Sonunda ın olan 5 harfli 42 kelime var. IN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ın olan kelimeler listesine ya da başında ın olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIŞIN
-
-
[zarf]
Kış mevsiminde, kış süresince
- "Cuma ve pazartesi geceleri, kışın Aksaray'daki evimizde boza partisi verilirdi."
-
[zarf]
Kış mevsiminde, kış süresince
- HARIN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarūn
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
-
[mecaz]
Hain, huysuz
-
[mecaz]
Bakınız obur
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
- ALGIN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Cılız, zayıf, hastalıklı olan
-
Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Cılız, zayıf, hastalıklı olan
- KIYIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zulüm
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zulüm
- YAZIN
-
-
[zarf]
Yaz mevsiminde, yaz aylarında
- "Köyümüzde örtüleri gelinlerim asma çardakların altında yazın işlerdi."
-
[zarf]
Yaz mevsiminde, yaz aylarında
- ARGIN
-
-
[sıfat]
Yorgun, bitkin, mecalsiz durumda olan
- "Şimdi kadının argın, uçuk benzi, yorgun, düşük kımıldanışı daha ziyade görünüyordu."
-
[sıfat]
Yorgun, bitkin, mecalsiz durumda olan
- SAYIN
-
-
[sıfat]
Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
-
[sıfat]
Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
- ARŞIN
-
-
[isim]
Yaklaşık 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü
- "Bu duvarlar yerden bir arşın kadar yüksek, üstünde güzel bir parmaklığı olan duvarlardı."
-
Bu uzunluk ölçüsüne göre ölçüm yapan, demirden, çelikten veya tahtadan alet
-
[isim]
Yaklaşık 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü
- MAYIN
-
Kelime Kökeni: İngilizce mine
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- "Mıknatıslı mayın."
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- LAÇIN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Beyaz renkli bir cins şahin
-
[isim, hayvan bilimi]
Beyaz renkli bir cins şahin
- ZIBIN
-
-
[isim]
Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi
- "Nadiren kapağı açılır, içinden kâh benim çocukluk zıbınım, kâh annemin gelinlik duvağı çıkar."
-
[ağızlardan]
Kolsuz kadın giysisi
-
[isim]
Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi
- YIĞIN
-
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- "Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim."
-
Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- ANGIN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız ünlü
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız ünlü
- AYGIN
-
-
[sıfat]
Bitkin durumda olan
- "Aygın mısın Halime’m, baygın mısın gel / Hiç haberin gelmiyor, dargın mısın gel"
-
[sıfat]
Bitkin durumda olan
- YAKIN
-
-
[sıfat]
Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı
-
Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan
- "İklim ile toprağın bereketi ve insanın faaliyeti arasında yakın bir münasebet vardır."
-
Aralarında sıkı ilgi bulunan
- "Her birinin muhakkak bir yakın arkadaşı vardır."
-
Benzeyen, andıran, yaklaşan
- "Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı."
-
Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
- "Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın..."
-
[isim]
Uzak olmayan yer
- "Yakınımızda otururlar."
-
[isim]
Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
- "En yakınlarından başlayarak herkese hayatı cehennem ettiği de doğrudur."
-
[zarf]
Uzak olmadan
- "Gelin, bana yakın oturun lütfen."
-
[sıfat]
Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı
- BAĞIN
-
-
[isim]
Bakınız iksa
-
[isim]
Bakınız iksa
- YARIN
-
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
-
Gelecek, ilerideki zaman
- "İnsan daima yarını düşünmeli."
-
[zarf]
Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde
- "Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin."
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
- IZGIN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Rozet yapraklı, sarı çiçekli, tohumlarından yağ çıkarılan, bir yıllık, otsu bir bitki (Eruca cappadocica)
-
[isim, bitki bilimi]
Rozet yapraklı, sarı çiçekli, tohumlarından yağ çıkarılan, bir yıllık, otsu bir bitki (Eruca cappadocica)
- TAYIN
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿyīn
-
[isim, askerlik]
Asker azığı
- "Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum."
-
[askerlik]
Asker ekmeği
-
Savaş veya seferberlik dönemlerinde vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek
- "Çok defa kahvaltı tayınım olan bir dilim kuru ekmekle bir topak tulum peynirini bile tıkınmaya imkân bulamıyordum."
-
[isim, askerlik]
Asker azığı
- YAYIN
-
-
[isim]
Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat
-
Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan çalışmalardan her biri; yapıt, program, neşriyat
-
[isim]
Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat