Sonunda ın olan 6 harfli 51 kelime var. IN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ın olan kelimeler listesine ya da başında ın olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAÇKIN
-
-
[isim]
Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse
- "Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur."
-
İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse
-
[isim]
Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse
- TAŞKIN
-
-
[sıfat]
Taşmış bir durumda olan
-
[isim]
Bakınız su baskını
-
[mecaz]
Bakınız aşırı
- "Bu yüz neşeli değil, taşkın denecek kadar mutlu idi."
-
[sıfat]
Taşmış bir durumda olan
- KARŞIN
-
-
[edat]
Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz; rağmen, mukabil
- "Sabah olunca, bütün gece uyumamasına karşın kendini dinç hissediyordu."
-
[edat]
Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz; rağmen, mukabil
- YALGIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız serap
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız serap
- KILGIN
-
-
[sıfat]
Bakınız uygulamalı
-
[sıfat]
Bakınız uygulamalı
- BIÇKIN
-
-
[isim, argo]
Bakınız kabadayı
- "Ulan, onlar bey, sen bıçkın."
-
[sıfat]
Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur
- "Kahve sahibi hem çok zengindi, hem çok bıçkın."
-
[isim, argo]
Bakınız kabadayı
- ÇIVGIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız şıvgın
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız şıvgın
- SINGIN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Gözü korkmuş, sinmiş (kimse)
-
Çekingen, ürkek
-
Üzgün, düşünceli
-
[sıfat, ağızlardan]
Gözü korkmuş, sinmiş (kimse)
- KIYGIN
-
-
[sıfat]
Bakınız mağdur
-
[sıfat]
Bakınız mağdur
- YATKIN
-
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- "Dolap çevirmeye, şantaj mesleğine ne kadar yatkın, ne kadar elverişli idi ise bu yeni konusunda da öyle olacağa benziyordu."
-
Bakınız yatık
-
Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük olan
- "Yatkın mal. Yatkın kumaş."
-
[mecaz]
Benimsemiş, alışmış, eğilimli olan
- "Yadırgamaya yatkındı ama görmüştü kızın oyununu."
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- TALKIN
-
Kelime Kökeni: Arapça telḳīn
-
[isim, din bilimi]
Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar; telkin
-
[isim, din bilimi]
Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar; telkin
- YANGIN
-
-
[isim]
Zarara yol açan büyük ateş
- "Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi."
-
Hastalıkta ateş
-
[mecaz]
Tutkunun verdiği coşkunluk
-
[sıfat, mecaz]
Düşkün, âşık olan
- "Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim."
-
[isim]
Zarara yol açan büyük ateş
- SARPIN
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, ağızlardan]
Tahıl kuyusu, zahire ambarı; silo
-
Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık
-
[isim, ağızlardan]
Tahıl kuyusu, zahire ambarı; silo
- SAYGIN
-
-
[sıfat]
Saygı gören, sayılan, hatırı sayılan, itibarı olan, sözü geçer; hatırlı, itibarlı, muteber
- "Artık saygın biri olmasına ramak kalmıştı."
-
[sıfat]
Saygı gören, sayılan, hatırı sayılan, itibarı olan, sözü geçer; hatırlı, itibarlı, muteber
- TARÇIN
-
Kelime Kökeni: Farsça dārçīn
-
[isim, bitki bilimi]
Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç (Cinnamomum)
-
Bu ağacın, içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla baharat gibi kullanılan kabuğu
- "Sakalının rengi kınaya, kokusu sirkelenmiş tarçına benzer."
-
[isim, bitki bilimi]
Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç (Cinnamomum)
- KALÇIN
-
Kelime Kökeni: İtalyanca calzino
-
[isim]
Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi
- "Avluda nalın, evin içinde terlikle gezilir, ayaklarımızdakiler merdiven başında çıkarılır, yazın terlikler, kışın evde örülen yün çorap ve üstüne kalçın giyilirdi."
-
[isim]
Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi
- KIRGIN
-
-
[sıfat]
Kırılmış (kimse)
-
[zarf]
Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda
- "Kırgın, usangın kalktı sabahın er saatlerinde."
-
[isim, ağızlardan]
Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık
-
[sıfat]
Kırılmış (kimse)
- ÇIKKIN
-
-
[sıfat]
Dışa doğru çıkmış olan
- "Şakakları sivri, çıkkın, yeşil gözlü, çizmeli, çilli yüzlü bir adamdı."
-
[sıfat]
Dışa doğru çıkmış olan
- YILGIN
-
-
[sıfat]
Yılmış, korkmuş olan
- "Yılgın gözlerle bunlara baktı ve köşedeki tütüncüyü soracak oldu."
-
Bıkmış, usanmış
-
Morali bozulmuş, çökmüş
- "Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz."
-
[sıfat]
Yılmış, korkmuş olan
- ŞIVGIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Budanmış yaşlı ağaçların budanan yerlerinden çıkan taze sürgün; çıvgın
-
Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur; çıvgın
-
[isim, ağızlardan]
Budanmış yaşlı ağaçların budanan yerlerinden çıkan taze sürgün; çıvgın