Başında ça olan 7 harfli 99 kelime var. Ça ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ça olan kelimeler listesine ya da sonu ça ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ça bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ça Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A Ç
2 Harfli Kelimeler
AÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAMARDI
-
-
[isim]
Niğde iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Niğde iline bağlı ilçelerden biri
- ÇAĞANAK
-
Kelime Kökeni: Farsça çeġāne
-
[isim]
Zilli tef veya dansözlerin kullandığı zil
-
[isim]
Zilli tef veya dansözlerin kullandığı zil
- ÇAĞRILI
-
-
[isim]
Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse; davetli
- "Almanların çağrılısı olarak İstanbul'dan ayrıldık."
-
[isim]
Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse; davetli
- ÇAPKIMA
-
-
[isim]
Çapkımak işi
-
[isim]
Çapkımak işi
- ÇAKIŞMA
-
-
[isim]
Çakışmak işi
-
[isim]
Çakışmak işi
- ÇATINMA
-
-
[isim]
Çatınmak işi
-
[isim]
Çatınmak işi
- ÇALIŞMA
-
-
[isim]
Çalışmak işi; faaliyet
- "Sonradan kapının kaldırılıp yerine takılması için yetmiş kişinin çalışması icap etti."
-
Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması
- "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."
-
Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi
- "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."
-
Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün
-
[isim]
Çalışmak işi; faaliyet
- ÇATILIK
-
-
[sıfat]
Çatı yapımına gerekli olan
- "Kapı, pencereden başka tavanlık tahta, tabanlık dilme, çatılık direk hazır."
-
[sıfat]
Çatı yapımına gerekli olan
- ÇAĞIRTI
-
-
[isim]
Çağırma sesi
- "İlk bakışta bu olayın anası, bizim aydınların bağırtısıyla gençlerin çağırtısı gibi gelebilir adama."
-
[isim]
Çağırma sesi
- ÇATISIZ
-
-
[sıfat]
Çatısı olmayan, üstü açık (ev, kulübe)
-
[sıfat]
Çatısı olmayan, üstü açık (ev, kulübe)
- ÇARKACI
-
-
[isim, tarih]
Bakınız çarhacı
- "Davlumbazlar yeğde yeğde vuranda / Çarkacılar sağlı sollu dönende / Eğri kılıç ak gövdeyi bölende / Yiğidi doğuran ana, bin yaşa!"
-
[isim, tarih]
Bakınız çarhacı
- ÇAKINTI
-
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu
- "Güneşin ağaç yapraklarından sızarak oynak ışık çakıntılarıyla süslediği bahçedeki o ılık günler nine ve çocuk için ne sevinçler yaşanmıştı."
-
Çakılmış olan şey
-
[mecaz]
Beklenmeyen söz veya davranış
- "Sarhoşun bazı sevimli buluşları, delinin beklenmedik çakıntıları olabilir."
-
[argo]
Sınıfta kalma
- "Bilmem senin ikmal nasıl geçti. Eğer Aga Bedros numara vermezse ve çakıntı olursa bir yıl daha herifin karşısında oturup ders okumaya çalışmak çetin bir iştir."
-
[argo]
İçkili toplantı, içki âlemi
- "Tahir de bir akşam iki arkadaşıyla Filip’in gazinosuna gider, çakıntıya başlarlar."
-
[argo]
İçki içerken kadehleri birbirine vurma, kadeh tokuşturma
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu
- ÇATILIŞ
-
-
[isim]
Çatılmak işi
-
[isim]
Çatılmak işi
- ÇAKILLI
-
-
[sıfat]
Çakılı olan
- "Kumsal topraktan, dibi çakıllı suya girdi."
-
[sıfat]
Çakılı olan
- ÇARPICI
-
-
[sıfat]
Etkili, dikkat çeken; sansasyonel
-
[zarf]
Etkili bir biçimde
- "Ne kadar küçük olursa olsun, bu ona pek çarpıcı ve aydınlatıcı geliyordu."
-
[sıfat]
Etkili, dikkat çeken; sansasyonel
- ÇAYKARA
-
-
[isim, ağızlardan]
Çay kenarında çıkan göze; kaynak, pınar
- "Çaykaraların suyu o kadar soğuktur ki dişlerini tıkırdatır."
-
[isim, ağızlardan]
Çay kenarında çıkan göze; kaynak, pınar
- ÇAKIŞIK
-
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- "Çakışık üçgenler."
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- ÇAPAÇUL
-
-
[sıfat]
Bakınız pasaklı
- "Musa, gene her günkü çapaçul kılığına bürünmüş."
-
Düzensiz, özensiz, karışık olan
- "Her türlü kirli kazanç, hile hurda, rüşvet, başıbozukluk, çapaçul işler bunlar için tabiiydi."
-
[sıfat]
Bakınız pasaklı
- ÇARESİZ
-
-
[sıfat]
Çaresi bulunmayan, onulmaz; umarsız, devasız
- "Çaresiz derdimi oğlana anlatıp dükkâna döndüm."
-
Çare bulamayan, zavallı (kimse); biçare
- "Viranelerde yemek için ot toplayan çaresiz kadınlarla konuştu."
-
[zarf]
Çıkar yol bulamayan bir biçimde; umarsız
- "Birdenbire kendini o kadar çaresiz hissetti ki oradan uzaklaşıp bir sütunun dibine çökerek ağlamaya başladı."
-
[zarf]
Bakınız ister istemez
- "Başöğretmen bu armağanları geri çeviremediği için çaresiz kabul eder."
-
[sıfat]
Çaresi bulunmayan, onulmaz; umarsız, devasız
- ÇALIMLI
-
-
[sıfat]
Çalımı olan; havalı, pozlu, zambırlı
-
[isim, denizcilik]
Başı yüksek, yapısı dar gemi
-
[sıfat]
Çalımı olan; havalı, pozlu, zambırlı