Sonunda aşmak olan 9 harfli 60 kelime var. AŞMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aşmak olan kelimeler listesine ya da başında aşmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aşmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K M Ş

5 Harfli Kelimeler

AKŞAM, AŞMAK

4 Harfli Kelimeler

AKMA, AŞMA, KAMA, MAAŞ, MAŞA, ŞAKA, ŞAMA

3 Harfli Kelimeler

AKA, AMA, AŞK, KAM, KAŞ, MAŞ, ŞAK, ŞAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AŞ, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

RUMLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Rumlara özgü yaşayış tarzını benimsemek
ZITLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Birbirine karşı ters davranmak; zıtlanmak
    • "İnsanların kafalarıyla yürekleri sürekli zıtlaşır." (Aydın Boysan)
  2. Birbirine karşıt olmak
    • "Bu konu üzerinde hayli münakaşa oldu. Herkes birbiriyle zıtlaştı." (Mikâil Bayram)
TUZLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Tuz hâline gelmek
    • "Tırnaklarım yıllar yılı emzirmiş güverte tahtalarını / Kalınlaşmış en kalın sularla / Tuzlaşmış ama elbette / Tuzun bir başka adı daha varsa" (Edip Cansever)
DARLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız daralmak
    • "Herkeste darlaştıkça bizim evimizde kahve, un, şeker bollaştı." (Memduh Şevket Esendal)
TIRMAŞMAK

  1. [-e] Tırmanmak, yüksek bir yere çıkmaya çalışmak
    • "Zavallı kadın ... inleyerek tahtaların üzerine yuvarlanıyor, fakat inanılmaz bir kuvvetle yine yerinden kalkarak zabitin dizlerine tırmaşıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Gayret etmek, çabalamak
    • "Biliniz ey millet ki bu cehennemî dumanlar arasından şu karınca gibi ilerleyen avcılar, biçilir gibi bir sırası düştükçe öteki sırası koşan ve tırmaşan kardeşleriniz, devlerden, esatirî insanlardan çok büyüktürler" (Halide Edip Adıvar)
ZORLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Zor duruma gelmek; müşkülleşmek
    • "Buna rağmen kendi ülkelerinde çeşitli yollardan büyük destek alan yabancı firmalarla rekabet etmek giderek zorlaştı." (Onur Öymen)
ÇAPRAŞMAK

  1. [nesnesiz] Karışık, çapraşık, çözülmez duruma gelmek
  2. İki şey birbiriyle çapraz olarak kesişmek
    • "Döne döne çapraşan su yolları gibi ucu." (Refik Halit Karay)
MUMLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bal mumu durumuna gelmek
PASLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, spor] Bazı top oyunlarında oyuncular topu birbirine geçirmek
    • "Kaleye inerlerse paslaşarak inerler." (Salâh Birsel)
  2. [argo] Bakışlarla anlaşmak
BOLLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bol duruma gelmek; genişlemek, bolalmak
    • "Biraz zayıflamış, kolalı beyaz yakalığı bollaşmıştı." (Cahit Uçuk)
  2. Giysi geniş duruma gelmek; genişlemek, bolalmak
ULULAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ulu duruma gelmek
    • "Kendini çok yükseklerde görür, ululaşır, bilginin kendine geldiği zannına kapılır ve aşikâr bir kibir ile donanır." (Kevser Yeşiltaş)
KORLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Kor durumuna gelmek
KOKLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirini koklamak
    • "Bahar geldi koyun kuzu koklaştı / İki âşık dört senedir bekleşti" (Bekir Sıtkı Erdoğan)
  2. [mecaz] Anlaşmak, birbirini sevmek
ACILAŞMAK

  1. [nesnesiz] Tadı bozulmak; acımak
    • "Annemin acılaşmış tereyağlarını, buzdolabında çok kalmış yemekleri hizmetçilere yedirdiğini o sıralarda görmüştüm." (Füruzan)
  2. Acı duruma gelmek
  3. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek
  4. [mecaz] Dokunaklı duruma gelmek
    • "Sesi gerçekten acılaşmıştı."
  5. [mecaz] Konuşma sert bir durum almak
    • "Önce tatlı tatlı başlayan dolaylı yoldan taşlamalar, dokundurmalar, takılma ve alaylar söz uzadıkça ... acılaşmıştı." (Fethi Tevetoğlu)
SIKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Sık duruma gelmek veya sıkça ortaya çıkmak, sık görülmek
    • "Krizleri öyle bir sıklaştı ki ne yapacağımızı şaşırıp kaldık." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
PUTLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Gereğinden çok değer kazanmak
LOŞLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Loş duruma gelmek
TOSLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirine tos vurmak
YAKLAŞMAK

  1. [-e] Aradaki mesafeyi azaltacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek
    • "Saat sekiz buçuğa yaklaşıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Aradaki süreyi azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak; yakınlamak
  3. Benzemek, andırmak, uygun olmak
  4. Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek
    • "Gösteriye dayalı dallarla edebiyat arasındaki ayrıma ün kavramıyla yaklaşabiliriz." (Tomris Uyar)
  5. Bakınız yakınlaşmak
    • "Arkasından yaklaşarak bir tokatta kasketini mangala düşürebilirim." (Yusuf Atılgan)
KOLLAŞMAK

  1. [nesnesiz] İki kişi bir yükü kaldırabilmek için birbirlerinin kollarını tutmak
    • "Yüz yirmi okka çekse vız gelir, kollaşıp atarız." (Yusuf Atılgan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü