Başında ç olan 7 harfli 287 kelime var. Ç harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ç harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ç harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇINARLI
-
-
[sıfat]
Çınarı olan
- "Çınarlı köşkün önüne gelince durdu." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Çınarı olan
- ÇÖZÜNME
-
-
[isim]
Çözünmek işi
-
Bir sıvı ile karışan katı, sıvı veya gaz durumundaki bir maddenin bu sıvı içinde homojen bir bütün oluşturacak biçimde karışması
-
[isim]
Çözünmek işi
- ÇÜRÜTME
-
-
[isim]
Çürütmek işi
-
[isim]
Çürütmek işi
- ÇUVALCI
-
-
[isim]
Çuval yapan veya satan kimse
-
Tarım işlerinde ürünü çuvallara dolduran kimse
-
[isim]
Çuval yapan veya satan kimse
- ÇATMACI
-
-
[isim]
Çatma işini yapan kimse
-
[isim]
Çatma işini yapan kimse
- ÇÖZÜMCÜ
-
-
[isim]
Çözüm getiren kimse
-
[isim]
Çözüm getiren kimse
- ÇALIŞIM
-
-
[isim]
İdman
-
[isim]
İdman
- ÇALKAMA
-
-
[isim]
Çalkamak işi
-
[sıfat]
Çalkalanarak yapılan
- "Çalkama ayran."
-
[isim]
Çalkamak işi
- ÇANKAYA
- ...
- ÇARIKÇI
-
-
[isim]
Çarık yapan veya satan kimse
-
[isim]
Çarık yapan veya satan kimse
- ÇİTİMEK
- ...
- ÇÖZÜLÜŞ
-
-
[isim]
Çözülme işi veya biçimi
- "Düğümün çözülüşü."
-
Eriyerek gevşeme
- "Buzların çözülüşü."
-
Yıkılış
- "Osmanlı İmparatorluğu'nun çözülüşü."
-
Dağılış
- "Düşman ordusunun çözülüşü."
-
[isim]
Çözülme işi veya biçimi
- ÇÖKÜNTÜ
-
-
[isim]
Çökme
-
Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz
-
Suyun dibine çöken şeyler
-
Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü
-
Gerileme, kriz, depresyon
- "Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü." (Tarık Buğra)
-
[isim]
Çökme
- ÇUKURLU
-
-
[sıfat]
Çukuru olan
-
[sıfat]
Çukuru olan
- ÇARPMAK
-
-
Hızla değmek, vurmak
- "Ahmet şaşkınlığından bir kestane yığınına çarptı, canı acıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Etkisiyle birdenbire hasta etmek
- "Güneş çarpmak. Kömür çarpmak."
-
[-i]
Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak
- "Yeşildirek'te yatan evliya hepinizi çarpar." (Kemal Tahir)
-
[-i]
El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek
- "Köprüden denizi seyredenlerin cüzdanını hep çarparlar." (Burhan Felek)
-
[-i]
Kurnazlıkla, zorla ele geçirmek
- "İhtiyarın üç aylıkları aldığı günler çıkagelir, allem edip kallem edip zavallının yarı maaşını çarpar kaçar." (Haldun Taner)
-
[nsz]
Kalp, hızlı hızlı vurmak
-
[-i]
Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek
-
[-i]
Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak
- "Güzel halk türkülerinde beni çarpan şey bunların hepsinin arkasında bir vaka, bir macera, nihayet bir insan bulunmasıdır." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
-
Hızla değmek, vurmak
- ÇİLEKLİ
-
-
[sıfat]
İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)
-
[sıfat]
İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)
- ÇATALLI
-
-
[sıfat]
Çatalı olan veya çatal durumunda olan
-
Pürüzlü (ses)
-
İki veya daha çok ihtimali olan
-
[sıfat]
Çatalı olan veya çatal durumunda olan
- ÇOTANAK
-
-
[isim]
Üzerinde birçok fındık bulunan dal
-
[isim]
Üzerinde birçok fındık bulunan dal
- ÇAKILLI
-
-
[sıfat]
Çakılı olan
- "Kumsal topraktan, dibi çakıllı suya girdi." (Cahit Uçuk)
-
[sıfat]
Çakılı olan
- ÇEKYALI
- ...