Sonunda ın olan 6 harfli 51 kelime var. IN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ın olan kelimeler listesine ya da başında ın olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAÇKIN

  1. [isim] Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse
    • "Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur." (Haldun Taner)
  2. İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse
TAŞKIN

  1. [sıfat] Taşmış bir durumda olan
  2. [isim] Bakınız su baskını
  3. [mecaz] Bakınız aşırı
    • "Bu yüz neşeli değil, taşkın denecek kadar mutlu idi." (Tarık Buğra)
KARŞIN

  1. [edat] Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz; rağmen, mukabil
    • "Sabah olunca, bütün gece uyumamasına karşın kendini dinç hissediyordu." (İhsan Oktay Anar)
YALGIN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız serap
KILGIN

  1. [sıfat] Bakınız uygulamalı
BIÇKIN

  1. [isim, argo] Bakınız kabadayı
    • "Ulan, onlar bey, sen bıçkın." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [sıfat] Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur
    • "Kahve sahibi hem çok zengindi, hem çok bıçkın." (Nâzım Hikmet)
ÇIVGIN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız şıvgın
SINGIN

  1. [sıfat, ağızlardan] Gözü korkmuş, sinmiş (kimse)
  2. Çekingen, ürkek
  3. Üzgün, düşünceli
KIYGIN

  1. [sıfat] Bakınız mağdur
YATKIN

  1. [sıfat] Bir işte yeteneği, becerisi olan
    • "Dolap çevirmeye, şantaj mesleğine ne kadar yatkın, ne kadar elverişli idi ise bu yeni konusunda da öyle olacağa benziyordu." (Tarık Buğra)
  2. Bakınız yatık
  3. Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük olan
    • "Yatkın mal. Yatkın kumaş."
  4. [mecaz] Benimsemiş, alışmış, eğilimli olan
    • "Yadırgamaya yatkındı ama görmüştü kızın oyununu." (Attilâ İlhan)
TALKIN

Kelime Kökeni: Arapça telḳīn

  1. [isim, din bilimi] Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar; telkin
YANGIN

  1. [isim] Zarara yol açan büyük ateş
    • "Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Hastalıkta ateş
  3. [mecaz] Tutkunun verdiği coşkunluk
  4. [sıfat, mecaz] Düşkün, âşık olan
    • "Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim." (Mahmut Yesari)
SARPIN

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, ağızlardan] Tahıl kuyusu, zahire ambarı; silo
  2. Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık
SAYGIN

  1. [sıfat] Saygı gören, sayılan, hatırı sayılan, itibarı olan, sözü geçer; hatırlı, itibarlı, muteber
    • "Artık saygın biri olmasına ramak kalmıştı." (İhsan Oktay Anar)
TARÇIN

Kelime Kökeni: Farsça dārçīn

  1. [isim, bitki bilimi] Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç (Cinnamomum)
  2. Bu ağacın, içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla baharat gibi kullanılan kabuğu
    • "Sakalının rengi kınaya, kokusu sirkelenmiş tarçına benzer." (Falih Rıfkı Atay)
KALÇIN

Kelime Kökeni: İtalyanca calzino

  1. [isim] Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi
    • "Avluda nalın, evin içinde terlikle gezilir, ayaklarımızdakiler merdiven başında çıkarılır, yazın terlikler, kışın evde örülen yün çorap ve üstüne kalçın giyilirdi." (Gündüz Vassaf)
KIRGIN

  1. [sıfat] Kırılmış (kimse)
  2. [zarf] Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda
    • "Kırgın, usangın kalktı sabahın er saatlerinde." (Abbas Sayar)
  3. [isim, ağızlardan] Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık
ÇIKKIN

  1. [sıfat] Dışa doğru çıkmış olan
    • "Şakakları sivri, çıkkın, yeşil gözlü, çizmeli, çilli yüzlü bir adamdı." (Osman Şahin)
YILGIN

  1. [sıfat] Yılmış, korkmuş olan
    • "Yılgın gözlerle bunlara baktı ve köşedeki tütüncüyü soracak oldu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bıkmış, usanmış
  3. Morali bozulmuş, çökmüş
    • "Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ŞIVGIN

  1. [isim, ağızlardan] Budanmış yaşlı ağaçların budanan yerlerinden çıkan taze sürgün; çıvgın
  2. Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur; çıvgın
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü