Sonunda r olan 7 harfli 262 kelime var. R harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde r harfi olan kelimeler listesine ya da başında r harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KENEVİR

  1. [isim] Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki, kendir (Cannabis sativa)

BERABER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [zarf] Birlikte, bir arada
    • "Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. -e rağmen, -e karşın
    • "Halılarla bezenmiş olmakla beraber gıcırtıdan ve esnemelerden kurtulamamıştı." (Refik Halit Karay)
  3. [sıfat] Aynı düzeyde
    • "Bina taş, merdiveni yok, toprakla beraber." (Ahmet Rasim)

EMEKTAR

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [sıfat] Bir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan (kimse)
    • "Raşit çocuk, emektar hizmetçimiz ve sütannemin oğluydu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Çok kullanılmış, eski
    • "Emektar makinenin tozlarını silip masaya yerleşmeye karar verdim." (Çetin Altan)

İNKİSAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kırılma
  2. Gücenme, gönlü kırılma
  3. İlenme, ilenç

ANAHTAR

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı
  2. Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, kurgu
  3. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol
  4. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç
  5. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak
    • "Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi."
  6. Vesile, araç, vasıta
    • "Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır." (Peyami Safa)
  7. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör
  8. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret
    • "Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır."

NÜKLEER

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Atom çekirdeği ile ilgili, çekirdeksel

PUANTÖR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Çalışanların giriş çıkış saatlerini işaretleyen kimse veya alet

MUHASIR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kuşatan, saran

AYDEMİR

  1. [isim] Yüzü yay biçiminde bir çeşit keser

SARIYER
...
DİLAVER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Yiğit, delikanlı

ZEVAHİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şeyin dışarıdan görünüşü, dış yüz, görünüm
    • "Öyle yapmakla beraber zevahiri kurtarıyor, konuşuyor, gülüşüyordum." (Refik Halit Karay)

TENEŞİR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Üzeride ölü yıkanan ayaklı tahta, salacak
    • "Ben bu duvara dayalı şeyin teneşir olduğunu bilmiyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Pis herif, o huyundan vazgeçmez. Onu ancak teneşir paklayacak!" (Orhan Kemal)

İHTİYAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı
    • "İhtiyar öksürüyor, öksürdükçe de boğazından çürük bir ses çıkıyor." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Geçti sevdalarla ömrüm, ihtiyar oldum bugün ..." (Ahmet Rasim)
  2. [isim] Baba veya anne

KAFADAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri, kafadaş, kafa dengi

SANTİAR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir arın yüzde biri, bir metrekare (ca)

ÖZSEVER

  1. [sıfat] Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse), narsist

YİVAÇAR

  1. [isim] Metal çubuk ve borulara diş açan alet, pafta

ENGİNAR

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus)
  2. Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği

GÖRÜNÜR

  1. [sıfat] Görünen, gözle görülebilen
  2. Belli, apaçık göze çarpan

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü