Sonunda a olan 4 harfli 407 kelime var. A harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde a harfi olan kelimeler listesine ya da başında a harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İNHA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Resmî bir göreve atama veya bir üst aşama için yazılan yazı
    • "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmî ve özel herhangi bir işle görevlendirilemez." (Anayasa)

TAKA

  1. [isim] Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi
    • "Taka ile deniz yolculuğunun nasıl geçtiğini anlatmayacağım." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kulanılan bir söz

MİKA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral, evren pulu
  2. [sıfat] Bu mineralden yapılmış olan

NEVA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Ses, ahenk, nağme
  2. Klasik Türk müziğinde bir makam adı ve yegâhtan bir oktav tiz olan "re" perdesi

ÇIĞA

  1. [isim] Mersin balığının, yumurtasından havyar yapılan türü (Acipenser ruthenus)

KOMA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bazı hastalıklar sırasında görülen anlama, duyma ve hareketin büsbütün veya az çok kaybolmasıyla beliren derin dalgınlık durumu

HAZA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bu, şu, o
  2. Etkisiz, kusursuz

HEBA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme
    • "Herkes eğlenirken pansiyonumda gaflet uykusuna dalıp hayatımı heba edebilir miyim?" (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Koca bir gün heba oldu." (Refik Halit Karay)

RUBA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Giysi, giyecek, urba

AZMA

  1. [isim] Azmak işi
  2. [sıfat] Melez

KARA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak
    • "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..." (Haldun Taner)
    • "Sizi kaptan bir filika ile karaya çıkarır." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
    • "Olan olmuş, bizim teknenin bir yanı, pamuk şiltelere serilir gibi karaya oturmuş." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
    • "Loşluklar içinde bana, sandalımız ikide bir karaya vuruyor gibi geliyordu." (Refik Halit Karay)

RACA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Hindistan'da prenslere verilen unvan, mihrace

USTA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse
    • "Sırtında koyu lacivert, usta elinden çıkmış bir kostüm." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Zanaat öğreticisi
  3. Zanaatçılar için unvan
    • "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi." (Refik Halit Karay)
  4. [sıfat] Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir
    • "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi." (Tarık Buğra)
  5. Osmanlı İmparatorluğu'nda saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi
  6. Akıl veren veya öğreten kimse
    • "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?" (Refik Halit Karay)

YAŞA

  1. [ünlem] Hoşnutluk, sevinç vb. duyguları anlatmak için söylenen bir söz, yaşasın
    • "Ey vatan, ey mübarek vatan, bin yaşa!" (Tevfik Fikret)

DEVA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İlaç, çare
    • "Deva bulmaz bir can kaygısına düşer." (Falih Rıfkı Atay)

SEZA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [ünlem] Uygun, yaraşır, bir şeye değer
    • "Hele, Topaç dedikleri o mollanın hâli görülmeye seza." (Sermet Muhtar Alus)

İKTA
...
ONCA

  1. [sıfat] O kadar, o denli
    • "Koca Yusuf onca atın içinden üç at seçememişti." (Yahya Kemal)
  2. [zarf] Ona göre, onun düşüncesine göre
    • "Onca yapılacak şey bir gelin entarisi, iki sofra da yemek..." (Memduh Şevket Esendal)

LALA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse
    • "Mekteple ev arasında daima bir lalanın refakatinde gidip gelmeye alıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Şehzadelerin özel eğitmenleri
  3. [ünlem] Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz

CABA

  1. [isim] Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey, bedava
    • "Bu mâni benden sana caba olsun." (Salâh Birsel)
  2. [zarf] Fazla olarak, fazladan, üstelik
    • "Kilometre başına bilmem ne kadar litre benzin dağıtılmış, yağ da caba!" (Sait Faik Abasıyanık)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü