Başında ş olan 4 harfli 53 kelime var. Ş harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ş bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞIRA
-
Kelime Kökeni: Farsça şīre
-
[isim]
Henüz mayalanmamış üzüm suyu; şire
-
Bazı meyve ve sebzelerin özü; şire
- "Elma şırası."
-
[argo]
Süzülmüş afyon
-
[isim]
Henüz mayalanmamış üzüm suyu; şire
- ŞERH
-
Kelime Kökeni: Arapça şerḥ
- ŞEVK
-
Kelime Kökeni: Arapça şevḳ
-
[isim]
Aşırı heves, aşırı istek
- "Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince / Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül"
-
Keyifli, sevinçli olma durumu
-
[isim]
Aşırı heves, aşırı istek
- ŞEMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca schéma
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
-
Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
- ŞEYH
-
Kelime Kökeni: Arapça şeyḫ
-
[isim]
Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse
-
Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse
-
Arap kabile ve aşireti başkanı
-
Ahi teşkilatında ve loncalarda bir esnaf birliğinin başı durumundaki kimse
- "Debbağlar gibi her kuşluk zamanında, kavaf şeyhinin de dükkânı önünde bir dua yapılması âdetti."
-
[isim]
Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse
- ŞEMS
-
Kelime Kökeni: Arapça şems
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güneş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güneş
- ŞUUR
-
Kelime Kökeni: Arapça şuʿūr
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız bilinç
- "İdeolojiler, bir tasavvurlar bütünüdür ama bu tasavvurların çok defa şuurla bir alakası yoktur."
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız bilinç
- ŞURA
-
-
[isim]
Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer; şurası
- "Şuraya oturmuştu."
-
[isim]
Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer; şurası
- ŞÜYU
-
Kelime Kökeni: Arapça şuyūʿ
-
[isim, eskimiş]
Herkesçe duyulma, yayılma
- "Firarın şüyusuyla beraber Yunanlılık aleyhine dönenler hâlâ hayrettedirler."
-
[isim, eskimiş]
Herkesçe duyulma, yayılma
- ŞİKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca chiqué
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
-
[mecaz]
Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma; aldatma
- "Bu işte şike var."
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
- ŞAKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḳī
-
[isim]
Bakınız haydut
- "Şakiler odanın içinde potinlerinin uçlarına basarak geziniyor idiyse de bakılsa bu ihtiyata hacet bile yoktu."
-
[isim]
Bakınız haydut
- ŞİTA
-
Kelime Kökeni: Arapça şitāʾ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kış (I)
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kış (I)
- ŞAYİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şāyiʿ
-
[sıfat, eskimiş]
Yaygın, yayılmış (söz veya haber)
-
Bir şeyin her noktasıyla ilgisi bulunan (pay)
-
[sıfat, eskimiş]
Yaygın, yayılmış (söz veya haber)
- ŞAŞI
-
-
[sıfat]
Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz veya kimse)
- "Üstelik de şaşı olan bu çocuğu ne diye tutup göndermişlerdi?"
-
[zarf]
Gözlerini çarpıtarak
- "Bir eliyle ağzını perdeleyip şaşı bakıyor yine, anlıyorum bir sır verecek, çaktırmadan ona doğru eğiliyorum…"
-
[sıfat]
Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz veya kimse)
- ŞAFT
-
Kelime Kökeni: İngilizce shaft
-
[isim, teknik]
Bir makinenin dönme hareketini öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler veya pervane bağlanan demir mil
- "Çok geçmiyor, şaftın dönmesiyle pervane çalışıyor."
-
[isim, teknik]
Bir makinenin dönme hareketini öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler veya pervane bağlanan demir mil
- ŞAİR
-
Kelime Kökeni: Arapça şāʿir
-
[isim]
Şiir söyleyen veya yazan kimse; ozan
- "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir şairim."
-
[sıfat, mecaz]
Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu (kimse)
- "Şair ruhlu bir adam."
-
[isim]
Şiir söyleyen veya yazan kimse; ozan
- ŞİİR
-
Kelime Kökeni: Arapça şiʿr
-
[isim, edebiyat]
Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi; manzume, nazım
-
[mecaz]
Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey
- "Burada herkes kendi gönlünden olduğu kadar bu tabiatın içinden gelen bir şiiri dinler."
-
[isim, edebiyat]
Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi; manzume, nazım
- ŞİŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça şīşe
-
[isim]
İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap
- "Geç saatlere kadar çöpten toplayacakları demirleri, şişeleri, naylonları nasıl satacaklarını konuştular."
-
[sıfat]
Bu kabın aldığı miktarda olan
-
Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu
-
[isim]
İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap
- ŞASE
-
Kelime Kökeni: Fransızca sachet
-
[isim]
İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak
- "Annesi bir yandan da Emine beceremezmişçesine sıkıca ütülenmiş mendillerini mor atlas şaseye yerleştiriyordu."
-
[isim]
İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak
- ŞİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca schiste
-
[isim, mineraloji]
Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı
-
Kömürle karışık bütün moloz maddelerinin bilimsel adı
-
Bakınız kil taşı
-
[isim, mineraloji]
Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı