Başında a olan 7 harfli 698 kelime var. A harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde a harfi olan kelimeler listesine ya da sonu a harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında a bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AÇTIRIŞ
-
-
[isim]
Açtırmak işi
-
[isim]
Açtırmak işi
- ARMATÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca armateur
-
[isim, denizcilik]
Ticaret gemisi sahibi; donatan
- "Nişanlı armatör delikanlı o zaman kimsede olmayan spor arabasıyla konağın önünden geçerken nişanlımı görürüm ümidiyle duraklıyor."
-
[isim, denizcilik]
Ticaret gemisi sahibi; donatan
- AKTARIM
-
-
[isim]
Aktarmak işi
-
[ruh bilimi]
Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması
-
[isim]
Aktarmak işi
- AZIKLIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler
- "... keçi derisinden kışa azıklık yağ, peynir, yoğurt biriktirmek için tulum yapılır."
-
Azık koymaya yarayan kap veya torba
-
Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin
-
[isim, ağızlardan]
Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler
- ARPACIK
-
-
[isim, tıp]
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban; itdirseği
- "Sol gözümde arpacık çıktı."
-
Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı
-
[isim, tıp]
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban; itdirseği
- ANTRAKT
-
Kelime Kökeni: Fransızca entracte
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bakınız ara
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bakınız ara
- AHDETME
-
-
[isim]
Ahdetmek işi
-
[isim]
Ahdetmek işi
- ALTLAMA
-
-
[isim]
Altlamak işi
-
[isim]
Altlamak işi
- AĞLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
- "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım"
-
[mecaz]
Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
-
[-den, mecaz]
Herhangi bir şeyden yakınmak
-
[-e, mecaz]
Bir duruma üzülmek
- "Şu kara bahtıma ağlıyorum."
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
- AHTAPOT
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus)
-
Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü
- "Genzinde de herhâlde ahtapot olacaktı ki boynunu uzatıp derin derin nefes alırdı."
-
[isim, hayvan bilimi]
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus)
- AYNASIZ
-
-
[sıfat]
Aynası olmayan
-
[argo]
Güvenli olmayan
- "Amma da aynasız bir yermiş burası, beni hiç açmadı."
-
[isim, argo]
Bakınız polis
- "Hey polis, diye seslendi sırtını ağaca dayamış, tek bacaklı bir kadın. Hey sana diyorum aynasız, atsana bir ikilik, acayip harmanım bu sabah."
-
[sıfat]
Aynası olmayan
- ANKİLOZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca ankylose
-
[isim, tıp]
Bakınız eklem kaynaşması
-
[isim, tıp]
Bakınız eklem kaynaşması
- AĞLAMSI
-
-
[sıfat]
Bakınız ağlamaklı
- "Sesi karıncalandı, ağlamsı bir hâl aldı."
-
[sıfat]
Bakınız ağlamaklı
- AYNILIK
-
-
[isim]
Aynı olma durumu; özdeşlik, ayniyet
-
[isim]
Aynı olma durumu; özdeşlik, ayniyet
- ANLATIM
-
-
[isim]
Anlatmak işi
-
Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme; ifade
- "Türkçesinde bir tutukluk vardır ama anlatımındaki sıcaklık bütün aksaklıkları bir anda silip yok eder."
-
[isim]
Anlatmak işi
- ALTAYCA
-
-
[isim]
Bakınız Altay Türkçesi
-
Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil
-
[isim]
Bakınız Altay Türkçesi
- AKIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Karşılıklı akmak
-
[mecaz]
Her yönden gelip gitmek
- "Sessiz, hayatın durgun akıştığı bir arka sokak."
-
[nesnesiz]
Karşılıklı akmak
- AÇTIRMA
-
-
[isim]
Açtırmak işi
- "Gümrük memurlarının birkaç çantayı açtırması beni bir kere daha terletmişti."
-
[isim]
Açtırmak işi
- ANEROİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca anéroïde
-
[isim, fizik]
Cıva yerine maden bir kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre
-
[isim, fizik]
Cıva yerine maden bir kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre
- AİDİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāʾidiyyet
-
[isim]
Bakınız aitlik
- "Süreksiz olan ya da gelip geçici olmaya aday nitelik taşıyan aidiyetler toplumun devamlılığının temel dinamiği olamazlar."
-
[isim]
Bakınız aitlik