Başında Z olan 6 harfli 80 kelime var. Z harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde Z harfi olan kelimeler listesine ya da sonu Z harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZECREN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Yasaklayarak
  2. Zorla
  3. Eziyet ederek

ZIKKIM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zehir, ağı
  2. İçki ve sigara
    • "Bu zıkkım haramdır, insana zararı vardır." (Memduh Şevket Esendal)

ZEPLİN

Kelime Kökeni : Almanca

  1. [isim] Hava gemisi

ZİBİDİ

  1. [sıfat] Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan
  2. [isim] Yersiz ve zamansız davranışları olan kimse
    • "Halk, bir müdürü böyle zibidi görmek de istiyor." (Memduh Şevket Esendal)

ZAHİRİ
...
ZARFLI

  1. [sıfat] Zarfı olan
    • "Zarflı fincan içindeki kahveyi usul üzere tepsiden almış." (Refik Halit Karay)

ZERRİN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Altından yapılmış
  2. [isim] Fulya
  3. [isim] Altın rengi, sarı
  4. Bu renkte olan

ZÜMRÜT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı, doğal alüminyum ve berilyum silikatı
    • "Şu zümrüt gibi Kuşdili deresi burnumuzun önünde de bir sandalla bir defa bile dolaşamadık." (Sermet Muhtar Alus)
  2. [sıfat] Bu taştan yapılmış olan
    • "Parmağındaki zümrüt yüzüğü ile bu salonda herkesin saygı gösterdiği bir varlıktı." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [isim] Koyu yeşil renk
  4. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Zümrüt çayırlar."

ZINDIK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Tanrı'ya ve ahirete inanmayan (kimse)
    • "Nazarında herkes zındıktı, hırsızdı, yalancıydı." (Ömer Seyfettin)

ZULMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Karanlık
    • "Görmek için aydınlık ve görülmemek için zulmet lazımdı." (Falih Rıfkı Atay)

ZİNDAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer
    • "Ah evladım, sorma, onu bir zalim herif aldı, zavallı tazeye dünyayı zindan etti." (Ömer Seyfettin)
    • "Evi ona zindan oldu."
  2. Çok karanlık ve sıkıntılı yer
    • "Lakin bir gün öyle bir şey olmuştu ki Özbekiye Bahçesi gözümde âdeta zindan kesildiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ZAYİAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yitikler, kayıplar

ZİYALI

  1. [sıfat] Işıklı, aydın, aydınlık, ziyadar

ZEMZEM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kâbe yakınında bulunan bir kuyu
  2. Bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu, zemzem suyu
    • "Yavrum, hakkını helal et, ağzıma zemzem getir!" (Sermet Muhtar Alus)

ZEDELİ

  1. [sıfat] Zedelenmiş

ZİRAAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tarım

ZIRNIK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Arsenik
    • "Karın, kaynanan, çocukların hepsini yiyip sana zırnık koklatmazlar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Herhangi bir şeyin en küçük, önemsiz ve işe yaramaz parçası
    • "Bizde zırnık kalmadı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

ZİNCİR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ
  2. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi
    • "Otomobillerin bitmez tükenmez zinciri üzerinden geçiyor." (Atilla İlhan)
    • "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım." (Mehmet Akif Ersoy)
  3. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet
  4. Altın veya gümüşten yapılmış takı
  5. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ

ZARFÇI

  1. [isim] Tenha bir yolda yere zarf bırakan, sonra da zarfı bulup alan kimseyi suçlayarak ve onun üstünü başını zorla arayarak zarf içindeki parayı ve o arada el çabukluğuyla diğer değerli şeyleri de alan hırsız, papelci
  2. Sokaklarda iskambil kâğıtlarıyla halkı dolandıran bir tür dolandırıcı, papelci

ZAMANE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İçinde bulunulan zaman, dönem
    • "Karısı, evin hayatını, kendisi yokken en akıllı adamlar gibi zamaneye uydurmuştu." (Ömer Seyfettin)
  2. Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü