Sonunda ş olan 5 harfli 221 kelime var. Ş harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ş harfi olan kelimeler listesine ya da başında ş harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GEZİŞ
-
-
[isim]
Gezmek işi
-
[isim]
Gezmek işi
- SİLİŞ
-
-
[isim]
Silmek işi
-
[isim]
Silmek işi
- DURUŞ
-
-
[isim]
Durmak işi
- "Bizim Rumeli’de duruşumuz burada kendi milletimizin bulunmasındandır."
-
Takınılan tavır
- "Ali, onun bu korkulu duruşunu gördükçe içindeki koruma duygusu daha yoğunlaşıyordu."
-
[isim]
Durmak işi
- YAPIŞ
-
-
[isim]
Yapmak işi
-
[isim]
Yapmak işi
- YİYİŞ
-
-
[isim]
Yemek işi
- "Kollarını açıp üç kişilik yer kaplayarak yemek yiyişi, aksırışı ve gülüşü çekilmez."
-
[isim]
Yemek işi
- BİTİŞ
-
-
[isim]
Bitmek işi
- "Romanlarda olduğu gibi bir başlangıç, bir bitiş arzu ediyordu."
-
[müzik]
Bir müzik parçasının son bölümü; final
-
[isim]
Bitmek işi
- SEÇİŞ
-
-
[isim]
Seçmek işi
-
[isim]
Seçmek işi
- ABRAŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça abraş
-
[sıfat]
Alaca benekli
-
Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı)
-
Çarpık, eğri, düzgün olmayan
-
Ters, kaba, görgüsüz (kimse)
-
[ağızlardan]
Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse)
- "... rengi belli olmayan kısık ve yorgun gözler, yanak çukurlarında mürekkep lekeleri gibi keskin gölgelerin oyduğu ve buruşturduğu çentikli, soluk ve abraş bir yüzde onu görmek ve tanımak zahmeti çekiyordu."
-
[isim, ağızlardan]
Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık
-
[isim]
Bakınız alaca hastalığı
- "Melek ilk olarak önceden abraş hastası olan adamın yanına geldi."
-
[isim]
Dokuma malzemelerinin kötü boyanmalarından dolayı üzerlerinde açık veya koyu lekeler görünen, deseni bozuk halı
-
[sıfat]
Alaca benekli
- SARIŞ
-
-
[isim]
Sarmak işi
-
[isim]
Sarmak işi
- YAYIŞ
-
-
[isim]
Yaymak işi
- "Gazete ve kitabın az okunması, yayış ve satış işinin bozuk olmasından ileri geliyor."
-
[isim]
Yaymak işi
- SOYUŞ
-
-
[isim]
Soymak işi
-
[isim]
Soymak işi
- HAMİŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça hāmiş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çıkma
- "Demir Bey mektubuna şu hamişi ilave etti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çıkma
- OYNAŞ
-
-
[isim]
Aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkiler bulunan kadın veya erkekten her biri; aşna fişne
- "Bu da öğretmen gibi gözü işte, aklı oynaşta!"
-
[isim]
Aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkiler bulunan kadın veya erkekten her biri; aşna fişne
- TAPIŞ
-
-
[isim]
Tapmak işi
-
[isim]
Tapmak işi
- ÜNDEŞ
-
-
[isim]
Benzer sesle biten söz veya cümle
-
[isim]
Benzer sesle biten söz veya cümle
- BARIŞ
-
-
[isim]
Barışmak işi
- "Biz baba kız biliyorduk ki bu gibi kaçışlar, bir barışla biter."
-
Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum; sulh, hazar
- "Atatürk'ün insan haklarına ve dünya barışına ne kadar saygılı bir lider olduğunu ifade etti."
-
Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç
- "Barış içinde yaşamak."
-
Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam
-
[isim]
Barışmak işi
- SÖKÜŞ
-
-
[isim]
Sökmek işi
-
[isim]
Sökmek işi
- YAKIŞ
-
-
[isim]
Yakmak işi
- "Güneşin yakışı, bulutun ağlayışı olmasaydı bu âlem nasıl gelişirdi?"
-
[isim]
Yakmak işi
- ÜÇTAŞ
-
-
[isim]
Üç taşla oynanan bir tür çocuk oyunu
-
[sıfat]
Üzerinde beş adet pırlantası veya elması olan (yüzük, küpe)
-
[isim]
Üç taşla oynanan bir tür çocuk oyunu
- UĞRAŞ
-
-
[isim]
Bir insanın yaptığı iş veya meslek; iş güç, meşguliyet
- "Bu arada köy yaşamından çeşitli sahneleri, uğraşları canlandıran oyunlar vardır."
-
Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş; iş güç, meşguliyet
-
Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele
- "Onlara biraz gayretle anımsatılabilir bu gerçekler ama bu hem zahmetli, hem de süreç içinde kendimizi de onları da kırmayı göze alan bir uğraş gerektirir."
-
[eskimiş]
Savaş, mücadele
-
[isim]
Bir insanın yaptığı iş veya meslek; iş güç, meşguliyet