Sonunda ık olan 7 harfli 242 kelime var. IK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ık olan kelimeler listesine ya da başında ık olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ORTALIK

  1. [isim] Bulunulan yer, çevre; piyasa
    • "Ortalık karanlık, bizi kimse görmez, merak etme." (Peyami Safa)
  2. İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer
    • "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı." (Halide Edip Adıvar)
  3. Yeryüzünün görünen bölümü; çevre
    • "Ortalıkta güneş olmadığı, hava yine bulutlu olduğu hâlde, tatlı bir aydınlık vardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Soyut anlamda yaşanan ortam
    • "Bu neşe ortalığa sirayet etti." (Peyami Safa)
ATAKLIK

  1. [isim] Atak olanın durumu veya atak bir biçimde yapılan iş, davranış
    • "Kara Yusuf ve arkadaşlarındaki ataklık halkı sarıyor." (Tarık Buğra)
ASMALIK

  1. [sıfat] Asma için ayrılmış (yer veya toprak)
  2. Asmaları bol olan
    • "Bağlıktı, İncesu derlerdi, bağlıktı, üzümlük asmalık." (Mine Göğüş Tan)
IŞIKLIK

  1. [isim, mimarlık] Bakınız ışık bacası
UŞAKLIK

  1. [isim] Uşak olma durumu; hizmetkârlık
    • "Uşaklık, ayvazlık istihkakın yokken bu rütbeye gelmişsin." (Namık Kemal)
  2. [mecaz] Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet
YAYALIK

  1. [isim] Yaya olma durumu
  2. Araç trafiğine kapatılarak sadece yayaların kullanımına sunulan yol
KABALIK

  1. [isim] Kaba olma durumu
  2. Kaba davranış; huşunet
    • "Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız." (Peyami Safa)
MAZILIK

  1. [isim] Mazı ağaçlarının çok olduğu yer
ŞIPIDIK

  1. [isim] Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç; şıpşıp
    • "Çıplak, kuvvetli topuklarının altında şıpıdıklarının ökçelerini ezerek alı al, moru mor bir telaşla geliyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ŞAKAYIK

Kelime Kökeni: Arapça şaḳāʾiḳ

  1. [isim, bitki bilimi] Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi (Paeonia mascula)
HACILIK

  1. [isim] Hacı olma durumu
    • "Hüseyin Rahmi bu romanında Birinci Dünya Savaşı sırasında halkın çektiği sefaleti, hacılık perdesi arkasına sığınarak halkı soyan tüccarları ele alır." (Mehmet Kaplan)
ŞAŞILIK

  1. [isim] Şaşı olma durumu
  2. [tıp] Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu
AZATLIK

  1. [isim] Azat olma durumu
    • "Hâlbuki bir elçi için bu kadarcık bir azatlık, bu kadarcık bir nefes alma imkânı dahi yoktur." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [sıfat, eskimiş] Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye, köle)
SOBALIK

  1. [sıfat] Sobaya girebilecek büyüklükte olan
    • "Sobalık odun."
  2. Soba yapmaya elverişli olan
    • "Sobalık sac."
  3. Sobanın alabileceği miktarda olan
    • "Bir sobalık odun."
ARKALIK

  1. [isim] Sırt dayamaya yarayan yer
    • "Rıza Efendi iskemlesinin arkalığına iyice yaslandı." (Tarık Buğra)
  2. Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı; semer, hamal semeri, arkalıç
  3. [eskimiş] Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü
  4. [eskimiş] Sakalar ve seyyar manavların ıslanma, kirlenme ve üşümeden korunmak için zaman zaman giydikleri geniş omuzlu, kolsuz ve ön kısmı kavuşan bir yelek türü
YALABIK

  1. [isim, ağızlardan] Alevin oynayarak parıldaması
  2. Bakınız şimşek
  3. [sıfat] Bakınız parıltılı
  4. [sıfat, mecaz] Bakınız ikiyüzlü
CILKLIK

  1. [isim] Cılk olma durumu
    • "Yüzünün morlu, pembeli cılklığı şimdi açıkça görünüyordu." (Nihal Yeğinobalı)
KOCALIK

  1. [isim] Bir kadına koca olma durumu
  2. Yaşı ilerlemiş olma durumu
ŞURACIK

  1. [isim] Yakın ve belirli bir yer
  2. Tam burası
    • "Hemen, şimdi, şuracıkta, gece yarısı bizi evlendireceksin!" (Refik Halit Karay)
PAÇALIK

  1. [isim] Pantolon, şalvar veya uzun külot paçasının ayak bileğini saran bölümü
  2. [sıfat] Paça çorbası yapmak için ayrılmış
    • "Paçalık ayak."
  3. Otomobilde tekerleğin taş, çamur atmasını önleyen ve tekerlek arkalarına takılan lastik veya plastikten yapılmış araç
  4. [ağızlardan] Gelinin paça günü giydiği giysi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü