Başında B olan 6 harfli 413 kelime var. B harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde B harfi olan kelimeler listesine ya da sonu B harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında B bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BOŞNAK
...
BREZİL

Kelime Kökeni : İspanyolca

  1. [isim] Baklagillerden bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu

BROKAR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sırma veya gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş

BATSAT

  1. [zarf] Ara sıra, seyrek olarak, tek tük

BELALI

  1. [sıfat] Yorucu, üzücü, can sıkıcı
    • "Bu belalı işin iyi gitmeye başlamasının daha ucundayız." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Kavgacı, şirret
  3. [isim] Yolsuz kadının zorba dostu
    • "Belalıları başından taşkın kadınlarla uğraşacak yaşta değiliz." (Refik Halit Karay)

BOZGUN

  1. [isim] Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık
    • "Durdu ve bir anda bütün mukavemeti bozguna uğradı." (Peyami Safa)
  2. Yenilgi
    • "Büyük bozgundan sonra Şam istasyonunda bırakmaya mecbur olduğumuz en son vagonun bile içi mecidiye dolu idi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [sıfat] Bozulmuş, dağılmış
    • "Bozgun ordu."
  4. [sıfat] Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın

BALATA

Kelime Kökeni : Almanca

  1. [isim] Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme kat sayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde
  2. Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet

BALGAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde
    • "Balgam çıkarmak. Balgam sökmek."
    • "Belki Tayfur'a gönlüm vardır diye ortaya balgam atıyor." (Sermet Muhtar Alus)

BİZZAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Doğrudan doğruya kendisi
    • "Vaziyeti yukardan ve bizzat takip etmek lazım geldi." (Atatürk)

BOALAR

  1. [isim] Sürüngenler sınıfının, yılanlar takımının bir bölümü

BANGUİ
...
BLÖFÇÜ

  1. [isim] Blöf yapan kimse

BOZACI

  1. [isim] Boza yapan veya satan kimse

BİLMEK

  1. [nsz] Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak
    • "Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır." (Haldun Taner)
    • "Efendiden gizli yine herkes bildiğini okuyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Her şeye peki, olur der fakat sonunda gene bildiğini yapardı." (Haldun Taner)
    • "Sütannenin sandık odası, bildim bileli akar." (Ömer Seyfettin)
  2. [-i] Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak
    • "Yani kısacası bu mükemmel dilimizi kimse bilmez, okumaz." (Burhan Felek)
  3. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek
  4. Tanımak, hatırlamak
    • "Kadıncığım aç. Ben geldim. Bilemedin mi?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  5. Sanmak, varsaymak, farz etmek
    • "Bir hastanın hastalığına gereken önemi vermesi, doktorun ancak kendini o hasta ile birlikte hasta bilmesi ile sağlanabilir." (Refik Halit Karay)
  6. [-i] Sorumlu tutmak
    • "Ben arkadaşını bilmem, seni bilirim."
  7. İnanmak
    • "Bilirim yaşamaz güneşte / Bilirim yaşamaz yan yana aşkla / Ne haksızlık / Ne korku." (Necati Cumalı)
  8. [-i] İşine gelmek, uygun bulmak
    • "Mal almasını bildi de parasını vermeyi mi bilmiyor?"
  9. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur
    • "Anlayabilmek. Gidebilmek. Kapayabilmek. Yazabilmek."
  10. [-i] Saymak
    • "Teşekkürü borç bilirim."

BARKOD

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Çizgi im

BELİYE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Felaket, keder, tasa
    • "Sebep hep sensin; o zaman muvafakat edeydin belki bu beliyeler başıma gelmezdi." (Sermet Muhtar Alus)

BIZBIZ

  1. [isim] Davula sol elle vurulan ince değnek

BAĞLAÇ

  1. [isim] Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü, rabıt, rabıt edatı: Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır

BAYGIN

  1. [sıfat] Bayılmış, kendinden geçmiş
    • "İki tarafına sarhoş sarhoş sallanan sandalda balıkçıyı baygın buldu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Süzgün
    • "Baygın bakış."
  3. Gönül vermiş
  4. İnsanı kendinden geçirir gibi olan
    • "Bahçe kapısına varmadan daha / Baygın kokusu ıhlamurun." (Zeki Ömer Defne)
  5. Yığılmış, dökülmüş
    • "Açık eflatun ipek perdeler baygın ve büyük kelebek kanatları hâlinde yere kadar uzanıyordu." (Ömer Seyfettin)

BİAMAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Hoşgörüsüz, amansız, gaddar, zalim
    • "Seciyeli bir adamdı, vefakâr kalmıştı, satılanların biaman bir düşmanı idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü