Başında ö olan 7 harfli 136 kelime var. Ö harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ö harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ö harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ö bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖLÇÜŞME

  1. [isim] Ölçüşmek işi
    • "Zekâ ölçüşmesinde çoğu erkeklerden üstün olan Halide Edip ..." (Haldun Taner)
ÖLÜMLÜK

  1. [isim] Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için ayırdıkları para
ÖĞRENİM

  1. [isim] Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma; tahsil
    • "Öğrenimini bitirmeye bir yıl kala Türkiye'deki büyük fabrika sahiplerinden çağrılar alıyormuş." (Melih Cevdet Anday)
ÖRDÜRME

  1. [isim] Ördürmek işi
ÖĞÜRMEK

  1. [nesnesiz] Kusarken veya kusacak gibi olurken "öğürtü" sesi çıkarmak
    • "Elini göğsüne bastırarak üst üste öğürdü." (Peyami Safa)
  2. [ağızlardan] Bakınız böğürmek
ÖPÜŞMEK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirini öpmek
    • "İçim sevinç dolu, annemin yanına gidiyorum, öpüşüyoruz." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [mecaz] Nesnelerin parçaları birbiriyle tam olarak yan yana bulunmak, teması olmak
    • "Parmaklıklı demir kapılar birbiriyle tam öpüşmemişti." (Çetin Altan)
ÖTÜŞMEK

  1. [nesnesiz, -le] Birlikte veya karşılıklı ötmek
    • "Bir dakika evvel yaprakların arasında ötüşen kuşlar susuyor, gece oluyordu." (Memduh Şevket Esendal)
ÖĞÜRTME

  1. [isim] Öğürtmek işi
ÖZNELCİ

  1. [sıfat, felsefe] Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan; subjektivist
ÖKSEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Özlemek, göreceği gelmek, istemek
ÖĞRENİŞ

  1. [isim] Öğrenmek işi
ÖNCEDEN

  1. [zarf] Başlarken, başlangıçta, daha önce; evvelce, evvelden, peşinen
    • "Bunlar çok önceden suç işlemişler, hapse girmemek için dağa çıkmışlardı." (Necip Fazıl Kısakürek)
ÖTEKİSİ

  1. [zamir] Sözü edilenden başkası; diğeri, yekdiğeri
    • "Beriki sandalye kırık, ötekisini al."
  2. Bakınız başkası
ÖĞRENCE

  1. [isim] Öğrenmek amacıyla deneme olarak yapma
  2. Bakınız simülasyon
ÖLÜMÜNE

  1. [zarf] Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak
ÖVÜNMEK

  1. [-le] Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek; kıvançlanmak, iftihar etmek
    • "Sonra oyuncakları ile övünen bir çocuk gibi gülümseyerek ilave ederdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [nesnesiz] Kendi kendini övmek
    • "Yaptığı fedakârlıktan övünüyor diye kadına kızardık." (Aka Gündüz)
ÖZLÜLÜK

  1. [isim] Özlü olma durumu
ÖTÜMSÜZ

  1. [sıfat, dil bilgisi] Bakınız tonsuz
ÖLÇÜLÜK

  1. [isim] Ölçü olma durumu
    • "Fakat bu bizim için bir münakaşada ölçülük etmez." (Falih Rıfkı Atay)
ÖRÜMCEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Örümcekler takımından, ince bir ağ örerek küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan; örümce (Araneae)
    • "Köşede bir örümcek, ince ipliklerini tavandan duvara atarak ağını örüyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Bu hayvanın ördüğü ağ
  3. Bakınız yürüteç
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü