Sonunda ı olan 6 harfli 432 kelime var. I harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ı harfi olan kelimeler listesine ya da başında ı harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MODACI
-
-
[isim]
Moda işleriyle uğraşan kimse
- "Katalogdaki örnekler modacı ve tekstilcilere tanıtılmış ve üretimi için çalışmalar başlatılmıştır."
-
[isim]
Moda işleriyle uğraşan kimse
- ADAMCI
-
-
[sıfat]
Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
-
İnsanlara alışmış, yakın duran (hayvan)
-
[sıfat]
Adam kayıran, kendi adamlarını tutan
- AĞARTI
-
-
[isim]
Bakınız beyazlık
- "Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra birer ikişer denize açılmışlar."
-
[ağızlardan]
Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler
- "Bir evde inek varsa ağartı olur, tavuk varsa yumurtası olur diye söylenen eski bir sözümüz de vardır."
-
[isim]
Bakınız beyazlık
- UŞAKLI
-
-
[isim]
Uşak ilinden olan kimse
-
[isim]
Uşak ilinden olan kimse
- CİLALI
-
-
[sıfat]
Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış; mücella
- "Ev sahibi, cilalı basma resmi tablo yerine astı."
-
[sıfat]
Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış; mücella
- BOYALI
-
-
[sıfat]
Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış
- "Türk evlerinde köşeler ve tavanlar türlü renklerle boyalı oyma tahtalarla süslü idi."
-
Belli bir renkte boyanmış olan
- "… yeşil boyalı demir kapıdan çabucak çıktım ve tepeyi aşıp soluk soluğa kasabaya doğru inmeye başladım."
-
Bakınız makyajlı
- "İşte o dakikadan itibaren onun boyalı dudaklarından, yapma sarı saçlarından nefret ediyordum."
-
[sıfat]
Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış
- SARALI
-
-
[sıfat]
Sara hastalığı olan (kimse); tutarıklı
- "Çocuklar beni görünce saldırırlardı: Sıska, deli, saralı sıska ... diye."
-
[sıfat]
Sara hastalığı olan (kimse); tutarıklı
- BAKICI
-
-
[isim]
Bakma işiyle görevlendirilen kimse
-
Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse
- "Bakıcının sürekli olması, sık sık değişmemesi gerekir."
-
Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse
-
Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse
- "Anlaşılıyor, alıcı değil, bakıcısın. Alıcı suratı yok sende pek."
-
Bakınız falcı
- "Ondan sonra bakıcı hoca remil atsa nerede olduğumu bulamaz."
-
[sıfat]
Bakma işini yapan
- "Ustanın anası yatalak oldu, yanına başka bir bakıcı kocakarı tuttum."
-
[isim]
Bakma işiyle görevlendirilen kimse
- AYRILI
-
-
[sıfat]
Bakınız ayrık
-
[sıfat]
Bakınız ayrık
- DOLAYI
-
-
[edat]
Bakınız ötürü
- "Ona böylesi kararlarından dolayı soru sorulmazdı."
-
[sıfat]
Çevrede, etrafta bulunan
- "Şehirden, dolayı köylerden çağrılanlar geliyorlar."
-
[edat]
Bakınız ötürü
- SAKALI
-
-
[sıfat]
Saka hastalığına tutulmuş
- "İçlerinden biri sakalı bir at gibi fena fena öksürüyordu."
-
[sıfat]
Saka hastalığına tutulmuş
- MAAŞLI
-
-
[sıfat]
Bakınız aylıklı
- "Biri bir koca görür rüyasında / Yüz lira maaşlı kibar bir adam"
-
[sıfat]
Bakınız aylıklı
- YAPICI
-
-
[sıfat]
Yapan, oluşturan, ortaya çıkaran, meydana getiren
-
Önemli ve yararlı işler yapan
- "İkisi de zeki adamdı, akıllı adamdı, yapıcı adamdı."
-
Bakınız olumlu
- "Yapıcı fikir. Yapıcı eleştiri."
-
[isim, ağızlardan]
Yapı ustası
-
[sıfat]
Yapan, oluşturan, ortaya çıkaran, meydana getiren
- DAVACI
-
-
[isim, hukuk]
Dava eden kimse; savlayıcı, müddei
- "Davacının iddialarında hiçbir delil yoktu."
-
[isim, hukuk]
Dava eden kimse; savlayıcı, müddei
- CABASI
-
-
[zarf]
Artısı, fazladan kazanılanı, elde edileni
- "Koşmak çok özgürce ve güzel bir uğraşı idi, rekabetin heyecanı ise cabası."
-
[zarf]
Artısı, fazladan kazanılanı, elde edileni
- MAŞALI
-
-
[sıfat]
Maşası olan
- "Maşalı saat."
-
Maşa ile kıvrılmış (saç)
-
[sıfat]
Maşası olan
- TUFALI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir emek ve çaba harcamadan elde edilen, kolayca sağlanan
- "Şöyle tufalı bir iş olsaydı hiç olmazsa. Ama iş tufada değildi. Dalgayı öğrenmek gerekiyordu önce."
-
[sıfat]
Herhangi bir emek ve çaba harcamadan elde edilen, kolayca sağlanan
- LAPACI
-
-
[sıfat]
Vücutça toplu ve iri olmasına rağmen direnci az olan
- "Kulağıma eğildi, bana bak Seyfi, dedi. Sakın beni geçme. Hoca beni lapacı biliyor. Seni de atlet."
-
Yorgun, bitmiş tükenmiş
- "Belki o ılık kışlarda biraz fazla nezle oluyor, lodostan belki biraz fazla lapacı oluyorduk ama memnunduk."
-
[sıfat]
Vücutça toplu ve iri olmasına rağmen direnci az olan
- ECZALI
-
-
[sıfat]
Kimyasal madde ile kaplanmış, karıştırılmış, işlem görmüş
-
[isim]
İçi kimyasal madde ile doldurulmuş mermi atan ateşli silah
- "Güzel bir bıçak, bir de eczalı dedikleri tabanca satın almıştım."
-
[sıfat]
Kimyasal madde ile kaplanmış, karıştırılmış, işlem görmüş
- PAZILI
-
-
[sıfat]
Pazısı olan
- "Gözleri geniş omuzlu, demir pazılı Hüseyin'deydi."
-
[sıfat]
Pazısı olan