Sonunda ç olan 7 harfli 42 kelime var. Ç harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ç harfi olan kelimeler listesine ya da başında ç harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TUTAMAÇ
-
-
[isim]
Bir şeyin tutulup çekilecek yeri
-
Tutunacak yer; tutamak
-
Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç
-
[isim]
Bir şeyin tutulup çekilecek yeri
- AYIRTAÇ
-
-
[isim, fizik]
Bir dalga biçimindeki sıklık veya evre değişmelerini genlik değişmeleri olarak ortaya çıkaran alet
-
[isim, fizik]
Bir dalga biçimindeki sıklık veya evre değişmelerini genlik değişmeleri olarak ortaya çıkaran alet
- KISKANÇ
-
-
[sıfat]
Kıskanma huyunda olan (kimse); günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut
- "İlk tanıştığımız günlerde ben kıskanç ve fenaydım."
-
[sıfat]
Kıskanma huyunda olan (kimse); günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut
- GÜLAĞAÇ
-
-
[isim]
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
- AYIRMAÇ
-
-
[isim]
Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge; farika
-
[isim]
Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge; farika
- KORKUNÇ
-
-
[sıfat]
Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren; müthiş
- "Bizi buraya getiren arabacı yolda birtakım korkunç şeyler söyledi."
-
Herhangi bir özelliğiyle şaşkınlık veren
-
Çok aşırı
- "Sandık kokan masallarını önlerine gelene anlatmaktan korkunç zevk duyarlar."
-
[sıfat]
Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren; müthiş
- GEPGENÇ
-
-
[sıfat]
Çok genç
- "Ölüm bu gepgenç, bu dipdiri insanı yatağında değil, bir kapı önünde ayakta aldı götürdü."
-
[zarf]
Çok genç olarak, çok gençken
- "Gepgenç öldü."
-
[sıfat]
Çok genç
- ÇAREVİÇ
-
Kelime Kökeni: Rusça
-
[isim]
Çarın oğlu
-
[isim]
Çarın oğlu
- DİPDİNÇ
-
-
[sıfat]
Çok sağlıklı, çok canlı
-
[sıfat]
Çok sağlıklı, çok canlı
- KÖRAĞAÇ
-
-
[isim]
Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm
-
Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası
-
[isim]
Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm
- KOKOREÇ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Şişe sarılarak kor ateşte kızartılan, kuzu bağırsağından yiyecek
-
[isim]
Şişe sarılarak kor ateşte kızartılan, kuzu bağırsağından yiyecek
- ARKALIÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız arkalık
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız arkalık
- YIRTMAÇ
-
-
[isim]
Çoğunlukla etek, paça veya kol yeninde, dikilmemiş uzunca açıklık
-
[isim]
Çoğunlukla etek, paça veya kol yeninde, dikilmemiş uzunca açıklık
- BAŞAĞAÇ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yıl halkaları çember biçiminde görüntü veren ağaç
-
[isim, bitki bilimi]
Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yıl halkaları çember biçiminde görüntü veren ağaç
- DOMANİÇ
-
-
[isim]
Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
- ÜŞENGEÇ
-
-
[sıfat]
Çok üşenen; üşengen
- "Hatta Filipinler’de, üşengeç seçmenleri kışkırtmak için kabara kabara gezen kazların boynuna küçük pankartlar bağlamışlar."
-
[sıfat]
Çok üşenen; üşengen
- DÖNEMEÇ
-
-
[isim]
Bir yolun yön değiştirdiği yer; bük (I), büklüm, büküntü, kıvrım, kıvrıntı, viraj
- "Saffet Bey ilk dönemeci döner dönmez, yamağın eline cep saatimi tutuşturup şiddetli emir verdim."
-
[mecaz]
Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama
-
[isim]
Bir yolun yön değiştirdiği yer; bük (I), büklüm, büküntü, kıvrım, kıvrıntı, viraj
- TİKSİNÇ
-
-
[sıfat]
Bakınız tiksindirici
- "Bu ev niçin ona, tiksinç kuytularda düzensiz solumalar çağrıştırır?"
-
[sıfat]
Bakınız tiksindirici
- İHTİYAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥtiyāc
-
[isim]
Bakınız gereksinim
- "Ama unutmayalım ki tecessüslerimize yön veren ihtiyaçlarımızdır."
-
Güçlü istek
- "Şefkatten ölecek derecede hisli, içli bir hâlde bağrıma basmak ihtiyacında idim."
-
Yoksulluk, yokluk
- "İhtiyaç adamcağızın belini büktü."
-
[isim]
Bakınız gereksinim
- SATRANÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça saṭrenc
-
[isim]
İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun; şatranç
- "İki kişiyi birden satrançta mat ettim."
-
[isim]
İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun; şatranç