Sonunda ı olan 4 harfli 89 kelime var. I harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ı harfi olan kelimeler listesine ya da başında ı harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞI
-
-
[isim]
Bakınız göz bağı
-
[isim]
Bakınız göz bağı
- BACI
-
-
[isim]
Bakınız kız kardeş
- "Bizim bacınınsa yüzü kireç kesildi."
-
Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen ünvan
- "Tam o sırada içeri Habeş bir bacı girdi."
-
[ağızlardan]
Bakınız abla
-
Bakınız ana bacı
-
[ünlem]
Kadınlara söylenen bir seslenme sözü
- "Muhtar Mevlüt omzuna dokundu; buyur bacım, gel, şöyle buyur, dedi. Kumru bir düşte yürürcesine gösterilen yere yöneldi."
-
[isim]
Bakınız kız kardeş
- DAYI
-
-
[isim]
Annenin erkek kardeşi
- "Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı çünkü bilirdi."
-
[sıfat, ağızlardan]
Cesur olan
-
[ünlem, ağızlardan]
Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
- "O kadarcık okumaktan kanun anlaşılsa avukata ekmek mi kalırdı, dayı!"
-
[mecaz]
Bakınız kayırıcı
- "Bunların çok bariz olan bir tarafı da siyasi dayıları sık sık değiştirmeleridir."
-
[argo]
Bakınız kabadayı
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici
-
[isim]
Annenin erkek kardeşi
- ASLI
-
-
Bakınız asıl (asıl kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
-
Bakınız asıl (asıl kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
- KİĞI
-
-
[isim]
Bingöl iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Bingöl iline bağlı ilçelerden biri
- DARI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki; akdarı (Panicum miliaceum)
-
Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu
-
[ağızlardan]
Bakınız mısır
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki; akdarı (Panicum miliaceum)
- TAPI
-
-
[isim, eskimiş]
Tapınılan şey
- "Karacaoğlan der ki taptığım tapı / Yıkılmaz Tanrı'nın yaptığı yapı"
-
[isim, eskimiş]
Tapınılan şey
- KARI
-
-
[isim]
Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın
- "Eve varınca karım Fadime kapıyı açar."
-
[kaba konuşmada]
Bakınız kadın
- "Analar ağlıyor, nişanlılar ağlıyor, karılar ağlıyordu fakat Saliha kadın buna alışmıştı."
-
[ağızlardan]
Yaşlı, ihtiyar
-
[isim]
Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın
- TAZI
-
Kelime Kökeni: Farsça tāzī
-
[isim, hayvan bilimi]
Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek (Canis familiaris grajus hibernicus)
- "Bir anda toparlanıp öyle bir kaçıştılar ki arkalarından tazı koşturulsa yetişemezdi."
-
[isim, hayvan bilimi]
Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek (Canis familiaris grajus hibernicus)
- YIKI
-
-
[isim]
Bakınız harabe
- "Hazine boş, millet yoksul, ülke bir yıkılar yığını idi."
-
[isim]
Bakınız harabe
- SAYI
-
-
[isim, matematik]
Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonucunda ortaya çıkan birimlerin kaç olduğunu bildiren sözlerden her biri; adet
- "Bir, beş, yüz, birer sayıdır."
-
Gazete, dergi vb. süreli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri; nüsha
- "Derginin son sayısında yer alan yazıların tamamını okudum."
-
[spor]
Bir spor karşılaşmasında taraflardan her birinin başarı derecesini gösteren nicelik; skor
-
[isim, matematik]
Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonucunda ortaya çıkan birimlerin kaç olduğunu bildiren sözlerden her biri; adet
- BASI
-
-
[isim]
Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi; tab, edisyon
-
[isim]
Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi; tab, edisyon
- BAZI
-
Kelime Kökeni: Arapça baʿż
-
[isim]
(nesne için) Bir kısım, bir miktar
- "Bazılarını bilmiyordunuz. Fakat bazılarını pek güzel biliyordunuz."
-
[sıfat]
Belirsiz bir çoklukta olan (nesne)
- "Biraz sonra yine bazı sesler işittim / Merak ile merdivenin başına gittim"
-
[zarf]
Bakınız ara sıra
- "Bazı da oynarsın tor atlar gibi / Kış günü aç kalmış boz kurtlar gibi"
-
[isim]
(nesne için) Bir kısım, bir miktar
- SARI
-
-
[isim]
Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Ortalık sarı bir toz bulutu içinde."
-
[sıfat]
Soluk, solgun
-
[isim]
Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi
- ÇIKI
-
-
[isim]
Bakınız çıkın
- "Düğünün hamamı benden. Çerezi, çıkısı hepsi benden."
-
[isim]
Bakınız çıkın
- KAÇI
-
-
[zamir]
Ne kadarı, kaç kişi
- "Bunların kaçı sana ait?"
- "Kaçına belge verilecek?"
-
[zamir]
Ne kadarı, kaç kişi
- MAZI
-
Kelime Kökeni: Farsça māzū
-
[isim, bitki bilimi]
Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi (Thuya)
-
Hayvansal ve bitkisel asalakların bitkilerde oluşturduğu ur
-
[isim, bitki bilimi]
Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi (Thuya)
- CADI
-
Kelime Kökeni: Farsça cādū
-
[isim]
Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak
- "Mektupta kötü kalpli cadının, prenses Tamara'yı tuzağa düşürüp hapsetmesi gerektiği, eğer bunu yaparsa bu altınlardan kat kat daha fazlasını vereceği yazıyormuş."
-
[mecaz]
Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın
- "Uzaktan bakıldığında, asabi ve çirkin bir cadıyı andırıyordu."
-
[eskimiş]
Çok güzel göz
-
[isim]
Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak
- TINI
-
-
[isim, müzik]
Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği
-
[fizik]
Bir cismin titreşiminden çıkan sesi, başka nitelikteki bir cismin aynı yükseklikte çıkan sesinden ayırt ettiren özellik; tınnet
-
[mecaz]
Söyleniş biçimi, vurgusu
- "Bu cümlenin tınısında ufak bir böbür sezer gibi oldum."
-
[isim, müzik]
Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği
- SASI
-
-
[sıfat]
Çürük ve küf kokusu çıkaran
- "Evin içini çayın kokusu almıştı ya dışardan da bir sası koku geliyordu."
-
Çürümüş olan
-
Tatsız tuzsuz, yavan olan (yiyecek)
-
[mecaz]
Değerini yitirmiş, geçersiz olan
-
[mecaz]
Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma
-
[sıfat]
Çürük ve küf kokusu çıkaran