Sonunda aşmak olan 9 harfli 60 kelime var. AŞMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aşmak olan kelimeler listesine ya da başında aşmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aşmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A K M Ş
5 Harfli Kelimeler
AKŞAM, AŞMAK
4 Harfli Kelimeler
AKMA, AŞMA, KAMA, MAAŞ, MAŞA, ŞAKA, ŞAMA
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, AŞK, KAM, KAŞ, MAŞ, ŞAK, ŞAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AŞ, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- RUMLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Rumlara özgü yaşayış tarzını benimsemek
-
[nesnesiz]
Rumlara özgü yaşayış tarzını benimsemek
- ZITLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Birbirine karşı ters davranmak; zıtlanmak
- "İnsanların kafalarıyla yürekleri sürekli zıtlaşır."
-
Birbirine karşıt olmak
- "Bu konu üzerinde hayli münakaşa oldu. Herkes birbiriyle zıtlaştı."
-
[nesnesiz]
Birbirine karşı ters davranmak; zıtlanmak
- TUZLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Tuz hâline gelmek
- "Tırnaklarım yıllar yılı emzirmiş güverte tahtalarını / Kalınlaşmış en kalın sularla / Tuzlaşmış ama elbette / Tuzun bir başka adı daha varsa"
-
[nesnesiz]
Tuz hâline gelmek
- DARLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız daralmak
- "Herkeste darlaştıkça bizim evimizde kahve, un, şeker bollaştı."
-
[nesnesiz]
Bakınız daralmak
- TIRMAŞMAK
-
-
[-e]
Tırmanmak, yüksek bir yere çıkmaya çalışmak
- "Zavallı kadın ... inleyerek tahtaların üzerine yuvarlanıyor, fakat inanılmaz bir kuvvetle yine yerinden kalkarak zabitin dizlerine tırmaşıyordu."
-
Gayret etmek, çabalamak
- "Biliniz ey millet ki bu cehennemî dumanlar arasından şu karınca gibi ilerleyen avcılar, biçilir gibi bir sırası düştükçe öteki sırası koşan ve tırmaşan kardeşleriniz, devlerden, esatirî insanlardan çok büyüktürler"
-
[-e]
Tırmanmak, yüksek bir yere çıkmaya çalışmak
- ZORLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Zor duruma gelmek; müşkülleşmek
- "Buna rağmen kendi ülkelerinde çeşitli yollardan büyük destek alan yabancı firmalarla rekabet etmek giderek zorlaştı."
-
[nesnesiz]
Zor duruma gelmek; müşkülleşmek
- ÇAPRAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Karışık, çapraşık, çözülmez duruma gelmek
-
İki şey birbiriyle çapraz olarak kesişmek
- "Döne döne çapraşan su yolları gibi ucu."
-
[nesnesiz]
Karışık, çapraşık, çözülmez duruma gelmek
- MUMLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bal mumu durumuna gelmek
-
[nesnesiz]
Bal mumu durumuna gelmek
- PASLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, spor]
Bazı top oyunlarında oyuncular topu birbirine geçirmek
- "Kaleye inerlerse paslaşarak inerler."
-
[argo]
Bakışlarla anlaşmak
-
[nesnesiz, -le, spor]
Bazı top oyunlarında oyuncular topu birbirine geçirmek
- BOLLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bol duruma gelmek; genişlemek, bolalmak
- "Biraz zayıflamış, kolalı beyaz yakalığı bollaşmıştı."
-
Giysi geniş duruma gelmek; genişlemek, bolalmak
-
[nesnesiz]
Bol duruma gelmek; genişlemek, bolalmak
- ULULAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ulu duruma gelmek
- "Kendini çok yükseklerde görür, ululaşır, bilginin kendine geldiği zannına kapılır ve aşikâr bir kibir ile donanır."
-
[nesnesiz]
Ulu duruma gelmek
- KORLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kor durumuna gelmek
-
[nesnesiz]
Kor durumuna gelmek
- KOKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini koklamak
- "Bahar geldi koyun kuzu koklaştı / İki âşık dört senedir bekleşti"
-
[mecaz]
Anlaşmak, birbirini sevmek
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini koklamak
- ACILAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Tadı bozulmak; acımak
- "Annemin acılaşmış tereyağlarını, buzdolabında çok kalmış yemekleri hizmetçilere yedirdiğini o sıralarda görmüştüm."
-
Acı duruma gelmek
-
Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek
-
[mecaz]
Dokunaklı duruma gelmek
- "Sesi gerçekten acılaşmıştı."
-
[mecaz]
Konuşma sert bir durum almak
- "Önce tatlı tatlı başlayan dolaylı yoldan taşlamalar, dokundurmalar, takılma ve alaylar söz uzadıkça ... acılaşmıştı."
-
[nesnesiz]
Tadı bozulmak; acımak
- SIKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Sık duruma gelmek veya sıkça ortaya çıkmak, sık görülmek
- "Krizleri öyle bir sıklaştı ki ne yapacağımızı şaşırıp kaldık."
-
[nesnesiz]
Sık duruma gelmek veya sıkça ortaya çıkmak, sık görülmek
- PUTLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Gereğinden çok değer kazanmak
-
[nesnesiz]
Gereğinden çok değer kazanmak
- LOŞLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Loş duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Loş duruma gelmek
- TOSLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine tos vurmak
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine tos vurmak
- YAKLAŞMAK
-
-
[-e]
Aradaki mesafeyi azaltacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek
- "Saat sekiz buçuğa yaklaşıyordu."
-
Aradaki süreyi azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak; yakınlamak
-
Benzemek, andırmak, uygun olmak
-
Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek
- "Gösteriye dayalı dallarla edebiyat arasındaki ayrıma ün kavramıyla yaklaşabiliriz."
-
Bakınız yakınlaşmak
- "Arkasından yaklaşarak bir tokatta kasketini mangala düşürebilirim."
-
[-e]
Aradaki mesafeyi azaltacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek
- KOLLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
İki kişi bir yükü kaldırabilmek için birbirlerinin kollarını tutmak
- "Yüz yirmi okka çekse vız gelir, kollaşıp atarız."
-
[nesnesiz]
İki kişi bir yükü kaldırabilmek için birbirlerinin kollarını tutmak