Sonunda ılmak olan 8 harfli 47 kelime var. ILMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ılmak olan kelimeler listesine ya da başında ılmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ilmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I K L M

5 Harfli Kelimeler

ALKIM, KALIM, KILMA

4 Harfli Kelimeler

AKIL, AKIM, AKLI, ALIK, ALIM

3 Harfli Kelimeler

AKI, KAL, KAM, KIL, LAK, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, AM, LA, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AYRILMAK

  1. [-e] Ayırma işine konu olmak
    • "Geçen hafta, Akşehir'de Nasrettin Hoca törenine ayrılmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [-den] Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak
    • "Arkadaşlarından ayrıldığını, tam ters yola düştüğünü sezinlemedi bile." (Abbas Sayar)
  3. [-den] Bakınız boşanmak
    • "Adamdan ayrılmak istediğini söyledi." (Ahmet Ümit)
KAÇILMAK

  1. [nesnesiz] Kaçma işi yapılmak
  2. Çekilmek, savulmak
    • "Kaçılın, araba geliyor."
SAYILMAK

  1. [nesnesiz] Sayma işine konu olmak; addedilmek, addolunmak
    • "Hatta bütün bu çabaları yüksek mevki ve mertebelilerce alay konusu sayılıyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
KASILMAK

  1. [nesnesiz] Kasma işi yapılmak
  2. [tıp] Kas, büzülüp toplanmak; büzüşmek, gerilmek, takallüs etmek
  3. [mecaz] Bakınız büyüklenmek
    • "Ben Namık Kemal'im, koskoca vatan şairiyim, deyip de kasılmaz hiçbir zaman." (Necati Cumalı)
KIYILMAK

  1. [nesnesiz] Kıyma işi yapılmak
    • "Zavallıya nasıl kıyıldı?"
YAKILMAK

  1. [nesnesiz] Yakma işi yapılmak
    • "Ateşler yakılıp kuzular ve piliçler çevrilmeye başlandı." (İhsan Oktay Anar)
YIĞILMAK

  1. [nesnesiz] Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak
    • "Yarım saate varmadan evdeki bütün çarşaflar, pikeler, yorganlar, yastıklar salonun ortasına yığılmış oluyordu." (Elif Şafak)
  2. Çok sayıda birikmek, toplanmak
    • "Bütün köşk, kapının önüne yığıldı." (Aka Gündüz)
  3. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek
    • "Adam, iskelenin üstüne yığılmış, son nefesini verirken biçarenin şapkasını aşırmışlar." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
ÇIKILMAK

  1. [nesnesiz] Çıkma işi yapılmak
    • "En dipte ikişer ayak merdivenle çıkılan ayrı iki odada farklı aileler otururlardı." (Ayla Kutlu)
KATILMAK

  1. [-e, nesnesiz] Katma işi yapılmak
    • "Süte su katılmış."
  2. Bir topluluğa dâhil olmak; girmek, katışmak, iştirak etmek, iltihak etmek
    • "Üç dört ev ötedeki boş arsada çocukların oyunlarına katıldım." (Necati Cumalı)
  3. Ortak olmak, benimsemek
    • "Her konuya kibar bir ses ve bir iki sözcükle katılmak özenindeydi." (Çetin Altan)
  4. [mecaz] Hak vermek
    • "Bu çekilmenin bir yanıltmaca olabileceğini söyleyen komutanlarına katılmadı." (Nezihe Araz)
TANILMAK

  1. [nesnesiz, eskimiş] Bakınız tanınmak
    • "Bu adam, işine tekrar başlayan Ebu Ali idi ama ... soluk benzi, ufalmış vücudu, acıklı tebessümü ve kendisi gibi pörsümüş gururuyla tanılmaz hâle gelmişti." (Refik Halit Karay)
SIKILMAK

  1. [nesnesiz] Sıkma işi yapılmak
    • "Çamaşırlar sıkıldı."
  2. [-den] Can sıkıntısı duymak
    • "Ama lunaparkların işlemeli dönme dolaplarına bakmaktan hiç sıkılmadı." (Adalet Ağaoğlu)
  3. Utanıp çekinmek
    • "O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Sıkıntıya düşmek
KAKILMAK

  1. [-e] Kakma işi yapılmak
  2. Ağaç veya diğer ahşap malzeme üzerine kakma işi yapılmak; hakkedilmek
    • "O kadar çok, o kadar bol inci kakılmıştı ki tahtın üstüne, bunları insan birer sedef düğme sanıyordu." (Nâzım Hikmet)
BAYILMAK

  1. [nesnesiz] Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek, geçici bir süre bilinç kaybına uğramak
    • "Anasının bayıldığını gören çocuk avaz avaz ağlamaya başlamıştı." (Ayşe Kulin)
  2. [-e, mecaz] Çok hoşlanmak, çok sevmek, hayran kalmak
    • "Tüm güzel ve yüce şeylere bayılırım. Doğuştan duygusalımdır ben." (Nâzım Hikmet)
  3. [-den] Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek
    • "Uzakta görülen manzaralar insana sıcaktan bunalmış ve bayılmış hissini verir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Çiçek ve sebze gibi yeşillikler için susuzluk veya sıcaktan yaprakları buruşup tazeliğini kaybederek solmak
  5. [-i, argo] Karşılık olarak ödemek
    • "Onu yap bunu yap, okula git gel, özel derslere git gel, ayda bir doktora git, sıraya gir, bir sürü para bayıl." (Güzin Öztürk)
KIZILMAK

  1. [nesnesiz] Kızma işi yapılmak, kızgın, öfkeli duruma gelmek
YAZILMAK

  1. [nesnesiz] Yazma işi yapılmak
    • "Kusursuz şiirler öyle kolay kolay yazılmıyor." (Ahmet Kabaklı)
  2. Bir yere kaydını yaptırmak; kaydolmak
    • "İlk limanda gemici yazıldım." (Halikarnas Balıkçısı)
KISILMAK

  1. [nesnesiz] Hacmi, niceliği azalmak
  2. Hafifçe kapanmak
    • "Nablusluların rengi, asılmış adamların rengine döndü, dudakları kısıldı." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [mecaz] Kaçıp kurtulma yolu kalmamak
    • "Kapana kısıldı."
TADILMAK

  1. [nesnesiz] Tatma işi yapılmak
    • "Onun en aksi istikametinde olanlara göreyse aşk ancak bir kere tadılır." (Mine Sultan Ünver)
YAPILMAK

  1. [nesnesiz] Yapma işine konu olmak
    • "Yalı, bolluk zamanında yapılmış çok pencereli, iki katlı yayvan bir binadır." (Burhan Felek)
  2. [mecaz] Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak; çıkmak
TAKILMAK

  1. [nesnesiz] Takma işi yapılmak
    • "O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı." (Ayla Kutlu)
  2. [-e] Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak
    • "Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [-e] Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek
    • "İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu." (Haldun Taner)
  4. [-e] Bir yerde bir süre kalmak
    • "Yolda bir arkadaşına takıldı."
  5. [-e, mecaz] Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak
    • "Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum." (Nezihe Meriç)
  6. [-e, mecaz] Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak
    • "İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır." (Haldun Taner)
  7. [-e] Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak
  8. [-e] Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek
  9. [-e] Birinin sürekli peşinden gitmek
YATILMAK

  1. [nesnesiz] Yatma işi yapılmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü