Başında çı olan 8 harfli 41 kelime var. ÇI ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde çı olan kelimeler listesine ya da sonu çı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇIRPILMA

  1. [isim] Çırpılmak işi

ÇITLAYIŞ

  1. [isim] Çıtlama işi veya biçimi

ÇIKRIKÇI

  1. [isim] Çıkrık yapıp satan kimse
  2. Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine

ÇIKIŞMAK

  1. [-e] Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak
    • "Behey mübarek adam, gece yarıları denizin dibinde ne arıyorsun diye soruyor, âdeta karşısına bir suçlu çıkarmışlar gibi çıkışıyordu." (Refik Halit Karay)
    • "Çene yarıştırmada ben seninle çıkışamam."
  2. [nsz] Yeter olmak, yetmek
    • "Param çıkışmadığı için arkadaşımdan borç aldım."

ÇINLAMAK

  1. [nsz] "Çın" diye ses çıkarmak
    • "Kulaklarımda bir dünya nağmesi / Bir büyük çalgı var içimde çınlar." (Ahmet Kutsi Tecer)
  2. Yankı vermek
    • "Bir ses benzeri işitilmemiş bir kahkaha gibi çınladı." (Tarık Buğra)

ÇIRAKLIK

  1. [isim] Çırak olma durumu, yamaklık
    • "Evimize yakın olan bu kahveye gide gele, kahveci çıraklığına başlayıverdim." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Çırağın yaptığı iş
    • "Bir şey söylemeden çıraklık vazifesini alırdı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Çırağa verilen ücret
  4. Çırakların çalıştığı yer

ÇITLATMA

  1. [isim] Çıtlatmak işi
  2. Antep fıstığının kabuğunu aralama

ÇIRPIŞMA

  1. [isim] Çırpışmak işi

ÇIYANLIK

  1. [isim] Hain olma durumu, hainlik

ÇINLATIŞ

  1. [isim] Çınlatma işi veya biçimi

ÇIKRALIK

  1. [isim] Çıkra ile örtülü yer

ÇIĞIRTMA

  1. [isim] Çığırtmak işi
  2. Basit, küçük, nefesli bir çalgı
    • "Bu lakırtıların arasında çığırtma gibi ince çocuk sesi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

ÇIKARMAK

  1. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
    • "Cebinden maroken kaplı bir defter çıkardı." (Ömer Seyfettin)
  2. [-i] Sonunu getirmek
    • "Bu para ile ayı çıkarırız."
  3. [-i] Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek
  4. [-i] Bulmak, ortaya koymak
    • "Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak."
  5. [-i] Hatırlamak
    • "Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım." (Necati Cumalı)
  6. [nsz] Döküntülü bir hastalığa tutulmak
    • "Çiçek çıkarmak."
  7. [-i] Çok hoşlanmak
    • "Lezzetini çıkara çıkara hikâyesine devam ediyordu." (Refik Halit Karay)
  8. [-i] Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek
    • "Öfkesini benden çıkardı."
  9. [-i] Sağlamak, elde etmek
    • "Ekmeğini taştan çıkarmak."
  10. [-i] Gibi göstermek, bir davranış yüklemek
    • "Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak."
  11. Sindirim yolundan dışarı atmak
  12. İlgisini keserek uzaklaştırmak
  13. [-i] Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak
    • "İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  14. [-i] Yayımlamak
    • "Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı." (Orhan Seyfi Orhon)
  15. [-i] Gidermek
    • "Lekeyi çıkarmak."
  16. [nsz] Sebep olmak, yol açmak
    • "Bir dedektif bürosu açmış, hükûmet zorluk çıkardığından kapatmıştı." (Refik Halit Karay)
  17. [nsz] Yapmak, üretmek
    • "Bu terzi çok iş çıkarıyor."
  18. [-e] Sunmak
    • "Konuklara çerez çıkardı."
  19. [-e] Göstermek
    • "Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın." (Memduh Şevket Esendal)
  20. [-i] Bir şeyi bir örneğe göre yapmak
    • "Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami..." (Haldun Taner)
  21. [nsz] Yollamak, göndermek
    • "Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti."
  22. [nsz] Yükü boşaltmak
    • "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik." (Refik Halit Karay)
  23. [nsz] Resim yapmak
  24. [nsz] Fotoğraf çektirmek
  25. [-i] Söylemek
    • "Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır." (Osman Cemal Kaygılı)
  26. [-i] Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek

ÇIKARTMA

  1. [isim] Çıkartmak işi
  2. Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı
    • "Yonca'nın elindeki kâğıt parçasında, yeşilli, sarılı, kırmızılı bir kelebek çıkartması var." (Oktay Rifat)

ÇIKILMAK

  1. [-e] Dışarı veya yukarı gidilmek
    • "Dağa çıkıldı. Bu havada dışarıya çıkılmaz."

ÇIKIKLIK

  1. [isim] Çıkık olma durumu

ÇITLAMAK

  1. [nsz] "Çıt" sesi çıkarmak
    • "Ateş çıtlıyor."

ÇINARCIK
...
ÇINLAYIŞ

  1. [isim] Çınlama işi veya biçimi
    • "Kahkahalarımın çınlayışı o kadar berraktı ki her kusurum affolunuyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)

ÇIRPINIŞ

  1. [isim] Çırpınma işi veya biçimi
    • "O, şimdi herkes uyurken gündüzki yorgunluklarının, çırpınışlarının beyhudeliğini anlamıştı." (Abdülhak Şinasi Hisar)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü