Sonunda ç olan 4 harfli 45 kelime var. Ç harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ç harfi olan kelimeler listesine ya da başında ç harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İZAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça izʿāc
-
[isim, eskimiş]
Bunaltma, tedirgin etme, baş ağrıtma, can sıkma
- "Bu vaka Bilâl'i, uşakların izacından tamamen kurtardı."
-
[isim, eskimiş]
Bunaltma, tedirgin etme, baş ağrıtma, can sıkma
- SKEÇ
-
Kelime Kökeni: İngilizce sketch
-
[isim]
Güldürü niteliğinde kısa oyun
- "Bir okul skecinin gönülsüz oyuncuları gibiydiler."
-
[isim]
Güldürü niteliğinde kısa oyun
- FELÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça felc
-
[isim, tıp]
Bakınız inme
-
[mecaz]
İşlemez durumda olma
-
[isim, tıp]
Bakınız inme
- EVİÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça evc
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir tür birleşik makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir tür birleşik makam
- TUNÇ
-
-
[isim]
Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı; bronz
-
[sıfat]
Bu alaşımdan yapılan
-
[isim]
Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı; bronz
- SMAÇ
-
Kelime Kökeni: İngilizce smash
-
[isim, spor]
Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma; küt (III)
-
Basketbolda yakın mesafeden topu sertçe sepete geçirme
-
[isim, spor]
Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma; küt (III)
- MURÇ
-
Kelime Kökeni: Ermenice
-
[isim]
Betonu kırmakta veya betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet
-
[isim]
Betonu kırmakta veya betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet
- PENÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça penc
-
[isim]
Bakınız beş
-
[isim]
Bakınız beş
- AMAÇ
-
-
[isim]
Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenilen sonuç; erek, gaye, garaz, kasıt, maksat, murat, niyet
- "Evet ama öteki kızı bu iş için kaçırdılarsa amaçlarına ulaştılar."
-
Bakınız hedef
- "Amaç, şüphe götürmeyecek ilk kesin bilgiye varmaktı."
-
Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev; misyon
-
[isim]
Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenilen sonuç; erek, gaye, garaz, kasıt, maksat, murat, niyet
- ŞERÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça şerc
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız anüs
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız anüs
- ARAÇ
-
-
[isim]
Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne
-
Bakınız taşıt
- "Araçlarından inen iki polis sulara basmamak için sıçrayarak kapıya doğru yaklaşıyorlar."
-
[mecaz]
Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey; vasıta
- "Bu yüzden iyi anlaşmak için araçların mükemmelliği söz konusu değildir."
-
[isim]
Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne
- LİNÇ
-
Kelime Kökeni: İngilizce lynch
-
[isim]
Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi
-
[isim]
Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi
- BURÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça burc
-
[isim]
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı
- "Etrafı geniş hendeklerle çevrili burçlar, en seçme muhafızlar elinde en titiz hesaplarla korunuyor."
-
[gök bilimi]
Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad
-
Astrolojik gök cisimlerinin kişinin doğumu sırasında bulunan konumlarına verilen ortak ad
- "Düşündükçe gösterdiğim davranışlara, hareketlerime, burcuma göre değişik renk olacağıma kanaat getirdim."
-
[teknik]
Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılan bir motor parçası
-
[isim]
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı
- FEVÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça fevc
-
[isim, eskimiş]
İnsan kalabalığı
-
[isim, eskimiş]
İnsan kalabalığı
- GÖNÇ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Zengin, varlıklı
-
[sıfat, ağızlardan]
Zengin, varlıklı
- İNEÇ
-
- BORÇ
-
Kelime Kökeni: Soğdca
-
[isim]
Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey; takanak, verecek
- "Vaktim yok, bana para bul, şu borcu ödeyeyim, söz verdim."
-
[mecaz]
Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü
-
[isim]
Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey; takanak, verecek
- ORUÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça rūze
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma
- "Eh, biz her vakit duamızı, orucumuzu eksik etmeyiz, çok şükür!"
-
[mecaz]
Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma
- DREÇ
-
Kelime Kökeni: İngilizce dredge
-
[isim]
Ağlı kepçe, tarama ağı
-
[isim]
Ağlı kepçe, tarama ağı
- EMEÇ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı
-
[isim, bitki bilimi]
Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı