Sonunda ın olan 5 harfli 42 kelime var. IN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ın olan kelimeler listesine ya da başında ın olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIŞIN

  1. [zarf] Kış mevsiminde, kış süresince
    • "Cuma ve pazartesi geceleri, kışın Aksaray'daki evimizde boza partisi verilirdi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
HARIN

Kelime Kökeni: Arapça ḥarūn

  1. [sıfat, ağızlardan] Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
  2. [mecaz] Hain, huysuz
  3. [mecaz] Bakınız obur
ALGIN

  1. [sıfat, ağızlardan] Cılız, zayıf, hastalıklı olan
  2. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun (kimse)
KIYIN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız zulüm
YAZIN

  1. [zarf] Yaz mevsiminde, yaz aylarında
    • "Köyümüzde örtüleri gelinlerim asma çardakların altında yazın işlerdi." (Füruzan)
ARGIN

  1. [sıfat] Yorgun, bitkin, mecalsiz durumda olan
    • "Şimdi kadının argın, uçuk benzi, yorgun, düşük kımıldanışı daha ziyade görünüyordu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
SAYIN

  1. [sıfat] Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
ARŞIN

  1. [isim] Yaklaşık 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü
    • "Bu duvarlar yerden bir arşın kadar yüksek, üstünde güzel bir parmaklığı olan duvarlardı." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bu uzunluk ölçüsüne göre ölçüm yapan, demirden, çelikten veya tahtadan alet
MAYIN

Kelime Kökeni: İngilizce mine

  1. [isim, askerlik] Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
    • "Mıknatıslı mayın."
LAÇIN

  1. [isim, hayvan bilimi] Beyaz renkli bir cins şahin
ZIBIN

  1. [isim] Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi
    • "Nadiren kapağı açılır, içinden kâh benim çocukluk zıbınım, kâh annemin gelinlik duvağı çıkar." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. [ağızlardan] Kolsuz kadın giysisi
YIĞIN

  1. [isim] Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
    • "Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle
ANGIN

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız ünlü
AYGIN

  1. [sıfat] Bitkin durumda olan
    • "Aygın mısın Halime’m, baygın mısın gel / Hiç haberin gelmiyor, dargın mısın gel" (Halk türküsü)
YAKIN

  1. [sıfat] Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı
  2. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan
    • "İklim ile toprağın bereketi ve insanın faaliyeti arasında yakın bir münasebet vardır." (Cemil Meriç)
  3. Aralarında sıkı ilgi bulunan
    • "Her birinin muhakkak bir yakın arkadaşı vardır." (Elif Şafak)
  4. Benzeyen, andıran, yaklaşan
    • "Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı." (Ömer Seyfettin)
  5. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
    • "Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın..." (Sait Faik Abasıyanık)
  6. [isim] Uzak olmayan yer
    • "Yakınımızda otururlar."
  7. [isim] Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
    • "En yakınlarından başlayarak herkese hayatı cehennem ettiği de doğrudur." (Murathan Mungan)
  8. [zarf] Uzak olmadan
    • "Gelin, bana yakın oturun lütfen."
BAĞIN

  1. [isim] Bakınız iksa
YARIN

  1. [isim] Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
  2. Gelecek, ilerideki zaman
    • "İnsan daima yarını düşünmeli."
  3. [zarf] Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde
    • "Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin." (Necip Fazıl Kısakürek)
IZGIN

  1. [isim, bitki bilimi] Rozet yapraklı, sarı çiçekli, tohumlarından yağ çıkarılan, bir yıllık, otsu bir bitki (Eruca cappadocica)
TAYIN

Kelime Kökeni: Arapça taʿyīn

  1. [isim, askerlik] Asker azığı
    • "Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum." (Erhan Bener)
  2. [askerlik] Asker ekmeği
  3. Savaş veya seferberlik dönemlerinde vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek
    • "Çok defa kahvaltı tayınım olan bir dilim kuru ekmekle bir topak tulum peynirini bile tıkınmaya imkân bulamıyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
YAYIN

  1. [isim] Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat
  2. Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan çalışmalardan her biri; yapıt, program, neşriyat
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü