Sonunda ık olan 6 harfli 135 kelime var. IK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ık olan kelimeler listesine ya da başında ık olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAMLIK
-
-
[isim]
Eksik olmama durumu; tamamiyet
-
Bakınız olgunluk
- "Binbir çeşit meziyet, fazilet, tamlık ve kemal..."
-
[isim]
Eksik olmama durumu; tamamiyet
- ODACIK
-
-
[isim]
Küçük oda
- "Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti."
-
[bitki bilimi]
Açık tohumlarda çiçek tozunun çimlenerek döllenmeyi sağlamadan önce bir süre beklediği, yumurtanın ön kısmında ve kapıcığın altında bulunan boşluk
-
[isim]
Küçük oda
- BASTIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız pestil
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız pestil
- APAÇIK
-
-
[sıfat]
Çok açık, çok belirgin
- "Apaçık bir yalanla kızı yanından uzaklaştırıyordu."
-
[zarf]
Çok açık olarak, çok belirgin biçimde
- "Yeteneksizliğim apaçık ortada görülüp dururken babam neden keman öğrenmem konusunda böylesine direniyordu?"
-
[sıfat]
Çok açık, çok belirgin
- CAMLIK
-
-
[isim]
Bakınız camekân
- "Girişine yaptırdığımız camlık yere oturmuşuz karşılıklı baba kız…"
-
[isim]
Bakınız camekân
- SARSIK
-
-
[sıfat]
Sarsılmış
-
[sıfat]
Sarsılmış
- UFACIK
-
-
[sıfat]
Bakınız küçücük
- "Tepede ev yerine evcilik oynayan ufacık bir kız gördüler."
-
[sıfat]
Bakınız küçücük
- KIRTIK
-
-
[sıfat]
Özellikle kıtlama çay içerken kullanılan, küçük parçalara ayrılmış (kesme şeker)
- "… bir kırtık şekerle alabildiğine çay içmeye çalışan tiryakiler gibi, sınırlı ömürlerimizi sınırsız bir yaşam içinde alabildiğine uzatmaya çalışıyoruz."
-
[sıfat]
Özellikle kıtlama çay içerken kullanılan, küçük parçalara ayrılmış (kesme şeker)
- ŞIKŞIK
-
-
[isim]
Çıngıraklı çocuk oyuncağı
-
[isim]
Çıngıraklı çocuk oyuncağı
- ANILIK
-
-
[isim]
Bakınız anı defteri
-
[sıfat]
Anı özelliği taşıyan
-
[isim]
Bakınız anı defteri
- SARKIK
-
-
[sıfat]
Aşağı doğru uzanmış veya sarkmış
- "İri yarı, bıyıkları sarkık bir ozan elini dostça omzuna attı."
-
Sıkı ve gergin olmayan; sölpük, salpa
-
[sıfat]
Aşağı doğru uzanmış veya sarkmış
- AĞARIK
-
-
[sıfat]
Beyazlaşmış
- "O, kış ortancalarının, küpe çiçeklerinin, yediveren güllerinin kireçle badanalanmış saksıları, ağarık yüzleriyle ışıl ışıl gülen bir annenin dişleri oldu sanki."
-
Rengi solmuş
-
[sıfat]
Beyazlaşmış
- BATÇIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız alt geçit
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız alt geçit
- HAMLIK
-
-
[isim]
Ham olma durumu
- "Gençlerde bile zor dayanılabilen hamlık, hoppalık yaşlı adamlarda zoraki ve üzüntü gibi geliyor, can sıkıyor."
-
Bakınız idmansızlık
-
[isim]
Ham olma durumu
- ZITLIK
-
-
[isim]
Bakınız karşıtlık
- "Uzun ve yapılı gövdesi, diğerinin çarpık bacakları üzerinde yükselen kısacık boyu ile tam bir zıtlık oluşturuyordu."
-
[isim]
Bakınız karşıtlık
- PAKLIK
-
-
[isim]
Bakınız temizlik
-
[isim]
Bakınız temizlik
- TIĞLIK
-
-
[isim]
İçine tığ konulan kutu veya kap
-
[isim]
İçine tığ konulan kutu veya kap
- ACILIK
-
-
[isim]
Acı olma durumu; meraret
- "Göğsünde bir sızı, ağzında bir acılık duydu."
-
[mecaz]
Kederlilik durumu
- "Henüz, yüreğimin bir yanı da söylenememiş, dışa atılamamış acılıklarla dolu."
-
[isim]
Acı olma durumu; meraret
- ÇIRNIK
-
Kelime Kökeni: Bulgarca
-
[isim, denizcilik]
Küçük boyda kayık
-
Üç flok yelkeni bulunan, iki yüz tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli
- "Bir an için bu geminin bir Türk römorkörü olabileceğini düşünse bile kendi gemisiyle bu çırnığı kıyaslamak gülünçtü."
-
[isim, denizcilik]
Küçük boyda kayık
- BAŞLIK
-
-
[isim]
Genellikle başı korumak için giyilen şapka; dolambaç, serpuş
- "İyi ki güneş açmış, sıcak basmış da başlığını sıyırınca yüzünü görmüş, tanımışlardı."
-
Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık; kapüşon
-
Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü
-
Bir sütunun, bir direğin tepeliği
- "Önünden yüzlerce defa geçmiş olduğumuz bin yıllık çeşme, bir sütun başlığı birden gözümüzde şahsiyet ve değer kazanırdı."
-
Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres; antet
-
Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare; serlevha
-
Bakınız başlık parası
-
Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça
-
Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım
-
Kadınların başlarına taktıkları altın, gümüş, boncuk ve taşlarla süslü şey
-
Otomobil, dişçi, berber, kuaför vb.nde bulunan koltukların baş konan kısmı
-
Doğan, şahin gibi avcı olarak yetiştirilen kuşların gözlerini kapatmak üzere başlarına geçirilen külah
-
[isim]
Genellikle başı korumak için giyilen şapka; dolambaç, serpuş