Sonunda ı olan 5 harfli 227 kelime var. I harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ı harfi olan kelimeler listesine ya da başında ı harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAPÇI
-
-
[isim]
Uyuşturucu madde özelliği taşıyan haplara düşkün olan kimse
-
[isim]
Uyuşturucu madde özelliği taşıyan haplara düşkün olan kimse
- ÇATKI
-
-
[isim]
Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü
- "Tüfek çatkısı."
-
Bakınız sehpa
-
Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ; kaşbastı
- "Alnında, başı ağrıdığı vakitlerdeki gibi beyaz tülbentten bir çatkı vardı."
-
Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem
-
[isim]
Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü
- TATLI
-
-
[sıfat]
Şeker tadında olan
- "Tatlı elma. Tatlı nar."
-
Acı olmayan, acı karşıtı
- "Tatlı salatalık. Tatlı su."
-
[isim]
Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek
- "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."
-
[mecaz]
İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren
- "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı."
-
[mecaz]
Sevimli, hoş olan
- "Görüp de sevmemek ne mümkün seni / Güzelsin, incesin, tatlısın, şensin"
-
[zarf, mecaz]
Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla
- "Anlattıklarını çok çocukça, çok tatlı anlatıyor."
-
[sıfat]
Şeker tadında olan
- MIHLI
-
-
[sıfat]
Bakınız çivili
-
[mecaz]
Dimdik, sabit
- "O telaş durumunda kımıldanamayarak sürekli mıhlı duruşları gözlerimi yoruyor ve yüreğimi eziyor."
-
[sıfat]
Bakınız çivili
- ORASI
-
-
[isim]
Bakınız ora
- "Odam orası, dedi, sağ tarafa düşen kapı."
-
O yönü
- "İşin orası önemli değil."
-
[isim]
Bakınız ora
- YAVSI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir tür kene
-
[isim, ağızlardan]
Bir tür kene
- BARCI
-
-
[isim]
Bar işleten kimse
-
[isim]
Bar işleten kimse
- KAVKI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kabuk
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kabuk
- PIRTI
-
-
[isim]
Değersiz şey, eşya
-
Eskimiş giysi
- "Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz."
-
[ağızlardan]
Ufak tefek ev eşyası
-
[ağızlardan]
Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş
-
[isim]
Değersiz şey, eşya
- KASNI
-
-
[isim]
Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk
-
[isim]
Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk
- ADAMI
-
-
bir işi en iyi yapan
-
bir işi en iyi yapan
- BAYRI
-
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kadim
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kadim
- UYARI
-
-
[isim]
Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
- "Romancının uyarılarından habersiz kaldınız."
-
[biyoloji]
Organizmada uyarım yaratan güç
-
[isim]
Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
- SALCI
-
-
[isim]
Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse
-
[isim]
Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse
- ORALI
-
-
[sıfat]
O yerden olan
- "Oralı mıdır, değil midir, beni zerre kadar ilgilendirmez."
-
[sıfat]
O yerden olan
- TAVCI
-
-
[isim]
Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kimse
-
Bir ürünün fiyatını arttırmak için araya girip fiyat kızıştıran esnaf
-
[argo]
Yurt dışından geldiğini söyleyerek üzerindeki değeri düşük altın veya mücevherleri çok değerli gösterip dolandırıcılık yapan kimse
-
[isim]
Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kimse
- DUALI
-
-
[sıfat]
İçinde dua olan
-
Kendisine dua edilmiş olan
-
[sıfat]
İçinde dua olan
- ZARCI
-
-
[isim, argo]
Zar oyunu oynayan kimse
-
[isim, argo]
Zar oyunu oynayan kimse
- AYICI
-
-
[isim, eskimiş]
Ayı oynatmayı iş edinen kimse
- "Ayıcı sopasıyla ayısını sıçratır, dans ettirir."
-
[isim, eskimiş]
Ayı oynatmayı iş edinen kimse
- YANKI
-
-
[isim]
Sesin yansıtıcı bir yüzeye çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses; akis, aksiseda, aksülamel, inikâs, eko
- "Ben kimsesiz seyyahı meçhuller caddesinin / Ben yankısından kaçan çocuk kendi sesinin"
-
[mecaz]
Bir olayın çevrede uyandırdığı duygu, düşünce veya tepki; akis, aksülamel, inikâs
- "Bu çığlıklar, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa geniş yankılarla bütün yurdu kaplıyordu."
-
[isim]
Sesin yansıtıcı bir yüzeye çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses; akis, aksiseda, aksülamel, inikâs, eko