Başında ürk olan 23 kelime var. Ürk ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ürk olan kelimeler listesine ya da sonu ürk ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ürk bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

ÜRKEKLEŞMEK, ÜRKÜTÜCÜLÜK

10 Harfli Kelimeler

ÜRKEKLEŞME, ÜRKÜNTÜSÜZ, ÜRKÜTÜLMEK

9 Harfli Kelimeler

ÜRKÜNÇLÜK, ÜRKÜNTÜLÜ, ÜRKÜTÜLME, ÜRKÜTÜLÜŞ

8 Harfli Kelimeler

ÜRKEKLİK, ÜRKÜTMEK, ÜRKÜTÜCÜ

7 Harfli Kelimeler

ÜRKEKÇE, ÜRKÜNTÜ, ÜRKÜSÜZ, ÜRKÜTME

6 Harfli Kelimeler

ÜRKMEK, ÜRKÜLÜ, ÜRKÜNÇ

5 Harfli Kelimeler

ÜRKEK, ÜRKME, ÜRKÜŞ

4 Harfli Kelimeler

ÜRKÜ


Kelime bulma makinesi

K R Ü Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

KÜR

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜRKEKLEŞMEK

  1. [nsz] Ürkek duruma gelmek

ÜRKÜTÜCÜLÜK

  1. [isim] Ürkütücü olma durumu

ÜRKEKLEŞME

  1. [isim] Ürkekleşmek durumu

ÜRKÜTÜLMEK

  1. [nsz] Ürkütme işi yapılmak
    • "Bunlar âdeta ürkütülmüş bir hayvan sürüsüydü." (Ömer Seyfettin)

ÜRKÜNTÜSÜZ

  1. [sıfat] Ürküntü vermeyen

ÜRKÜNÇLÜK

  1. [isim] Ürkünç olma durumu
    • "E. Zola toplumsal ürkünçlüğü sağlık bozukluğuna dönüştürmekte kendine usta tanımamış bir romancı besbelli..." (Selim İleri)

ÜRKÜNTÜLÜ

  1. [sıfat] Ürküntü veren

ÜRKÜTÜLME

  1. [isim] Ürkütülmek işi

ÜRKÜTÜLÜŞ

  1. [isim] Ürkütülme işi

ÜRKÜTÜCÜ

  1. [sıfat] Ürküntüye yol açan (şey)
    • "Boğukluğu benim kulağıma da ürkütücü gelen bir sesle sordum." (Refik Halit Karay)

ÜRKEKLİK

  1. [isim] Ürkek olma durumu veya ürkekçe davranış
    • "Kurtlar, kuşlar uğrağı korkunç dağ başlarında tek başına gezen bir seyyah gibi gönlü ürkeklikle doludur." (Refik Halit Karay)

ÜRKÜTMEK

  1. [-i] Ürküntü vermek
  2. Korkutup kaçırmak
    • "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek
  4. Korkutmak
    • "Bu kadar büyük bir adamın huzuruna çıkmak ihtimali bile beni ürkütüyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Kuşkulandırmak
    • "Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu." (Reşat Nuri Güntekin)

ÜRKÜTME

  1. [isim] Ürkütmek işi

ÜRKÜNTÜ

  1. [isim] Ürkme duygusu, tevahhuş
    • "Işıltılı gözlerinde en ufak bir ürküntü yoktu." (Nezihe Araz)
    • "Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor / Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor" (Yahya Kemal Beyatlı)

ÜRKEKÇE

  1. [sıfat] Ürkek
  2. [zarf] Ürkek bir biçimde
    • "Önce ürkekçe sokuldular yanımıza, sonra gençlerin bunalımlarını anlattılar." (Tomris Uyar)

ÜRKÜSÜZ

  1. [sıfat] Ürkü vermeyen

ÜRKÜLÜ

  1. [sıfat] Ürkü veren

ÜRKMEK

  1. [nsz] Bir şeyden korkup sıçramak, tevahhuş etmek
    • "Gölgesinden ürkmüş bir Arap atı gibi şahlandı." (Ömer Seyfettin)
  2. Şaşkınlık ve korku duymak
    • "Birisi merdivenlerden biraz hızlı inip çıktığı zaman biz de ürküyorduk." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Ağaç meyve vermemek
    • "Şeftaliler bu yıl ürkmüş."
  4. Çekinmek
    • "Yaramaz çocuk tutumundan her zaman ürkerdi." (Haldun Taner)

ÜRKÜNÇ

  1. [sıfat] Ürkme, çekinme duygusu veren
    • "İncecik bir lüks değil, kaba, zevkten yoksun, çok daha ürkünç bir lüks sergilenecek şimdi." (Selim İleri)

ÜRKÜŞ

  1. [isim] Ürkme işi veya biçimi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü