Başında A olan 3 harfli 57 kelime var. A harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde A harfi olan kelimeler listesine ya da sonu A harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞA

  1. [isim] Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse
    • "Bu köyün ağası ben miyim, o mu..." (Tarık Buğra)
  2. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan
    • "Mehmet ağa. Hüseyin ağa."
  3. Büyük kardeş, ağabey
    • "Köye varınca ağamdan parasını muhakkak alır, sana veririm." (Etem İzzet Benice)
  4. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san
  5. [sıfat] Cömert, eli açık
  6. Koca
  7. Osmanlı İmparatorluğu'nda bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san
    • "Yeniçeri ağası. Çarşı ağası."

ASK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Asklı mantarlara özgü üreme organı

AZI

  1. [isim] Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş
  2. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi

ARİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Çıplak
  2. Özgür, hür
    • "Bu görüş her türlü edebî şişirmelerden ari bir görüştür." (Yahya Kemal Beyatlı)

AGU

  1. [ünlem] Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses

ARŞ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İslam inanışına göre göğün en yüksek katı

ANİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ansızın yapılan
    • "Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı," (Tarık Buğra)
  2. [zarf] Ansızın, birdenbire
    • "Bu iş pek ani oldu."

AYA

  1. [isim] Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölümü, avuç içi
  2. Ayak tabanı
  3. Yaprakların düz ve parlak bölümü

ARK

  1. [isim] İçinden su akıtmak için toprağı kazarak yapılan açık oluk, arık

ALT

  1. [isim] Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı
    • "Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor." (Zeki Ömer Defne)
    • "İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?" (Ahmet Cemal)
    • "Bir şey değil, karşıdan bir otomobil filan gelir de altında kalırım diye korktum." (Burhan Felek)
    • "Kısa kesmekten yanaydı ama paraları uzatsa altından bir çapanoğlu çıkar mıydı?" (Orhan Kemal)
  2. Bir nesnenin tabanı
    • "Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Altından kalkamayacağı suçlamalar ileri sürdüler."
  3. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü
    • "Altına sandalye çekmek."
  4. Bir şeyin yere yakın bölümü
  5. Yanan ocağın alevi
    • "Fokurdamaya başlayan çaydanlığın altını kapadı." (Haldun Taner)
  6. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun
  7. Sınıflamalarda ikinci derecede olan
    • "Alt sınıf. Alt cins. Alt takım."
  8. [sıfat] Birkaç şeyden aşağıda olan
    • "Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş." (Haldun Taner)

AKA

  1. [isim] Ağabey

ASİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Başkaldıran, isyan eden
  2. Hayırsız, dikbaşlı
    • "Asi evlat."

ALA

  1. [sıfat] Karışık renkli, çok renkli, alaca
    • "Ala kilim eskimiş."
  2. [isim] Alabalık
  3. Açık kestane renginde olan, ela (göz)
  4. [isim] Kekliğin boynundaki siyah halka

AST

  1. [isim] Alt
  2. Birinin buyruğu altında olan görevli, madun
  3. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun
  4. Rütbe veya kıdemce küçük olan asker

ABE

  1. [ünlem] Özellikle Rumeli'de seslenmek ve dikkati çekmek için kullanılan bir söz

AHİ

  1. [sıfat] Cömert

ALİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Yüce, yüksek
    • "Bu bizim en büyük, en şanlı, en ali bir günümüz, en mukaddes millî bayramımız." (Ömer Seyfettin)

ADİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan
    • "Sonra redingot devri geldi ve redingot içinden yarı uşak, yarı kapı kulu, riyakâr, adi bir nesil türedi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Aşağılık, bayağı, alçak
    • "Bunlar çok adi ve fena insanlardı." (Reşat Nuri Güntekin)

ACI

  1. [isim] Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı
    • "Acıyı sever."
    • "Ameliyattan sonra çok acı çekti."
    • "Bu söz ona çok acı geldi."
    • "Başkalarına elinden geldiğince acı vermeye çalışmak başlıca eğlencesiydi." (Refik Erduran)
  2. [sıfat] Tadı bu nitelikte olan
    • "Acı kahvesini yudumluyordu." (Tarık Buğra)
    • "Bu faciaya bizzat karışmışım gibi bir acı duyuyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Belki de zamanında lüzumundan fazla susmuştu da şimdi onun acısını çıkarıyordu." (Haldun Taner)
  3. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ıstırap
    • "Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi." (Peyami Safa)
    • "Bana yaptıklarının acısını ondan çıkaracağım."
  4. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
    • "İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. [sıfat] Çarpıcı, göz alıcı (renk)
    • "Sıcak iklimlerde bu mevsim tek renktedir, sadece acı yeşildir." (Refik Halit Karay)
  6. [sıfat] Keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli
    • "Acı poyraz kuvvetle esiyordu." (Orhan Kemal)
  7. [sıfat] Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü

ABA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş
    • "Sen mi verdin ona gönül yoksa o mu yaktı sana daha önce abayı?" (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük
  3. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış olan
    • "Ayağında bir aba potur vardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bu kumaştan yapılan ve dervişlerce giyilen hırka
    • "Aba var, post var, meydanda er yok." (Yahya Kemal Beyatlı)
  5. Kepenek (I)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü