Başında a olan 2 harfli 17 kelime var. A harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde a harfi olan kelimeler listesine ya da sonu a harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında a bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AŞ

  1. [isim] Bakınız yemek (I)
AY

  1. [isim] Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre
  2. Yılın on iki bölümünden her biri; mah, meh
    • "Nisan, baharın bütün renkleri ve güzelliği ile tüllendiği ay." (Sezgin Irmak)
  3. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre
    • "Tehlikeyi atlattınız, iyiliğe yüz tuttunuz, bir ay sonra ayağa kalkarsınız, gezip dolaşırsınız, hatta çalışabilirsiniz." (M. Turhan Tan)
AZ

  1. [eskimiş, kimya] Azot elementinin simgesi
AT

  1. [kimya] Astatin elementinin simgesi
AV

  1. [isim] Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi; şikâr
    • "Kral hiç tınmadan, rahat rahat avdan döndü." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması
  3. Bu yollarla yakalanan hayvan
  4. [mecaz] Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse
AS

  1. [kimya] Arsenik elementinin simgesi
AR

  1. [kimya] Argon elementinin simgesi
AM

  1. [kimya] Amerikyum elementinin simgesi
AL

  1. [kimya] Alüminyum elementinin simgesi
AN

Kelime Kökeni: Arapça ān

  1. [isim] Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası; lahza, dakika
    • "Zira göçebelerin hayatı her an yardımlaşmalarını gerektirir." (Cemil Meriç)
AH

  1. [isim] Bakınız öç
  2. [ünlem] Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz
    • "Ah, ne güzeldi o Direklerarası'ndaki ramazan ve donanma geceleri." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [ünlem] Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz
    • "Uzun boylu bir şahsın sokak ortasında ahlar, eninler çıkararak çırpındığını gördü." (Ömer Seyfettin)
AK

  1. [isim] Kar, süt vb.nin rengi; beyaz, kara ve siyah karşıtı
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Ak sakallı hâkim, enfiyesini çekerek bu iki yabancının davasını dikkatle dinledi." (Ömer Seyfettin)
  3. Beyaz leke
    • "Bir gözünde akı var."
  4. [sıfat, mecaz] Temiz olan
  5. [sıfat, mecaz] Dürüst olan
  6. [sıfat, mecaz] Sıkıntısız, rahat, huzurlu, güzel olan
    • "Ak günler göresin."
AD

  1. [isim] Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz; isim, nam
    • "Görmediniz mi, adını söyleyince herkes put kesiliyor." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu
  3. [dil bilgisi] Canlı ve cansız varlıkları, kavramları, durumları karşılayan kelime; isim
AF

Kelime Kökeni: Arapça ʿafv

  1. [isim] Bir suç işleyeni, kusur veya hata yapanı bağışlama
  2. [mecaz] Görevden çıkarılma
    • "Kardeşinin vazifeden affı kararlaşmış."
AB

Kelime Kökeni: Farsça āb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız su (I)
AĞ

  1. [isim] İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü
    • "Ali Reis hiç başını kaldırmıyordu, mavi ağların üstüne yumulmuş, elleri mekik gibi işliyor, yırtık ağ yenilenerek ileride büyücek, çok mavi bir yığın oluyordu." (Yaşar Kemal)
  2. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü
    • "Çürümüşlerdi de üzerlerine püf diye üflenince ince örümcek ağı gibi delirtiyorlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yayılmış yol, hat vb.nin bütünü; şebeke, örgü
    • "Eski demir yollarının, memleket bütününü göz önüne alan bir plana göre yapılmamış olmasına karşılık Cumhuriyet Devri’nde yapılan hatlar, topraklarımızın muhtelif kısımlarını birbirine bağlayan bir ağ (şebeke ) meydana getirdi." (Besim Darkot)
  4. Bakınız tuzak
  5. [spor] Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü; file
    • "İnsanların yaşadıkları yerde futbol sahası, basket potası veya voleybol ağı kurmak çok zor çaba değildir." (Cumali Özcan)
  6. [spor] Keten, naylon vb. malzemelerden çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü; file
    • "Spiker de sanki Sait'in sorusunu cevaplandırırmış gibi ‘Tozkoparan topu ağlara geçirdi!’ deyince Sait sevinçle arkasında duran Mehcure Ferferik'i nişanlısı sanarak boynuna atıldı." (Aziz Nesin)
AÇ

  1. [sıfat] Yemek yemesi gereken; tok karşıtı
    • "Baş ağrısı bana eski ve pis otelin aç tahtakurularını bile duyurmadı." (Ömer Seyfettin)
  2. Yiyecek bulamayan
    • "Ben hem öksüzüm hem yetimim hem de tam 23 saattir açım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [mecaz] Gözü doymaz, gözü doymayan
    • "Ne aç adam!"
  4. [mecaz] Çok istekli, çok hevesli
    • "Her zamanki gibi bilgiye aç, her zamanki gibi ağızları lafla, kafaları düşünceyle dolu çalçene yaratıklarız." (Ayla Kutlu)
  5. [zarf] Karnı doymamış olarak
    • "Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense." (Orhan Kemal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü