varsa, ölür müyüm, kalır mıyım, hakkını helal et." (Seyit Soydan)
ABADİ

Kelime Kökeni: Farsça ābādį

  1. [isim, eskimiş] Bakınız abadi kâğıt
ABDAL

Kelime Kökeni: Arapça abdāl

  1. [isim, tarih] Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri
  2. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı
    • "Geygel Abdalları."
  3. Tasavvufta manevi üst bir rütbe
ABUJA

  1. [isim] Nijerya'nın başkenti
ABOSA

Kelime Kökeni: İtalyanca abbozza

  1. [ünlem] Gemide hareket hâlindeki halatın veya zincirin bir an durdurulması için verilen komut
ABRAŞ

Kelime Kökeni: Arapça abraş

  1. [sıfat] Alaca benekli
  2. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı)
  3. Çarpık, eğri, düzgün olmayan
  4. Ters, kaba, görgüsüz (kimse)
  5. [ağızlardan] Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse)
    • "... rengi belli olmayan kısık ve yorgun gözler, yanak çukurlarında mürekkep lekeleri gibi keskin gölgelerin oyduğu ve buruşturduğu çentikli, soluk ve abraş bir yüzde onu görmek ve tanımak zahmeti çekiyordu." (Peyami Safa)
  6. [isim, ağızlardan] Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık
  7. [isim] Bakınız alaca hastalığı
    • "Melek ilk olarak önceden abraş hastası olan adamın yanına geldi." (Şule Çakmak)
  8. [isim] Dokuma malzemelerinin kötü boyanmalarından dolayı üzerlerinde açık veya koyu lekeler görünen, deseni bozuk halı
ABONE

Kelime Kökeni: Fransızca abonné

  1. [isim] Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse; sürdürümcü
    • "Bu derginin üç bin abonesi var."
  2. [sıfat, mecaz] Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse)
ABARA

Kelime Kökeni: Arapça ʿabbāre

  1. [isim, ağızlardan] Su değirmenlerinde suyun birikerek basıncının artmasını sağlayan huni biçimindeki yer
  2. Tarla sulamasında suyun bir taraftan bir tarafa geçirilmesinde kullanılan tahta oluk
    • "Bizim abara deliği ekmek geçmeye geçmeye daralan, kubur bağlayan fukara boğazına benzemiş, dedi." (Şevket Bulut)
  3. Tarlalarda açılan su yolu
  4. Eski köy evlerinin tavanlarında iki kiriş arasında kalan boşluk
ABACI

  1. [isim] Aba yapan veya satan kimse
    • "Son abacı ustası Sadık Efendi'nin anlattığına göre eskiden bu kaytanlar Bulgaristan'dan gelir, İstanbul'un Kapalı Çarşısı'nda bir Yahudi'nin dükkânında satılırmış." (İhsan Coşkun Atılcan)
  2. Abadan giyecek yapan veya satan kimse
  3. [sıfat, mecaz] Bakınız asalak
  4. [ağızlardan] Bakınız bedavacı
ABALI

  1. [sıfat] Aba giymiş olan
    • "Şimdiye kadar ancak padişahlara yapılan bu alay, şu abalı Bektaşi babası için mi?" (Oğuz Özdeş)
  2. [mecaz] Hamisi, koruyucusu, destekçisi olmayan (kimse)
    • "Tesadüfen tökezlediysen vur abalıya, vur ki ayağa kalkamasın hergele, diye üstünde tepinip dururlar ölmen için." (Öztürk Serengil)
ABECİ

  1. [sıfat, argo] Aptal, sersem denecek kadar saf, bön, ahmak, şaşkın (kimse)
ABAŞO

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama
  2. [sıfat] Altta, aşağıda bulunan, alttaki
ABLAK

Kelime Kökeni: Arapça eblaḳ

  1. [sıfat] Yayvan ve dolgun (yüz)
    • "Şarap kızılı vurmuş ablak yüzüyle öfkeli girdi içeri." (Orhan Kemal)
ABAZA

  1. [isim] Gürcistan’ın kuzeybatısında, Karadeniz’in doğusunda yaşayan halktan veya bu halkın soyundan olan kimse; Abhaz
  2. [sıfat] Bu kimselere özgü olan
ABHAZ

  1. [isim] Bakınız Abaza
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü