Başında ç olan 6 harfli 198 kelime var. Ç harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ç harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ç harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇITLIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız çitlembik
    • "Çıtlık atıştırırken üzerinde bulunduğum dal gövdesinden ayrıldı ama kopmadan beni aşağıya indirdi." (Yusuf Erkan)
ÇİĞNEK

  1. [isim] Bakınız yol uğrağı
  2. Üzerinden çok geçilmiş, çok çiğnenmiş toprak
    • "… kurşun, et ve kemik çürütmüş olan bu çiğnek toprak, avuçlayıp sıktın mı yine kan kokuyordu." (Fahri Erdinç)
ÇUHALI

  1. [sıfat] Çuhası olan
    • "Gözümün önünde loş türbelerin dinginliğine, gönül rahatlığına sinmiş yeşil çuhalı sandukalar duruyor." (Reşat Nuri Güntekin)
ÇAYEVİ

  1. [isim] Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı, satıldığı ve içildiği küçük iş yeri; çaycı, çayhane
ÇAVMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Güneş doğmak
  2. Dağılıp yayılmak, saçılmak
  3. [-den, mecaz] Bakınız cıvmak
ÇİĞNEM

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız çiğnemlik
    • "Hoş geldin diyene bir çiğnem sakız uzatacaksın..." (Fakir Baykurt)
ÇİLSİZ

  1. [sıfat] Çili olmayan
    • "Çilsiz bir yüz yıldızsız gökyüzüne benzer, diyerek kendisiyle dalga geçmeye çalışan çocukları bozardı." (Özgür Kurtuluş)
ÇARŞAF

Kelime Kökeni: Farsça çāder + şeb

  1. [isim] Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü
    • "Adam, üstü beyaz bir çarşafla örtülü sedyeyi dışarı doğru çekiyor." (Ahmet Ümit)
  2. Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi; bürgü, bürük
    • "Çabucak yatak odasına koştu, çarşafını giydi." (Peyami Safa)
ÇAKŞIR

  1. [isim] Paça bölümü diz üstünde veya diz altında kalan bir tür erkek şalvarı
    • "İyi işlenmiş mavi çakşır ve mavi cepken giyerdi." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy
ÇAPULA

  1. [isim, ağızlardan] Kaba deriden yapılmış ucu sivri ve kıvrık ayakkabı
ÇAPARİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk, ördek vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri takılan çok iğneli bir tür olta takımı
    • "Çapari oltasını şöyle bir ucundan tutup havaya kaldırdığı zaman eski keyfi biraz yerine gelir gibi oluyor." (Orhan Seyfi Orhon)
ÇULTAR

  1. [isim] Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı vb. örtü
ÇARKIT

  1. [sıfat, ağızlardan] Eski, bozuk olan
  2. Sakat olan
ÇINGIL

  1. [isim] Bakınız şıngıl (I)
    • "Bağ bozumundan sonra kütüklerde kalan tek taneli, güneşten ısınmış üzüm çıngılının tadını hiçbir salkımda bulamazsınız." (Refik Halit Karay)
  2. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs; cıngıl
  3. Metal eşya, taş vb. birbirine vurulduğunda çıkan ses
ÇILBIR

  1. [isim] Kaynamış suyun içine kırılan yumurta piştikten sonra kevgirden geçirilip üzerine sarımsaklı yoğurt ve sos dökülerek hazırlanan bir yemek türü
    • "Çılbır sade yumurta ve yoğurtla da bitmez, sarımsak ister." (Refik Halit Karay)
ÇARKLI

  1. [sıfat] Çarkı olan
  2. [isim] Her iki yanda birer çarkı bulunan vapur
ÇEĞMEL

  1. [sıfat] Yay veya çengel biçiminde bükülmüş olan
ÇATLAK

  1. [sıfat] Çatlamış olan
    • "Çatlak bardak."
  2. [mecaz] Bakınız deli
    • "Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım?" (Oktay Rifat)
  3. [isim] Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık; çatlaklık
    • "Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti." (Aka Gündüz)
  4. [isim, mecaz] Bakınız ara
    • "İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  5. [isim, jeoloji] Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması; diyaklaz
    • "Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu." (Tarık Buğra)
  6. [isim, tıp] Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık; yarık, fissür
ÇULLUK

  1. [isim, hayvan bilimi] Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş; bekas (Scolopax rusticola)
    • "İç Anadolu’da çulluk pek fazla rağbet edilen ve bilinen bir av olmamakla beraber kışın çok soğuklarda nehirlerin dar vadilerden geçtiği alanlarda, nehir kenarlarında bol miktarda çulluğa rastlamak mümkündür." (Eren Sarı)
ÇÖZGÜN

  1. [sıfat] Çözülmüş, dağılmış
  2. Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü