Başında ölü olan 20 kelime var. ÖLÜ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ölü olan kelimeler listesine ya da sonu ölü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞTİRME

13 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞMEK

12 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞME

10 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLÜK

9 Harfli Kelimeler

ÖLÜMLÜLÜK

7 Harfli Kelimeler

ÖLÜDOĞA, ÖLÜMCÜL, ÖLÜMLÜK, ÖLÜMSEK, ÖLÜMSÜZ, ÖLÜMÜNE, ÖLÜNMEK

6 Harfli Kelimeler

ÖLÜEVİ, ÖLÜLÜK, ÖLÜMLÜ, ÖLÜNME

4 Harfli Kelimeler

ÖLÜK, ÖLÜM, ÖLÜŞ

3 Harfli Kelimeler

ÖLÜ


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖLÜMSÜZLEŞTİRME

  1. [isim] Ölümsüzleştirmek işi

ÖLÜMSÜZLEŞMEK

  1. [nsz] Ölümsüz olmak, ölümsüz duruma gelmek
    • "Ne olursa olsun tanrılaşır, ölümsüzleşir, o tiyatroda." (Necati Cumalı)

ÖLÜMSÜZLEŞME

  1. [isim] Ölümsüzleşmek işi

ÖLÜMSÜZLÜK

  1. [isim] Ölümsüz olma durumu, ölmezlik
  2. Kalıcılık, ebedîlik

ÖLÜMLÜLÜK

  1. [isim] Ölümlü olma durumu, fena (II)

ÖLÜMSEK

  1. [sıfat] Ölümcül
    • "Bir ölümsek tay için gözlerini verdi, şimdi de neredeyse canını verecek." (Yahya Kemal)

ÖLÜNMEK

  1. Ölme işi yapılmak

ÖLÜMCÜL

  1. [sıfat] Ölümle sona erme ihtimali olan veya ölümle sona eren
    • "Uslu yurttaşlar bu ölümcül sorumluluk karşısında her türlü direnişten vazgeçerler." (Tomris Uyar)
  2. Can çekişen

ÖLÜMÜNE

  1. [zarf] Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak

ÖLÜDOĞA

  1. [isim] Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim, natürmort

ÖLÜMLÜK

  1. [isim] Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için biriktirdikleri para

ÖLÜMSÜZ

  1. [sıfat] Hiçbir zaman ölmeyecek olan, ebedî, layemut
    • "Nerede o süngü takmış birliğinin önünde ölümsüz gibi saldıran genç subay?" (Atilla İlhan)
  2. Hiç unutulmayacak, daima anılacak olan, ebedî

ÖLÜEVİ

  1. [isim] Bir yakını ölmüş olan aile

ÖLÜMLÜ

  1. [sıfat] Gelip geçici, kalımsız, fâni
    • "Onu hâlâ hiç olmazsa rüyalarında ölümlülerin sevdiği gibi sevebilir." (Halide Edip Adıvar)
  2. [isim] İnsan

ÖLÜLÜK

  1. [isim] Cansız kalma durumu, cansızlık
    • "Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek." (Sait Faik Abasıyanık)

ÖLÜNME

  1. [isim] Ölünmek işi veya durumu

ÖLÜM

  1. [isim] Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat
    • "Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Ölüm var dirim var, bu parayı alıp saklamalı."
    • "Kim bilir hangi aşüftenin biri idi bu, ölümü göze alarak arkasından koştuğun mahluk?" (Refik Halit Karay)
    • "Yüz yaşından daha çok insan ne kadar yaşar ki ölümün soluğunu ensemde duyuyorum." (Yahya Kemal)
  2. Ölme biçimi
    • "Yanarak ölümü, feciydi."
    • "Ölüm Allahın emri, bu işi yapacağım."
  3. İdam cezası
    • "Ölüme mahkûm oldu."
  4. [ünlem] Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz
    • "Zalimlere ölüm!"
  5. Sona erme, yok olma, ortadan kalkma
    • "Küçük sanayinin ölümü."
  6. Çok büyük sıkıntı, üzüntü
    • "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)

ÖLÜŞ

  1. [isim] Ölme işi veya biçimi

ÖLÜK

  1. [sıfat] Canlılığı azalmış, hâlsiz

ÖLÜ

  1. [sıfat] Hayatı sona ermiş olan, artık yaşamıyor olan, diri karşıtı
    • "Bir gün gelip ölülerimizi parayla taşıtacağımızda şüphe yok." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Arkadaşlarım ölü gibi uyuklarken, ben sabahlara kadar dans ediyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Üç yıldır bizim oralarda kuraklık var. Hele bu yıl ölü gözü kadar rahmet görmedik." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Sevim, Beyhan'ın ölümü öp diye ısrarla getirdiği pastasından bir dilim yedi." (Haldun Taner)
  2. [isim] Ölmüş insan, müteveffa, mevta
  3. [isim] Hayvan leşi
    • "Bir tavuk ölüsü."
  4. Güçsüz
    • "Ölü kandil."
  5. Çok durgun, hareketsiz
    • "Ölü kentler, boş kaleler, eski saraylar." (Necati Cumalı)
  6. Ekileme gücü olmayan, canlılığı olmayan
    • "Ölü bir konuşması var."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü