Sonunda ırmak olan 9 harfli 61 kelime var. IRMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ırmak olan kelimeler listesine ya da başında ırmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Irmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I K M R
5 Harfli Kelimeler
IRMAK, KIRMA, RAKIM
4 Harfli Kelimeler
AKIM, ARIK, IRAK, KARI, MARK, RAKI
3 Harfli Kelimeler
AKI, ARI, ARK, IRA, IRK, KAM, KAR, KIR, RAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AR, IR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BASTIRMAK
-
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- "Kitap bastırmak."
-
Basma işini yapmak
- "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta."
-
Zararlı bir olayı önlemek
- "Yangını bastırmak."
-
Bakınız durdurmak
- "Oradaki ayaklanmaları bastırdık, yığınla şehit verdik! Bulgaristan’da, Sırbistan’da, Karadağ’da bütün ayaklanmaları bastırdık."
-
Üstünlüğünü göstermek
- "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor."
-
Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
-
Bakınız gidermek
- "Heyecanını bir türlü bastıramıyor."
-
Hemen söylemek
- "Cevabı bastırdı."
-
[nesnesiz]
Bir yere beklenmedik bir anda kalabalık hâlde gelmek
- "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar."
-
[nesnesiz]
Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
- "Kış bastırdığında bu sıcağa rahmet okursunuz."
-
[-e]
Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
- "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar."
-
[ağızlardan]
Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- SIKTIRMAK
-
-
[-i]
Sıkma işini yaptırmak
-
[-i]
Sıkma işini yaptırmak
- KIRDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Kırma işini yaptırmak
- "Kalemindeki odacıya aylığını kırdırırmış."
-
[-e, -i]
Kırma işini yaptırmak
- KIYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Kıyma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Kıyma işini yaptırmak
- YAPTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Yapmasını sağlamak, yapmasına imkân vermek
- "Uzatmayalım, yeni yaptırdığım smokini giydim."
-
Hazırlanmasını sağlamak
- "Her ay iki beşibirarada yaptırıyor, karısı Gülsüm'ün kalın boynuna takıyordu."
-
[-e, -i]
Yapmasını sağlamak, yapmasına imkân vermek
- ÇIMKIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Kuş pislemek
- "Kuşlar da ... yemlenmedikleri zamanlarda bile kafasının tepesine konarak saçları üstüne çımkırır ya da omuzları üstünde uyur, güneşlenirlerdi."
-
[nesnesiz]
Kuş pislemek
- HAPŞIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak; aksırmak
- "Aksi gibi benim hiç durmadan esneyeceğim geliyor, hapşırmak istiyordum."
-
[nesnesiz]
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak; aksırmak
- BAKTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Bakmasına yol açmak, bakmasını sağlamak
- "Hastayı meşhur doktorlara baktırıyoruz."
-
[-e, -i]
Bakmasına yol açmak, bakmasını sağlamak
- SARDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sarma işini yaptırmak
- "Eski kahverengi ayakkabılarını sardırdı, parasını ödeyip çıktı."
-
[mecaz]
Sürekli olarak bir konuyu düşünmek
-
[-e, -i]
Sarma işini yaptırmak
- SALDIRMAK
-
-
[-e]
Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek; salmak
- "Bugün şu dakikada onlar hâlâ düşmana saldırıyorlardı."
-
[-den]
Gemi, kalkmak için yelken açıp başını gideceği yola çevirmek
-
[mecaz]
Yıkıcı ve sert eleştiriler yapmak
-
[kimya]
Etkisiyle eritmek
- "Asitler madenlere saldırır."
-
[-e]
Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek; salmak
- HIÇKIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak
-
İçini çekerek ağlamak
- "Anası köşe bucak kaçıyor, tenha bir yer buldukça hıçkırıyordu."
-
[nesnesiz]
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak
- SIĞDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Bir şeyin bir kabın veya bir yerin içine sığmasını sağlamak, aldırmak
- "Kitapları çantaya sığdıramadım."
-
[-e, -i]
Bir şeyin bir kabın veya bir yerin içine sığmasını sağlamak, aldırmak
- SANDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
- "Kendisini ona yaklaşmış, onunla baş başa kalmış sandıran tenhalığa sevindi."
-
[-e, -i]
Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
- SAYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak
- "Garsonu çağırır, yemekleri bir de garsona yüksek sesle saydırır."
-
Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak
- "Şimdiye kadar hoşlandığı her kadına kendini sevdirmemişse bile saydırmıştır."
-
[argo]
Sövüp saymak
- "Zidan açtı ağzını yumdu gözünü, saydırdı da saydırdı."
-
[-e, -i]
Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak
- TIKSIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağız kapalıyken hafifçe aksırmak
-
[nesnesiz]
Ağız kapalıyken hafifçe aksırmak
- KAYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak
- "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim."
-
[-e, -i]
Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak
- FIŞKIRMAK
-
-
[-den]
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak
- "Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır."
-
Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek
- "Kaldırım taşları arasından fışkırmış otların bütün sokağı bürüyeceği muhakkak!"
-
[mecaz]
Bir şey bir yerde bol bol görülmek
- "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı."
-
[-den]
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak
- YIĞDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Yığma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Yığma işini yaptırmak
- ÇILDIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Delirmek, aklını oynatmak
- "Ölümünün üzerinden üç gün geçmemişti ki büyük kızı çıldırdı."
-
[mecaz]
Israrlı bir biçimde istemek, büyük arzu göstermek
- "Eminim, resminizi yapmak için çıldırıyor."
-
[nesnesiz]
Delirmek, aklını oynatmak
- VARDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Varmasına yol açmak; götürmek
- "Hasan'la ilgilerini evlenme kertesine vardırmak için canla başla çalışan Mesture Hanım..."
-
[-e, -i]
Varmasına yol açmak; götürmek