Sonunda şmek olan 8 harfli 44 kelime var. ŞMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şmek olan kelimeler listesine ya da başında şmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K M Ş
4 Harfli Kelimeler
MEŞK
3 Harfli Kelimeler
KEM, KEŞ, ŞEK, ŞEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, EŞ, KE, ME, ŞE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÖLÜŞMEK
-
-
[-i, -le]
Bakınız paylaşmak
- "Paraları elleri titreyerek, gözleri parlayarak, nefeslerini burundan alarak bölüştüler."
-
[-i, -le]
Bakınız paylaşmak
- GİDİŞMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kaşıntı duymak, kaşınmak; gicişmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kaşıntı duymak, kaşınmak; gicişmek
- BİTİŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Birbirine dokunacak kadar yanaşmak
- "Ustanın kaşları alnında bitişti."
-
[nesnesiz]
Birbirine dokunacak kadar yanaşmak
- İSTEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Karşılıklı sevgi belirtileri göstermek; flört etmek
- "Daha kızken, isteşirlerken, Hasan bahçeye girer, pencerenin altına gelir, bir iki kere Kezban diye seslenirdi."
-
[nesnesiz]
Karşılıklı sevgi belirtileri göstermek; flört etmek
- DÖVÜŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Karşılıklı birbirini dövmek
- "Öyle yiğitçe, öyle gözünü daldan budaktan sakınmadan dövüşmüş, atına binip oradan uzaklaşmıştı."
-
[-le]
İki silahlı kuvvet çatışmak
-
[spor]
Boks yapmak
-
[nesnesiz]
Karşılıklı birbirini dövmek
- ÖZLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Öz durumuna veya özlü bir duruma gelmek
-
Koyu kıvama gelmek, yoğun bir durum almak
-
[dil bilimi]
Dil yabancı ögelerden arınmak; arılaşmak
-
[ağızlardan]
Tahıl olgunlaşmak
-
[nesnesiz]
Öz durumuna veya özlü bir duruma gelmek
- TEPİŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini tepmek
- "O günlerde atlar tepişecek, diyordu."
-
İtişip kakışmak
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini tepmek
- KESİŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini kesmek
-
Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak
-
[argo]
Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak
-
[matematik]
Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini kesmek
- YETİŞMEK
-
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti."
-
Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
- "Bu giysi yarına yetişmeli."
-
Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
- "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi."
-
Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
- "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."
-
Değmek, uzanıp dokunabilmek
- "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."
-
Vakit bulmak, yapabilmek
- "Ben bu kadar işe yetişemem."
-
[nesnesiz]
Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
- "Bu kadar nezaket ve iltifat yetişmez miydi?"
-
Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
- "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."
-
Gelişip büyümek
- "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."
-
[-de]
Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
- "Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı."
-
İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
-
Yardım etmek, yardımına koşmak
- "Tam o sırada talih imdadıma yetişti."
-
[mecaz]
Ortaya çıkmak
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- GELİŞMEK
-
-
[nesnesiz, biyoloji]
Büyüyüp boy atmak, yetişmek; neşvünema bulmak
- "Çalı süpürgeleri bir türlü ağaç hâline gelemeden ama ağacı taklit edercesine gelişir."
-
İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek; inkişaf etmek
-
[nesnesiz, biyoloji]
Büyüyüp boy atmak, yetişmek; neşvünema bulmak
- GİCİŞMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kaşınmak, kaşıntı duymak; gidişmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kaşınmak, kaşıntı duymak; gidişmek
- EKLEŞMEK
-
-
[nesnesiz, dil bilgisi]
Kelime zamanla ek durumuna gelmek
- "Eski Türkçe turur kelimesi ekleşerek -dir şekline dönüşmüştür."
-
[nesnesiz, dil bilgisi]
Kelime zamanla ek durumuna gelmek
- ÜÇLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Üçe çıkmak, bir veya ikiyken üç olmak
-
[nesnesiz]
Üçe çıkmak, bir veya ikiyken üç olmak
- BÜZÜŞMEK
-
- ÇEKİŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
İki yönünden karşılıklı çekmek
- "Halat çekişmek."
-
Bir şeyi birbirine karşı çekmek
- "Bıçak çekişmek."
-
Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek
- "Kura çekiştiler."
-
[mecaz]
Ağız kavgası etmek
- "Seninle çekişmek lazım, büyük hareketlerin manasını anlamıyorsun."
-
[mecaz]
Üstün gelmek için karşılıklı çabalamak; itişmek
- "Takımımız birincilik için çekişiyor."
-
[nesnesiz, -le]
İki yönünden karşılıklı çekmek
- BİNİŞMEK
-
-
[nesnesiz]
İki parçadan biri öbürünün üstünde olmak
-
Kas kirişleri birbiri üstüne binmek
-
Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek
-
[nesnesiz]
İki parçadan biri öbürünün üstünde olmak
- KÜSÜŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine küsmek, karşılıklı darılmak
- "Kocasıyla arası açıktı, tartışıp küsüşüyorlardı sık sık."
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine küsmek, karşılıklı darılmak
- GÜREŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le, spor]
İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak; yıkışmak
- "Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı."
-
[mecaz]
Mücadele etmek
-
[nesnesiz, -le, spor]
İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak; yıkışmak
- DEĞİŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Başka bir biçim veya duruma girmek; tahavvül etmek
- "Beş yılda her şey ne kadar çabuk değişmişti."
-
Yerine başka şey veya kimse gelmek
- "Eskiler arasında duvardaki saatli maarif takvimleri de değişmiş oluyordu."
-
Karşılıklı alıp vermek; mübadele etmek
- "Onunla saatlerimizi değiştik."
-
[-i]
Bakınız değiştirmek
- "Üstümü değiştim."
-
[nesnesiz]
Başka bir biçim veya duruma girmek; tahavvül etmek
- DÖNÜŞMEK
-
-
[-e]
Bir biçimden, bir durumdan başka bir biçime veya duruma geçmek; tahavvül etmek
- "Gülüşü içli bir duyarlığa dönüştü yüzünde."
-
[-e]
Bir biçimden, bir durumdan başka bir biçime veya duruma geçmek; tahavvül etmek