Başında ç olan 9 harfli 291 kelime var. Ç harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ç harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ç harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAPARHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça T. çapar + Farsça ḫāne
-
[isim, tarih]
Menzillerde ulakların, postacıların bulunduğu yer
-
Ulakların atlarının barındığı yer
-
[isim, tarih]
Menzillerde ulakların, postacıların bulunduğu yer
- ÇARPIŞMAK
-
-
[-le]
Birbirine çarpmak, tokuşmak
- "Kompartımana girdi ve eşyalarını raflara koymaya çalışan Pervin'le çarpıştı."
-
[nesnesiz, -le, askerlik]
Düşmanla küçük çaplı savaşmak; vuruşmak
- "Karşımıza çıkacak olan kuvvet, kim ve ne olursa olsun, behemehâl çarpışırız ve muvaffak oluruz."
-
[nesnesiz, mecaz]
Birbirine üstün gelmeye çalışmak
- "İki düşünce çarpışıyor."
-
[-le]
Birbirine çarpmak, tokuşmak
- ÇİVİTLEME
-
-
[isim]
Çivitlemek işi
- "Eskiden çivitleme bu amaçla yapılmaktaydı."
-
[isim]
Çivitlemek işi
- ÇAKICILIK
-
-
[isim]
Çakıcının yaptığı iş
-
[isim]
Çakıcının yaptığı iş
- ÇAĞCILLIK
-
-
[isim]
Bakınız çağdaşlık
-
[isim]
Bakınız çağdaşlık
- ÇİĞLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Göze batmak
-
[mecaz]
Kaba, yersiz, yakışıksız davranışlarda bulunmak
- "Her şeyin sıradanlaştığı, çiğleştiği, sığlaştığı, bayağılaştığı bir noktadayız."
-
[nesnesiz]
Göze batmak
- ÇELEBİYAN
-
Kelime Kökeni: Türkçe çelebi + Farsça -ān
-
[din bilimi]
Hacı Bektaş Veli’nin soyundan geldiklerine ve çelebi adıyla onu ve soyunu temsil ettiklerine inanan dervişlerin oluşturduğu Bektaşilik kolu; Çelebiler
- "Bektaşilerin Babagân ve Çelebiyan kollarından Çelebiyan kolunun merkezi Kırşehir’e bağlı Hacıbektaş’taydı."
-
[din bilimi]
Hacı Bektaş Veli’nin soyundan geldiklerine ve çelebi adıyla onu ve soyunu temsil ettiklerine inanan dervişlerin oluşturduğu Bektaşilik kolu; Çelebiler
- ÇEVRELEME
-
-
[isim]
Çevrelemek işi
-
[isim]
Çevrelemek işi
- ÇEKEMEMEK
-
-
[-i]
Çekme işini yapamamak
-
[mecaz]
Katlanamamak
- "Siz bu yolun yükünü çekemezsiniz."
-
[mecaz]
Bakınız kıskanmak
- "Beni çekemeyen biri bir işler karıştırıyor."
-
[-i]
Çekme işini yapamamak
- ÇANKIRILI
-
-
[isim]
Çankırı ilinden olan kimse
-
[isim]
Çankırı ilinden olan kimse
- ÇARİÇELİK
-
-
[isim]
Çariçe olma durumu
-
[isim]
Çariçe olma durumu
- ÇATIŞMACI
-
-
[isim]
Çatışma çıkaran kimse
- "Sesi anlamlı, söyledikleri içtendi; bir iki yıl öncesinin sert, çatışmacı sesi değildi."
-
[isim]
Çatışma çıkaran kimse
- ÇİLECİLİK
-
-
[isim]
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme
- "Bazı tarikat mensuplarında bilinçli bir fiil olarak görülen bu çilecilik, özellikle ergenlerde, baş edilemeyen dürtülere karşı kullanılan bilinç dışı bir savunma mekanizmasıdır."
-
[isim]
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme
- ÇERKEZKÖY
-
-
[isim]
Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri
- ÇALAKALEM
-
-
[zarf]
Durmadan, çabucak yazarak
- "Delegasyonumuz aleyhine çalakalem bir polemiğe girişmiş bulunuyordu."
-
Gelişigüzel, özen göstermeden
- "Gazete için çalakalem yazılırdı; dergi için özen isterdi."
-
[zarf]
Durmadan, çabucak yazarak
- ÇAPALANMA
-
-
[isim]
Çapalanmak işi
-
[isim]
Çapalanmak işi
- ÇİRKİNLİK
-
-
[isim]
Çirkin olma durumu
- "Güzelliği görmekten, çirkinliğe bakıp da iğrenmeye vakit bulamaz."
-
Çirkin olanın niteliği
- "Cins kediler, leşlerini, çirkinliğini gizlemek için tenha yerlerde ölmeye giderlermiş."
-
[isim]
Çirkin olma durumu
- ÇİNGENECE
-
-
[isim]
Çingenelerin kullandığı dil
- "Emine ona hiç manası olmayan uydurmasyon bir Çingenece ile takıldı."
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Çingenelerin kullandığı dil
- ÇUBUKLAMA
-
-
[isim]
Çubuklamak işi
-
[isim]
Çubuklamak işi
- ÇIKMAKLIK
-
-
[isim]
Çıkma durumunda olma
- "Hâlbuki ayrılık acısına ve ayrılık seslerine, bildik çıkmaklığım gerekti."
-
[isim]
Çıkma durumunda olma