Sonunda ırmak olan 9 harfli 61 kelime var. IRMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ırmak olan kelimeler listesine ya da başında ırmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Irmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I K M R

5 Harfli Kelimeler

IRMAK, KIRMA, RAKIM

4 Harfli Kelimeler

AKIM, ARIK, IRAK, KARI, MARK, RAKI

3 Harfli Kelimeler

AKI, ARI, ARK, IRA, IRK, KAM, KAR, KIR, RAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AR, IR, MA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BASTIRMAK

  1. [-i] Basma işini yaptırmak
    • "Kitap bastırmak."
  2. Basma işini yapmak
    • "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta." (Tarık Dursun K)
  3. Zararlı bir olayı önlemek
    • "Yangını bastırmak."
  4. Bakınız durdurmak
    • "Oradaki ayaklanmaları bastırdık, yığınla şehit verdik! Bulgaristan’da, Sırbistan’da, Karadağ’da bütün ayaklanmaları bastırdık." (Necati Cumalı)
  5. Üstünlüğünü göstermek
    • "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor." (Ömer Seyfettin)
  6. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
  7. Bakınız gidermek
    • "Heyecanını bir türlü bastıramıyor." (Nezihe Araz)
  8. Hemen söylemek
    • "Cevabı bastırdı."
  9. [nesnesiz] Bir yere beklenmedik bir anda kalabalık hâlde gelmek
    • "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar." (Oktay Rifat)
  10. [nesnesiz] Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
    • "Kış bastırdığında bu sıcağa rahmet okursunuz." (Ayşe Kulin)
  11. [-e] Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
    • "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar." (Erhan Bener)
  12. [ağızlardan] Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
SIKTIRMAK

  1. [-i] Sıkma işini yaptırmak
KIRDIRMAK

  1. [-e, -i] Kırma işini yaptırmak
    • "Kalemindeki odacıya aylığını kırdırırmış." (Sermet Muhtar Alus)
KIYDIRMAK

  1. [-e, -i] Kıyma işini yaptırmak
YAPTIRMAK

  1. [-e, -i] Yapmasını sağlamak, yapmasına imkân vermek
    • "Uzatmayalım, yeni yaptırdığım smokini giydim." (Burhan Felek)
  2. Hazırlanmasını sağlamak
    • "Her ay iki beşibirarada yaptırıyor, karısı Gülsüm'ün kalın boynuna takıyordu." (Ömer Seyfettin)
ÇIMKIRMAK

  1. [nesnesiz] Kuş pislemek
    • "Kuşlar da ... yemlenmedikleri zamanlarda bile kafasının tepesine konarak saçları üstüne çımkırır ya da omuzları üstünde uyur, güneşlenirlerdi." (Cengiz Dağcı)
HAPŞIRMAK

  1. [nesnesiz] Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak; aksırmak
    • "Aksi gibi benim hiç durmadan esneyeceğim geliyor, hapşırmak istiyordum." (Ömer Seyfettin)
BAKTIRMAK

  1. [-e, -i] Bakmasına yol açmak, bakmasını sağlamak
    • "Hastayı meşhur doktorlara baktırıyoruz." (Reşat Nuri Güntekin)
SARDIRMAK

  1. [-e, -i] Sarma işini yaptırmak
    • "Eski kahverengi ayakkabılarını sardırdı, parasını ödeyip çıktı." (Yusuf Atılgan)
  2. [mecaz] Sürekli olarak bir konuyu düşünmek
SALDIRMAK

  1. [-e] Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek; salmak
    • "Bugün şu dakikada onlar hâlâ düşmana saldırıyorlardı." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. [-den] Gemi, kalkmak için yelken açıp başını gideceği yola çevirmek
  3. [mecaz] Yıkıcı ve sert eleştiriler yapmak
  4. [kimya] Etkisiyle eritmek
    • "Asitler madenlere saldırır."
HIÇKIRMAK

  1. [nesnesiz] Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak
  2. İçini çekerek ağlamak
    • "Anası köşe bucak kaçıyor, tenha bir yer buldukça hıçkırıyordu." (Reşat Enis Aygen)
SIĞDIRMAK

  1. [-e, -i] Bir şeyin bir kabın veya bir yerin içine sığmasını sağlamak, aldırmak
    • "Kitapları çantaya sığdıramadım."
SANDIRMAK

  1. [-e, -i] Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
    • "Kendisini ona yaklaşmış, onunla baş başa kalmış sandıran tenhalığa sevindi." (Refik Halit Karay)
SAYDIRMAK

  1. [-e, -i] Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak
    • "Garsonu çağırır, yemekleri bir de garsona yüksek sesle saydırır." (Dursun Akçam)
  2. Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak
    • "Şimdiye kadar hoşlandığı her kadına kendini sevdirmemişse bile saydırmıştır." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [argo] Sövüp saymak
    • "Zidan açtı ağzını yumdu gözünü, saydırdı da saydırdı." (Erkan İşeri)
TIKSIRMAK

  1. [nesnesiz] Ağız kapalıyken hafifçe aksırmak
KAYDIRMAK

  1. [-e, -i] Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak
    • "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim." (Reha Mağden)
FIŞKIRMAK

  1. [-den] Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak
    • "Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır." (Salâh Birsel)
  2. Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek
    • "Kaldırım taşları arasından fışkırmış otların bütün sokağı bürüyeceği muhakkak!" (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. [mecaz] Bir şey bir yerde bol bol görülmek
    • "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı." (Cemil Meriç)
YIĞDIRMAK

  1. [-e, -i] Yığma işini yaptırmak
ÇILDIRMAK

  1. [nesnesiz] Delirmek, aklını oynatmak
    • "Ölümünün üzerinden üç gün geçmemişti ki büyük kızı çıldırdı." (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. [mecaz] Israrlı bir biçimde istemek, büyük arzu göstermek
    • "Eminim, resminizi yapmak için çıldırıyor." (Halide Edip Adıvar)
VARDIRMAK

  1. [-e, -i] Varmasına yol açmak; götürmek
    • "Hasan'la ilgilerini evlenme kertesine vardırmak için canla başla çalışan Mesture Hanım..." (Halide Edip Adıvar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü