Başında çı olan 8 harfli 49 kelime var. Çı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çı olan kelimeler listesine ya da sonu çı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında çı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇIKIŞMAK
-
-
[-e]
Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak
- "Babaanne hiç ağzını açmadı, gelinine bir kez olsun çıkışmadı, hizmetçisiz kalındı mı mutfağa girip bulaşık yıkadı."
-
[nesnesiz]
Yeter olmak, yetmek
- "Bir gün de son günlerden birinde, bir aşçıdan on parası çıkışmadı diye dünyanın lafını yedi."
-
[-e]
Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak
- ÇITLATMA
-
-
[isim]
Çıtlatmak işi
-
[isim]
Çıtlatmak işi
- ÇINLAYIŞ
-
-
[isim]
Çınlamak işi
- "Kahkahalarımın çınlayışı o kadar berraktı ki her kusurum affolunuyordu."
-
[isim]
Çınlamak işi
- ÇINGILLI
-
-
[sıfat]
Çınlama sesi çıkaran
- "Bu kale taşlı kale / Çıngıllı taşlı kale"
-
[mecaz]
Çok süslü
- "Şiir yazacak olsaydım, öyle allı pullu, çıngıllı, püsküllü sözcükler kullanmazdım."
-
[sıfat]
Çınlama sesi çıkaran
- ÇINLATMA
-
-
[isim]
Çınlatmak işi
- "Sahnenin önüne dizilen dört hoparlörden geçen saz sesleri, salonu çınlatmaya başladı."
-
[isim]
Çınlatmak işi
- ÇIRAKMAN
-
Kelime Kökeni: Farsça (Far. çerāġ + pā'dan)
-
[isim]
Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk
-
Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş
-
Bakınız meşale
- "Makul mesafeden diğer arkadaşlar çırakmanı ellerindeki yetmiş seksen santimetre değneklerle dışarıya çıkarmaya çalışıyorlar."
-
[isim]
Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk
- ÇIKRIKLI
-
-
[sıfat]
Çıkrığı olan
- "Bahçede bir de çıkrıklı kuyu olacak."
-
[sıfat]
Çıkrığı olan
- ÇIKARTMA
-
-
[isim]
Çıkartmak işi
- "Baban nüfus kâğıdını çıkartmayı savsaklamış."
-
Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı
- "Yonca'nın elindeki kâğıt parçasında, yeşilli, sarılı, kırmızılı bir kelebek çıkartması var."
-
[isim]
Çıkartmak işi
- ÇIĞIRTMA
-
-
[isim]
Bakınız çağırtma
-
Basit, küçük, kamış veya ağaçtan yapılmış, düdük şeklinde nefesli bir çalgı
- "Bu lakırtıların arasında çığırtma gibi ince çocuk sesi."
-
[isim]
Bakınız çağırtma
- ÇITLATIŞ
-
-
[isim]
Çıtlatmak işi
-
[isim]
Çıtlatmak işi
- ÇIKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Çıkma işi yapılmak
- "En dipte ikişer ayak merdivenle çıkılan ayrı iki odada farklı aileler otururlardı."
-
[nesnesiz]
Çıkma işi yapılmak
- ÇINGIRAK
-
-
[isim]
Küçük çan
- "Atlı araba ormanın içinden geçen ince bir yolda çıngırak sesleriyle uzaklaşıyor."
-
İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne; çıngırdak
- "Kollarını çıngırağı tutmak istermiş gibi oynatıyor; ileriye geriye, iki yana."
-
İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran, saplı, metal çocuk oyuncağı
- "Çocuğun avucunu açtırdı, çıngırağını zorla tutuşturdu eline."
-
[isim]
Küçük çan
- ÇIKARTIŞ
-
-
[isim]
Çıkartmak işi
-
[isim]
Çıkartmak işi
- ÇIPALAMA
-
-
[isim]
Çıpalamak işi
-
[isim]
Çıpalamak işi
- ÇITÇITÇI
-
-
[isim]
Giyim sanayisinde giysilere çıtçıt diken kimse
-
Kuaförlerde kadın saçlarına ek yapan kimse
-
[isim]
Giyim sanayisinde giysilere çıtçıt diken kimse
- ÇIKRIKÇI
-
-
[isim]
Çıkrık yapıp satan kimse
-
Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine
-
Kemane denilen elektriksiz torna ile ahşabı biçimlendiren kimse
-
[isim]
Çıkrık yapıp satan kimse
- ÇINGIRTI
-
-
[isim]
Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik sesin adı
- "Zayıf bir çıngırtı konağın geniş avlusuna dağıldı."
-
[isim]
Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik sesin adı
- ÇINSABAH
-
-
[zarf]
Sabahleyin, çok erken
-
[zarf]
Sabahleyin, çok erken
- ÇINARCIK
-
-
[isim]
Yalova iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Yalova iline bağlı ilçelerden biri
- ÇIRAKLIK
-
-
[isim]
Çırak olma durumu
- "Artık on yedi yaşındaydı ve gazozcu, ayrancı çıraklığı yapmak istemiyordu."
-
Çırağın yaptığı iş
- "Bir şey söylemeden çıraklık vazifesini alırdı."
-
Çırağa verilen ücret
-
Çırakların çalıştığı yer
-
[isim]
Çırak olma durumu