Sonunda T olan 7 harfli 462 kelime var. T harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde T harfi olan kelimeler listesine ya da başında T harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HİLAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Halifelik

İNZİBAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sıkı düzen
    • "Vali Bey'e söyleseniz böyle millî günlerde başka türlü inzibat ister." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Silahlı kuvvetlerde, ordudaki düzeni sağlamak amacıyla görevlendirilmiş er

KALAMİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Amfibol cinsinden bir mineral türü
  2. İlk Çağ ağaç taşılı

KEFARET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç
    • "Bunu yapan günün birinde er geç bu günahın kefaretini ödeyecektir." (Haldun Taner)
  2. Diyet
    • "Onu sevmek bile hayatımın kefareti oluyor." (Aka Gündüz)

MARİFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ustalık, hüner, uzmanlık
    • "Meğer ne marifetleri varmış o gösterişsiz saatin!" (Haldun Taner)
  2. Uygun olmayan, hoşa gitmeyen, can sıkıcı iş veya davranış
    • "Yaptığın marifeti beğendin mi?"
  3. Bilim, bilgi
  4. Aracı, ikinci el

SEMAHAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Cömertlik

STİLİST

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir modaevinde yeni ürünlerin oluşumunu ve yaratılmasını sağlayan kimse
  2. Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü

ŞATAFAT

  1. [isim] Görkem
    • "Hamam alayı da yine şatafat ve masraf cihetinden bundan aşağı kalmazmış." (Osman Cemal Kaygılı)

NECASET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Pislik
  2. Dışkı, ters (Il)

OTOKRAT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Siyasal kudreti elinde bulunduran (hükümdar)

KAŞALOT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İspermeçet balinası
  2. [sıfat] Aptal, budala

KATAFOT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Dışarıdan gelen bir ışığın etkisiyle geceleyin ışıklı görünen reflektör

MALUMAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bilgi
    • "Bu hakikatler artık çocukların bildikleri en basit malumat sırasına geçmiştir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

BELAHET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Alıklık
    • "Faziletle belahat aynı şey sayılıyor." (Peyami Safa)

TAAHHÜT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şey yapmayı üstüne alma, üstlenme
    • "Taahhüt işini ortağıma havale ettim." (Aka Gündüz)
    • "Ayda bir, bir şeyler yazmayı taahhüt ederim." (Ömer Seyfettin)

MALAKİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yeşil renkli, yontulup parlatılabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat, bakır taşı

TRANSİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir yerden dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçme
    • "İhtarlı, doğrudan doğruya yahut transit olarak bir tomar telgraf yığılmış olduğunu ben görmüştüm." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Millî topraklardan geçiş sırasında, durmadan geçen mallar için gümrüksüz geçme

BEREKET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan
    • "Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket." (Orhan Veli Kanık)
    • "Bereket versin ki genç boksör, dayağa ezelden idmanlıydı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Yağmur
    • "Bereket yağıyor."
    • "Bereket versin, gece bu kır yolu tenha idi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. [zarf] İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda
    • "Bereket, o sıralarda henüz bu sözü bilmiyordum." (Erhan Bener)

KIYAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü
    • "Asker az olmakla kıyamet mi kopar?" (Namık Kemal)
    • "Yeni Türkler de bir ad kor, o adın kıyamete kadar sürmesini isterler." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Seni bir daha görmek kıyamete mi kaldı?" (Halide Edip Adıvar)
    • "Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin / Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?" (Mehmet Akif Ersoy)
  2. Gürültülü karışıklık, gürültü patırtı
    • "Bağırma, çağırma, kıyamet, polisler Mustafa'yı çalyaka götürürler." (Peyami Safa)
  3. Büyük felaket, afet

TAADDÜT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çoğalma, sayısı artma

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü